Günay Maharramzade: "Kalp hastalıkları artık 30'lu yaşlarda da görülüyor"
"Günde en az 4000 adım atmak gerekiyor"
"Tıkanmış kalp damarını hiçbir bitkisel ilaç açamaz"
Avrupa ve Azerbaycan Kardiyoloji Derneği üyesi, Referans Hastanesi Kardiyoloğu Günay Maharramzade Modern.az sitesine geniş bir röportaj verdi. Röportajda son yıllarda artan kalp hastalıklarından bahsedildi:
- Günay Hanım, Azerbaycan'da en sık görülen kalp-damar hastalıkları nelerdir?
- Azerbaycan'da en sık görülen kalp-damar hastalıkları arasında ilk sırada miyokard enfarktüsünü belirtmek isterim. Ne yazık ki, enfarktüs sonucu ölüm vakaları da az değil. Ancak zamanında teşhis konulduğunda ve invaziv tedavi uygulandığında hastanın hayatını kurtarmak mümkün oluyor. Bununla birlikte, arteriyel tansiyon hastalığı da yaygın. Tansiyon yükselmesi doğrudan kalple ilgili nedenlerden, eşlik eden hastalıklardan veya bazen nedeni bilinmeden de ortaya çıkabilir. Halk arasında bunu çoğu zaman "kalbe bağlarlar". Halbuki yüksek tansiyonun kendisi de kalbe zarar veren faktörlerden biridir.
- Ülkemizde kalp-damar sistemi hastalıklarının oluşumunda en çok hangi faktörler etkili oluyor?
- Burada ilk sırada genetik faktörün yer aldığını söyleyebilirim. Daha sonra beslenme tarzı, yaşadığımız ortam, fiziksel aktivite eksikliği, hareketsiz yaşam tarzı ve zararlı alışkanlıklar önemli rol oynar. Kalp sağlığı açısından Akdeniz tipi beslenme daha faydalı kabul edilir. Ancak bizde daha çok et ve yağlı gıdalar tüketildiği için risk artar.
- Zararlı alışkanlıkları vurguladınız. Somut olarak hangi alışkanlıkları kastediyorsunuz?
- Kalp hastalıkları daha çok erkeklerde görülür. Bunun nedenlerinden biri de erkeklerin kadınlara kıyasla zararlı alışkanlıklara daha yatkın olmasıdır. Burada ilk sırada tütün kullanımı, sigara içmek, alkolün aşırı tüketimi yer alır. Ayrıca, son yıllarda gençler arasında elektronik sigara, nargile ve enerji içeceklerinin yayılması da kalp-damar hastalıkları için ciddi bir risk faktörü sayılır.
- Kalp-damar hastalıklarının ilk belirtileri nelerdir?
- En sık görülen ilk belirti kalp bölgesindeki ağrıdır. Bu ağrı bazen minimal fiziksel hareket sırasında, bazen de sıradan günlük aktiviteler sırasında ortaya çıkabilir. Göğüste ağrı, sıkışma, yanma hissi temel sinyallerdendir. Bunun dışında, yüksek tansiyondan muzdarip kişilerde başın arka kısmında, şakakta veya yanaklarda rahatsızlık olabilir. Kolesterol metabolizmasının bozulması durumunda göz çevresinde yağ birikimi de görülebilir. Aynı zamanda obezite, şeker hastalığı ve metabolizma bozuklukları da daha sonra kalp-damar hastalıklarına yol açan nedenlerdendir.
- Kalp-damar hastalıklarının oluşumunda genetik faktörün rolü nedir?
- Genetik faktörü ilk sıraya koyardım. Çünkü bazı durumlarda kolesterol metabolizmasının bozulması, şeker hastalığı ve arteriyel tansiyon kalıtsal özellik taşır. Ailede bu hastalıklar varsa, sonraki nesilde de erken yaşlarda ortaya çıkabilir. Özellikle kolesterolün kalıtsal olarak yüksek olması kalbe giden ana damarların tıkanmasına neden olabilir. Kısacası, bazı risk faktörleri kişinin kendisine bağlıdır, bazıları ise genetik kökenlidir.
- Yaşam tarzının bu hastalıkların oluşumundaki rolü ne kadardır?
- Yaşam tarzının rolü çok büyüktür. Bazen bir kişide genetik risk olur, ama o, doğru beslenir, fiziksel olarak aktif olur ve zararlı alışkanlıklardan uzak durursa, hastalığın oluşma ihtimali oldukça azalır. Bu yüzden biz her zaman sağlıklı beslenmeyi, daima hareketli olmayı ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmayı tavsiye ederiz.
- Tecrübenize göre, kalp hastalıkları en çok hangi yaş aralığında görülür?
- Akut durumlarda daha çok 40-55, bazen de 40-60 yaş aralığında görülür. Ancak son dönemlerde 30'lu yaşlarda da kalp hastalıklarıyla ilgili vakaların arttığını görüyoruz. Kronik kalp hastalıkları ise daha çok 60-70 yaşından sonra gözlemlenir.
- Son yıllarda kalp-damar hastalıklarının "gençleşmesi" gözlemleniyor. Bunu koşullandıran temel nedenler nelerdir?
- Burada temel nedenlerden biri sosyal medya kullanımının artması ve bununla birlikte stres faktörlerinin çoğalmasıdır. Ayrıca, zararlı alışkanlıkların artması, elektronik sigara, nargile, enerji içecekleri gibi yeni risk faktörlerinin yayılması, fiziksel aktivitenin azalması ve hızlı, düzensiz beslenme bu eğilimi güçlendiriyor. İnsanlar çoğu zaman kısa süreli beslenir, telefon karşısında, sosyal medya kullanarak yemek yer ve ne kadar tükettiklerinin farkına varmazlar. Bu da aşırı kilo ve kalp-damar hastalıkları riskini artırır.
- Çocuklar ve ergenler arasında kalp sorunları hangi sıklıkla görülür? Daha çok hangi yaş grupları risk altındadır?
- Çocuklar ve ergenler arasında kalp sorunları esasen genetik faktörlerle ilgili durumlarda görülür. Eğer ailede genç yaşta kalp hastalıkları nedeniyle ölüm vakaları kaydedilmişse, lipid metabolizması bozukluğu veya şeker hastalığı gibi hastalıklar mevcutsa, bu risk çocuklara da aktarılabilir. Bu nedenle böyle aileler daha dikkatli olmalı, çocukların erken yaşlardan itibaren muayeneden geçirilmesi, doktor kontrolünde tutulması ve gerekli analizlerin yapılması önemlidir. Doğrudur, yeni doğan bebeklerde yapılan topuk testi bazı metabolizma hastalıklarını tespit etmeye yardımcı olur ve ilk sinyal rolünü oynayabilir. Bununla birlikte, aile genetiğinde risk faktörleri olan ebeveynlerin çocuklarını daha erken yaşlarda ek muayenelere tabi tutması tavsiye edilir.
- Beslenme açısından Azerbaycan'da yaygın olan hangi alışkanlıklar kalp sağlığı için tehlike oluşturuyor?
- Azerbaycan'da beslenme açısından en çok rastlanan sorunlardan biri yağlı ve hayvansal kaynaklı gıdaların ağırlıkta olmasıdır. Çiğ ve doğal gıdalara yeterince öncelik verilmiyor, çoğu durumda yemekler pişirilmiş ve bazen de aşırı pişmiş şekilde tüketiliyor. Diğer önemli bir nokta ise tuzun normalden fazla kullanılmasıdır. Turşular, salamuralar ve çeşitli soslar aracılığıyla günlük alınan tuz miktarı çoğu zaman normu aşıyor. Bununla birlikte, yağların kalitesiz olması veya doğru kullanılmaması da risk oluşturuyor. Örneğin, soğuk tüketim için tasarlanan yağların ısıtılması, bileşimlerinde istenmeyen değişikliklere neden olur ki bu da genel beslenme dengesini ve kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir.
- Tereyağının kalp-damar sağlığına etkisiyle ilgili görüşler net değil. Siz ne düşünüyorsunuz?
- Aslında yağı genel olarak zararlı kabul etmek doğru olmazdı. Çünkü yağlar organizma için önemli sayılır ve hormonal sistemin normal işleyişi için önemli rol oynar. Organizmadaki birçok sürecin düzenlenmesi hormonlara bağlıdır. Burada temel mesele yağın türü, kalitesi ve ne kadar, hangi miktarda, nasıl kullanıldığıdır. Tereyağı temiz ve kaliteli sütten yapılmışsa, günlük norm çerçevesinde kullanıldığında faydalı olabilir. Ancak tamamen kızartılmış şekilde kullanılması, yani yüksek sıcaklıkta işlenmesi kalitesinin azalmasına neden olur. Aynı zamanda, gün içinde normalden fazla - sabah, öğle ve akşam kesintisiz şekilde kullanılması da normalden fazla tüketim demektir.
- Kalp için faydalı kabul edilen temel gıdalar nelerdir? Kalp-damar sistemini korumak için günlük beslenme nasıl düzenlenmelidir?
- Aslında somut porsiyon söylemek biraz zordur, çünkü beslenme her insanın yaşına ve kilosuna uygun olarak bireysel şekilde düzenlenmelidir. Ama genel olarak protein, yağ ve karbonhidrat dengesinin doğru kurulması temel şartlardan biridir. Daha çok lifli gıdalara öncelik verilmesini tavsiye ederim. Özellikle çiğ ve taze sebzeler kalp-damar sistemi için faydalıdır. Aynı zamanda potasyumla zengin gıdalar da kalbin faaliyetine olumlu etki gösterir. Ayrıca, magnezyumun yeterli miktarda alınması önemlidir. Eğer gıda yoluyla bu element tam sağlanamıyorsa, ek yollarla alınabilir. Omega içerikli gıdalar, özellikle balık ve ceviz kalp sağlığı açısından faydalı kabul edilir ve günlük beslenmede yer alması tavsiye edilir.
- Yağlı gıdalar ve fast-food ürünlerinin kalp-damar hastalıklarına etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Yüksek değerlendiriyorum. Çünkü bu gıdaların hangi yağda, hangi sıcaklıkta hazırlandığını çoğu zaman bilmiyoruz. Çoğu durumda yanlış yöntemlerle hazırlanır. Fast-food ürünlerinde tuz, sos ve yağ miktarı da çok olduğundan bu tür gıdalar hem normalden fazla enerji alımına, hem de metabolizma bozukluğuna neden olur.
- Bazı iddialara göre, kırmızı şarabın az miktarda tüketimi kalp için faydalıdır. Bu konuda ne söyleyebilirsiniz?
- Doğrudur. Eskiden böyle yaklaşımlar vardı, hatta bazı protokollerde de buna rastlanıyordu. Ama son yaklaşımlar alkollü içeceklerin kullanımını yasaklıyor. Çünkü belirli bir anda etkili, olumlu bir etki gibi görünen durum sonradan ek sorunlara neden olabilir.
- Kalp sağlığı için her gün minimum kaç kilometre yürümek gerekir? Bazıları 5, bazıları 7, diğerleri 10 km diyorlar...
- Ben bunu kilometreden çok adımla ifade etmeyi daha doğru buluyorum. Minimum olarak her bir insanın günlük 4000 adım atması uygun görülür. Eğer kişide kalp-damar hastalıkları riski varsa, bu göstergeyi 6000-8000 adıma kadar artırmak tavsiye edilir. Zaten kalp hastalığı olan ve tedavi gören kişiler ise durumlarına uygun şekilde günlük adım sayısını 10 bine kadar çıkarabilirler. Genel olarak, her gün fiziksel olarak aktif olmak, en azından yürümek kalp-damar hastalıklarının riskini azaltır ve genel sağlığa olumlu etki gösterir.
- Günlük hayatta insanların kalbe zarar veren temel yanlışlıkları nelerdir?
- En büyük yanlışlıklar doğru beslenmemek ve fiziksel aktivitenin az olmasıdır.
- Enfarktüs öncesi bazı durumlarda belirli ağrılı belirtilerin gözlemlendiği söyleniyor. Genel olarak, hangi ilk semptomlara dikkat edilmeli ve göz ardı edilmemelidir?
- Eğer o kişi apartman dairesinde yaşıyorsa ve asansör çalışmadığı halde 2-3 kat çıkarken göğüs bölgesinde ağrı, yanma, sızlama veya genel rahatsızlık hissediyorsa, bu artık ciddi bir sinyal olarak kabul edilmelidir. Aynı durum kırsal kesimde de gözlemlenebilir. Örneğin, yolda yürürken yokuş çıkarken göğüste ağrı veya yanma oluşuyorsa, buna kayıtsız kalınmamalıdır. Yani temel dikkat fiziksel aktivite sırasında ortaya çıkan ağrılara yöneltilmelidir. Şeker hastalığı gibi eşlik eden hastalıklar varsa, bu durumda kalp-damar sistemi açısından değerlendirilmelidir. Diğer önemli noktalardan biri de arteriyel tansiyonun kontrol altında tutulmasıdır. Çünkü birçok durumda insanlar tansiyonlarının yüksek olduğunu bilmezler. Sonuç olarak tansiyon keskin yükselerek kalp, beyin ve diğer hayati organlara zarar verebilir.
- Erkekler ve kadınlar arasında kalp-damar hastalıklarının yayılmasında hangi farklılıklar var?
- Biz erkekleri her zaman +1 yaparız. Şöyle ki, erkekler daha yüksek risk grubuna dahildir. Bu, esasen hormonal farklılıklarla ilgilidir. Kadın hormonları belirli bir yaşa kadar kalp-damar hastalıklarına karşı belirli bir ölçüde koruyucu rol oynar. Menopozdan sonra ise kadınlarda da kalp hastalıklarının riski artar.
- Bölgelerle başkent arasında kalp-damar hastalıklarının yayılmasında farklılıklar var mı? Bu farklılıkları hangi faktörler koşullandırıyor?
- Bölgelerde kalp-damar hastalıklarına nispeten daha az rastlanır. Bunun temel nedenlerinden biri insanların daha çok fiziksel olarak aktif olmasıdır. Ancak burada başka bir sorun mevcuttur. Bölgelerde yaşayanlar çoğu zaman zamanında doktora başvurmazlar ve sonuç olarak hastalıklar geç evrede tespit edilir. Şehir yerlerinde ise bu hastalıklar daha çok kaydedilir. Bu, bir yandan insanların daha sık muayeneden geçmesiyle ilgiliyse, diğer yandan yaşam tarzıyla ilişkilidir. Şehirde fiziksel aktivite düşüktür, beslenme alışkanlıkları farklıdır ve stres seviyesi daha yüksektir.
- Hangi bölgelerimizde kalp hastalıklarına daha çok rastlanır?
- Bölge adı vermektense, daha çok Bakü ve büyük şehirlerde tespit edildiğini söyleyebilirim. Çünkü hem muayene imkanları daha çoktur, hem de ilçelerden gelen hastalar da gelip burada kontrol edilirler.
- Genç yaşta meydana gelen enfarktüslerin temel nedenleri nelerdir ve bu durumların önüne nasıl geçilebilir?
- Genç yaşlarda meydana gelen enfarktüsler daha çok genetik faktörler ve zararlı alışkanlıklarla ilgilidir. Önüne geçmek için insan kendi genetiğini bilmeli, organizmasını tanımalı, zamanında doktora başvurmalı, muayeneden geçmeli ve yaşam tarzında gerekli değişiklikleri yapmalıdır.
- Kalp ameliyatlarından (stent vb.) sonra hastalar yaşam tarzlarında hangi değişiklikleri yapmalıdırlar?
- Bu hastalar mutlaka zararlı alışkanlıklardan uzak durmalı, beslenme rejimini değiştirmeli, fiziksel aktiviteyi artırmalı ve doktor tarafından belirlenen ilaçları zamanında kullanmalıdırlar.
- Risk grubuna daha çok hangi kişiler dahildir? Kimler düzenli olarak kardiyolojik muayeneden geçmelidirler?
- Aslında, herkes belirli bir anlamda risk altındadır. Biz erkeklere 30 yaşından, kadınlara ise 40 yaşından sonra hiçbir şikayet yoksa, en az bir kez kardiyolojik muayene olmalarını tavsiye ediyoruz. Eğer şikayet varsa veya ailede genetik risk mevcutsa, bu muayeneler daha erken yaşlarda yapılmalıdır.
- Bitkisel ilaçlarla uğraşan kişiler kalp damarlarındaki tıkanıklıkların açılması için çeşitli yöntemler öneriyorlar. Ne düşünüyorsunuz, tıkanmış kalp damarları bitkisel ilaç yöntemleriyle açılabilir mi?
- Hayır, tıkanmış kalp damarını hiçbir bitkisel yöntemle açmak mümkün değildir. Bu tür yöntemler damar içinde oluşan tıkanıklığı gideremez, "eritemez". Damar tıkandıktan sonra olduğu gibi kalır. Hatta ilaç tedavisiyle sadece sürecin ilerlemesinin ve yeni tıkanıklıkların oluşmasının önüne geçmek mümkündür. Bu açıdan, son tıbbi yaklaşımlar da gösteriyor ki, kolesterol metabolizmasında bozukluk varsa ve kandaki seviye yükselmişse, yaşa bakmadan zamanında ilaç tedavisine başlamak önemlidir.
- Uluslararası tecrübede kalp-damar hastalıklarının tedavisinde hangi yaklaşımlar ön plana çıkıyor?
- Sadece ülkemizde değil, dünyada da kalp-damar hastalıkları ölüm nedenleri arasında ön sıralarda yer alıyor. Birçok ani ölüm vakası tam da bu hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Ancak bazı durumlarda bu ölümlerin altında yatan nedenler doğrudan kalple ilgili olmayabilir. Son dönemlerde sosyal ağların etkisinin artması, beslenme alışkanlıklarının bozulması, fiziksel aktivitenin azalması, şehir tipi yaşamın artması ve stres faktörünün çoğalması kalp-damar hastalıklarının daha da yayılmasına neden oluyor.

- Son yıllarda kardiyolojide hangi yeni tedavi imkanları ön plana çıktı?
- Son yıllarda invaziv müdahalelerin artması ve gelişmesi enfarktüsten ölüm vakalarının azalmasına etki etti. Zamanında stent takıldığında kalp daha az zarar görür ve hastanın yaşam süresi uzar. Kalp kapak ameliyatları, damar değişimi ameliyatları ve diğer modern müdahaleler de hastaların yaşam kalitesini ve ömür uzunluğunu artırır. Ayrıca tanı alanında da teknolojiler gelişiyor ve bu, doktorların işini kolaylaştırıyor.
- Yeri gelmişken, dijital teknolojilerin, yapay zekanın tıpta uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bu teknolojiler artık belirli muayene alanlarında kullanılıyor. Henüz tam oluşmuş bir sistem değil, ama bazı durumlarda doktora yardımcı olabilir, tanı sürecini hızlandırabilir. Gelecekte ise daha da gelişeceğini düşünüyorum.
- Hastaların doktora başvurmadan yapay zeka ile kendi sorunlarını ve tedavi yöntemlerini değerlendirmesine yaklaşımınız nasıl?
- Ben bunu doğru bulmuyorum. Çünkü bu sistemler sadece yardımcı bir araç olabilir. İnsanlar tıbbi bilgi ve protokolleri tam bilmedikleri için oradan aldıkları bilgiyi kendi başlarına uyguladıklarında yanlış sonuçlarla karşılaşabilirler. Tam da bu açıdan söyleyebiliriz ki, doktor muayenesi hiçbir şeyle ikame edilemez.
- Azerbaycan'da ve yabancı ülkelerde kalp-damar hastalıklarının tedavisi arasında ciddi farklılıklar var mı?
- Kardiyoloji alanında ülkemizde de yeterli imkanlar olduğunu düşünüyorum. Bu alanda bilgili ve profesyonel uzmanlarımız mevcuttur, muayene ve müdahale yöntemleri de yeterince gelişmiştir. Bu nedenle her durumda yurt dışına gitmek önemli değildir. Temel mesele hastanın şikayetine uygun doğru uzmana başvurmasıdır.
- Bilgisayar karşısında uzun süre oturmanın ve sosyal ağları aktif kullanmanın kalp-damar hastalıklarına etkisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?
- Burada temel mesele radyasyondan çok stres faktörüdür. Sosyal ağı aşırı kullanmak hem çocuklarda, hem ergenlerde, hem de yetişkinlerde çok büyük stres yaratır. İnsan güne stresli haberlerle başlar, gün içinde bu etki devam eder, gece de aynı bilgilerle karşılaşır. Bu ise hormonal dengenin, sinir sisteminin ve damar sisteminin normal işleyişini bozabilir. Sonuç olarak yüksek tansiyon, şeker hastalığı, metabolizma bozukluğu ve sonradan kalp-damar hastalıkları, hatta inme riski artabilir.
- Son olarak, profilaksi açısından kalp-damar hastalıklarından korunmak için temel tavsiyeleriniz nelerdir?
- İlk olarak her insana kendi organizmasını tanımasını tavsiye ederim. Beslenmeye dikkat etmek, sosyal ağı aşırı kullanmaktan kaçınmak ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak önemlidir. Aynı zamanda, daha pozitif bir yaşam tarzı seçmek de çok önemlidir. Çünkü sağlıklı düşünce genel sağlığa da olumlu etki gösterir. Böylece, bu faktörler hastalık riskinin azalmasına yardımcı olur. En önemlisi ise şudur ki, herhangi bir şikayet olduğunda bunu uzatmamak, zamanında doktora başvurarak sebebi araştırmak gerekir.