Modern.az

Türkiye'den önemli mesaj: Batı Azerbaycan meselesini dikkate alıyoruz

Türkiye'den önemli mesaj: Batı Azerbaycan meselesini dikkate alıyoruz

Batı Azerbaycan

8 phrase_var_language.ay5 2026, 12:05

Güney Kafkasya'da son aylarda dikkat çeken diplomatik süreçlerden biri de Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Erivan ziyareti oldu. Avrupa Siyasi Birliği Zirvesi çerçevesinde gerçekleşen ziyaret, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

Ziyaret sırasında Cevdet Yılmaz, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve diğer üst düzey yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdi. Taraflar bölgesel istikrar, iletişim hatlarının açılması, ekonomik işbirliği ve normalleşme süreci etrafında fikir alışverişinde bulundular.

Erivan görüşmelerinin en dikkat çekici sonuçlarından biri ise Ani köprüsüyle ilgili oldu. Türkiye ve Ermenistan temsilcileri, tarihi Ani köprüsünün ortak restorasyonuna dair bir mutabakat zaptı imzaladılar.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Erivan ziyaretini ve orada varılan anlaşmaları Modern.az'a yorumlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili, Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı Şamil Ayrım, son olayların Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde uzun yıllardır kontrollü ve ihtiyatlı bir şekilde devam eden normalleşme sürecinin artık yeni bir aşamaya girdiğini gösterdiğini belirtti:

"Özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Erivan'da düzenlenen Avrupa Siyasi Birliği Zirvesi çerçevesinde Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve diğer Ermeni yetkililerle yaptığı görüşmeler, ayrıca Ani köprüsüyle ilgili atılan teknik ve sembolik adımlar sadece diplomatik nezaket jesti olarak değil, 'iletişim kanallarını kalıcı hale getirme' iradesi olarak değerlendiriliyor.

Ancak burada önemli bir nokta var: Ankara'nın yaklaşımı 'Azerbaycan'dan bağımsız normalleşme' modeli değil. Aksine, süreç Bakü ile koordineli bir şekilde yürütülüyor. Türkiye için mesele sadece Türkiye-Ermenistan sınırının açılması değil, aynı zamanda Güney Kafkasya'da sürdürülebilir bir istikrar ortamının oluşturulmasıdır. Bu nedenle Ankara, özellikle İkinci Karabağ Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan yeni jeopolitik gerçeklik fonunda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yönetiminin hassasiyetini dikkate almayan bir politika izlememeye özel dikkat gösteriyor.

Son yıllarda Türk diplomasisinin temel tezlerinden biri de şöyledir: 'Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecinden ayrı düşünülemez. Ankara, bölgede normalleşmenin hızlandırılması, ekonomik işbirliğinin genişletilmesi ve halklar arasında temasların güçlendirilmesi yönündeki politikasını sürdürme niyetinde olduğunu vurguluyor.'

Ş. Ayrım, resmi Bakü'nün çıkarlarının birkaç temel yönde özellikle dikkate alındığını vurguladı:

"Bu yönler arasında Zengezur koridoru ve bölgesel ulaşım hatlarının açılması, sınırların karşılıklı tanınması ve toprak bütünlüğü meselesi, barış anlaşmasının imzalanması, Batı Azerbaycan meselesi ve yerinden edilmiş kişilerin hakları, bölgede sürdürülebilir bir güvenlik mimarisinin kurulması gibi konular yer almaktadır. 'Bizim ailemiz Türk dünyasıdır' yaklaşımı çerçevesinde Türk Devletleri Teşkilatı ve genel olarak Türk dünyası ile ilişkilerin daha sağlam temeller üzerinde geliştirilmesi de temel bir nüanstır."

Türk milletvekili, Türkiye ile Ermenistan'ın Ani köprüsünü birlikte inşa etme anlaşmasını ise şöyle yorumladı:

"Ani köprüsü meselesi ise sembolik açıdan özel dikkat çekiyor. Çünkü bu köprü sadece fiziksel bir geçiş noktası değil, tarihi hafızanın, eski ticaret yollarının ve psikolojik bariyerlerin yeniden tartışmaya açılması anlamına geliyor. Kafkasya'da bazen bir köprü diplomatik bir açıklamadan daha büyük siyasi anlam taşıyabilir. Meselenin Rusya ve İran boyutuna gelince, burada daha geniş jeopolitik denge hesaplarının olduğu açıktır."

Türk milletvekili, süreçlerde Rusya ve İran'ın çıkarlarına da değindi.

"Güney Kafkasya uzun yıllar Rusya'nın güvenlik etkisi altında şekillendi. Ancak Rusya-Ukrayna savaşından sonra Moskova'nın bölgedeki imkanlarının kısmen zayıflaması yeni siyasi boşluklar yarattı. Türkiye, Avrupa ve belirli ölçüde ABD bölgede diplomatik etki imkanlarını artırmaya çalışıyor. İran ise özellikle Zengezur koridoru ile ilgili tartışmaları kendi kuzey-güney stratejik hattı açısından dikkatle izliyor. Çünkü bölgede oluşabilecek yeni ulaşım rotaları İran'ın transit önemine doğrudan etki edebilir. Bu nedenle Tahran, Türkiye-Azerbaycan tandeminin bölgede aşırı güçlenmesini dikkatle gözlemliyor ve zaman zaman sert mesajlar veriyor. Bununla birlikte, Ankara'nın mevcut politikası doğrudan Rusya ve İran'ı bölgeden uzaklaştırmak amacı taşımıyor. İkinci Karabağ Savaşı'ndan sonra defalarca vurgulandığı gibi, Türkiye bölgedeki sorunların bölge ülkeleri tarafından çözülmesinin taraftarı olduğunu belirtiyor. Ankara'nın temel amacı daha çok bölgedeki jeopolitik sistemi tek merkezli modelden çıkarıp, çok aktörlü işbirliği platformuna dönüştürmektir. Türkiye bu çerçevede kendini NATO üyesi, Türk dünyasının temel siyasi aktörlerinden biri, enerji ve lojistik rotalarının ana merkezi, bölgesel diyalog imkanlarına sahip güç, Türk dünyasının daha da güçlenmesini isteyen devlet olarak konumlandırıyor."

Şamil Ayrım, tüm bu süreçlerin merkezinde yine Bakü-Ankara koordinasyonunun durduğunu kaydetti.

"Çünkü Türkiye için Azerbaycan ile stratejik uyum sadece taktik diplomatik kazanç meselesi değil. 'Bir millet, iki devlet' prensibi artık sadece duygusal kardeşlik ifadesi değil, enerji güvenliği, ulaşım, savunma ve bölgesel diplomasi düzleminde somut bir jeopolitik modele dönüşmüştür. Kısaca desek, Türkiye Ermenistan ile kontrollü normalleşme politikası yürütmek istiyor, ancak bunu Azerbaycan'ın güvenlik ve siyasi hassasiyetini dikkate almadan gerçekleştirmeyi doğru bulmuyor. Halihazırda Kafkasya'da tüm taraflar aynı anda hem kapılar açıyor, hem de siyasi satranç oynuyor. Açıkçası, bölgenin karakteri de işte budur."

Belirtelim ki, Türkiye-Ermenistan sınırı 1993 yılında Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgal etmesi ve Kelbecer'in işgalinden sonra kapatıldı. O dönemden itibaren iki ülke arasında diplomatik ilişkiler fiilen dondurulmuş durumda kaldı. Ani köprüsü ise tarihsel olarak Anadolu ile Güney Kafkasya arasında önemli geçiş ve ticaret noktalarından biri olarak kabul edildi.

Instagram
Gündəmdən xəbəriniz olsun!
Keçid et
ABŞ İrana qarşı HÜCUMA BAŞLADI - Paytaxt bombalanır - Xəbəriniz Var? - Media Turk TV