Ermenistan'da yapılacak parlamento seçimleri öncesinde ülkede sosyo-politik durum gergin ve rekabetçi olmaya devam ediyor. Seçim kampanyası fonunda iktidar ve muhalefet arasındaki çatışma derinleşirken, süreçlerin bölgenin gelecekteki siyasi manzarasına etkisi de dikkat çekiyor.
Konuyla ilgili Modern.az'a konuşan milletvekili Rizvan Nebiyev , ana siyasi mücadelenin Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi ile revizyonist ve radikal bir konumdan hareket eden muhalif kamp arasında yaşandığını belirtti.
Onun sözlerine göre, muhalif cephede eski cumhurbaşkanları Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan, büyük iş-siyasi çevreleri temsil eden Gagik Sarukyan, ayrıca Rusya'daki Ermeni iş çevreleriyle bağlantıları olan Samvel Karapetyan gibi figürlerin etkisi hissediliyor:
“Bu siyasi ve mali çevreler esas olarak hükümeti güvenlik politikasında başarısızlıkla suçluyor ve daha sert, duygusal retoriğe öncelik veriyorlar.”

Rizvan Nebiyev, Ermenistan'da revizyonist yaklaşımı destekleyen ultra-milliyetçi çevreler varlığını sürdürse de, toplumda pragmatik yaklaşımların da güçlendiğinin gözlemlendiğini kaydetti:
“Ekonomik sorunlar, bölgesel tecrit ve iletişimlerin kapalı kalması fonunda barışın ve ekonomik işbirliğinin önemini kabul eden yaklaşımlar artıyor.”
Siyasi yorumcu, bu süreçlerde Ermeni Apostolik Kilisesi ve ona yakın çevrelerin rolünün de özel dikkat çektiğini düşünüyor:
“Kilise, Ermenistan içinde ulusal kimlik ve siyasi mobilizasyon açısından geleneksel etki kurumlarından biridir. Son dönemlerde bazı dini ve milliyetçi çevrelerin hükümetin barış gündemine daha eleştirel bir tutum sergilediği görülüyor. Hükümet ise çeşitli yollarla bu etkiyi zayıflatmaya çalışıyor.”
Onun fikrince, mevcut aşamada idari kaynaklar, parlamento çoğunluğu ve yönetim imkanları açısından iktidardaki Sivil Sözleşme Partisi belirli bir üstünlüğe sahiptir:
“Bununla birlikte, muhalefetin milli güvenlik ve duygusal faktörler üzerinden kurduğu kampanya belirli etki imkanlarını koruyor.”
Milletvekili, seçim sonuçlarının sadece Ermenistan'ın iç siyaseti için değil, bölgenin gelecekteki güvenlik mimarisi için de önemli olduğunu vurguladı:
“Azerbaycan açısından temel beklenti, barış gündemini, sınırların belirlenmesini, iletişimlerin açılmasını ve ilişkilerin normalleşmesini destekleyen siyasi yaklaşımın güçlenmesidir. Eğer Ermenistan'da pragmatik ve yapıcı bir çizgi üstünlük kazanırsa, bu, barış görüşmelerinin ilerlemesine ve bölgede daha sürdürülebilir bir güvenlik ortamının oluşmasına olumlu etki edebilir.”