İran'ın Azerbaycan devlet televizyonu AzTV'yi "düşman medya" listesine alması kararı tartışmalara neden oldu.
Konuyla ilgili Modern.az'a konuşan Azerbaycan-İran parlamentolararası ilişkiler çalışma grubu üyesi Hikmet Babaoğlu, bunun temel nedeninin AzTV'nin Azerbaycan'ın uluslararası hukuka dayalı konumunu sürekli olarak dünyaya duyurması ve bölgedeki süreçlerle ilgili gerçekleri aydınlatması olduğunu düşünüyor.
Milletvekili, bunun tek bir nedeni olduğunu belirtti: AzTV gerçekleri sunuyor, Azerbaycan'ın uluslararası hukuka dayalı konumunu haklı çıkarıyor ve kamuoyunun doğru oluşmasına katkıda bulunuyor.
"AzTV Azerbaycan'ın devlet televizyonudur. Bu nedenle ülkemizin adil konumunu dünyaya duyurma konusunda önemli bir sorumluluğu vardır ve televizyonun bu misyonu başarıyla yerine getirdiğini düşünüyorum" dedi.

Milletvekiline göre, bu faaliyet İran'da faaliyet gösteren şovenist çevreleri rahatsız ediyor:
"Çünkü AzTV yayınlarında İran'ın bir zamanlar Azerbaycan'a karşı yürüttüğü düşmanca politika, 44 günlük Vatan Savaşı sırasında Ermenistan'a verdiği destek ve İran'da yaşayan Azerbaycanlıların haklarının ihlali gibi konular gündeme getiriliyor. Elbette bunlar Fars şovenizmi ve radikal mezhepçi çevrelerin çıkarlarına uygun değil."
Hikmet Babaoğlu, böyle bir kararın AzTV'nin faaliyetlerinin doğru yönde olduğunu gösterdiğini düşünüyor:
"Bence AzTV bununla gurur duyabilir. Çünkü düşmanın övgüsünü kazanmaktansa, ondan 'düşman' kelimesini duymak daha makbuldür. İster devletlerarası ilişkilerde, ister savaş durumunda, isterse ideolojik düzlemde düşmanlık eden taraf Azerbaycan değildir. Bize karşı düşmanlık eden İran'daki şovenist çevrelerdir."

Azerbaycan-İran parlamentolararası ilişkiler çalışma grubu üyesi Vasif Gafarov ise devlet televizyonunun hedef alınmasının tesadüf olmadığını belirtti:
"AzTV, Azerbaycan'ın resmi konumunu, devlet politikasını ve milli çıkarlarını uluslararası izleyici kitlesine ulaştıran ana bilgi platformlarından biridir. Bu açıdan bakıldığında, böyle bir karar sadece bir medya kuruluşuna değil, dolaylı olarak Azerbaycan'ın bilgi politikasına yönelik bir mesaj niteliği taşımaktadır."
Vasif Gafarov, Azerbaycan'ın dış politikasını uluslararası hukuk, devletlerin egemenliği ve iç işlerine karışmama ilkesi temelinde kurduğunu belirtti.
"Resmi Bakü, komşu devletlerle ilişkilerin karşılıklı saygı, eşitlik ve güven temelinde geliştirilmesinde defalarca ilgi duyduğunu belirtmiştir. Böyle bir durumda medyaya karşı sert ve siyasi motivasyonlu yaklaşımlar, ilişkilerde güven ortamının güçlenmesine değil, aksine karşılıklı güvensizliğin artmasına hizmet etmektedir."
Milletvekili, modern çağda bilgi güvenliğinin milli güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve devlet medyasının "düşman" olarak sunulmasının bilgi alanının siyasallaştırılması izlenimini yarattığını belirtti.
"Medya kuruluşları arasındaki fikir ayrılıkları veya eleştirel yaklaşımlar diplomatik diyalog ve profesyonel iletişim yoluyla çözülmelidir."
V. Gafarov'a göre, Azerbaycan ve İran arasında bölgesel güvenlik, ulaşım-iletişim projeleri, ekonomik işbirliği ve sınır güvenliği gibi ortak çıkarlar bulunmaktadır. Bu nedenle, ayrı ayrı duygusal ve siyasi nitelikteki adımların ikili ilişkilerin genel gelişim seyrini belirlemesine izin verilmemelidir.
"Bununla birlikte, karşılıklı güveni zayıflatan bu tür kararlar diyaloğu zorlaştırabilir ve kamuoyunda olumsuz etkiler yaratabilir."
Milletvekili, Azerbaycan'ın temel önceliğinin milli bilgi alanının korunması, devletin resmi konumunun uluslararası topluma objektif olarak ulaştırılması ve bilgi baskılarına karşı ilkeli bir duruş sergilenmesi olduğunu vurguladı.
"Aynı zamanda Bakü, komşuluk politikasına sadık kalarak sorunların karşılıklı saygı ve diplomatik yollarla çözümüne öncelik vermektedir. Güçlü devletlerin temel üstünlüğü duygusal tepkilerde değil, milli çıkarları tutarlı, hukuka dayalı ve pragmatik politikalarla savunmasındadır" diye ekledi Vasif Gafarov.