ABD Başkanı Donald Trump, Washington'ın Orta Doğu'da gerçekleştirdiği askeri ve diplomatik adımlardan bahsetti.
Modern.az haber veriyor ki, Axios yayınına verdiği röportajda Trump, ABD'nin İran'a çeşitli yollarla, o cümleden deniz ablukası vasıtasıyla baskı yaptığını ve bunun İran'ın deniz kuvvetleri için ciddi sonuçlara yol açtığını belirtti.
O, ayrıca durumu daha geniş bölgesel çatışmalarla ilişkilendirerek, ABD'nin Hindistan ve Pakistan arasında gerilimin artmasını engellemede rol oynadığını vurguladı. Trump'ın sözlerine göre, nükleer çatışmaya dönüşebilecek tehlikeli bir durum söz konusuydu.
“Pakistan benden devam etmememizi rica etti. Onları beğendiğimi söyledim. Pakistan'ı ve Hindistan'ı – iki nükleer devleti – durdurdum. Pakistan Başbakanı, Trump'ın 50 milyon insanın hayatını kurtardığını söyledi. Ama bence bu rakam daha büyük.”
Trump'ın sözlerine göre, taraflar nükleer silah kullanmaya çok yakındılar ve onun müdahalesi büyük bir felaketi önledi.
İran'la yapılan anlaşmalardan bahsederken gazeteci Tiv Caputo, mevcut çerçeve anlaşmasının “kayıtsız şartsız teslimiyet” gibi görünmediğini belirtti. Trump ise buna şöyle cevap verdi:
“Herhalde kayıtsız şartsız teslimiyetin kendisidir. Onların artık ordusu yok. Her şey denizin dibinde. Onların 159 gemisi vardı.”
Trump, Amerikan operasyonlarının İran'ın askeri imkanlarını, o cümleden hava kuvvetlerini ve hava savunma sistemlerini fiilen felç ettiğini belirtti.
“Biz onların hava kuvvetlerini, hava savunmasını yok ettik. Bu yüzden orada tam serbest uçabiliyorduk. Her şeyi devre dışı bıraktık. Onlar hiçbir şey yapamıyorlardı.”
Trump, İran liderliğinin diğer önemli figürlerine ve yapılarına da darbeler indirildiğini ve bunun ülkenin askeri potansiyelini ciddi şekilde zayıflattığını düşündüğünü ekledi.
O, aynı zamanda önceki ABD yönetimlerinin daha az kararlı davrandığını belirtti ve kendi politikasını eski başkan Barack Obama döneminde İran'ın nükleer programıyla ilgili imzalanan anlaşmayla karşılaştırarak o anlaşmayı “felaket” olarak adlandırdı.
Trump'ın sözlerine göre, ABD'nin hareketleri İran'ın askeri altyapısının bir kısmının “tamamen yok edilmesine” yol açtı ve o, diplomasinin ve çatışmaların sonuçlarını belirleyen temel faktörün güç olduğunu vurguladı.