Dünya genelinde devlet borcunun hacmi son 25 yılda keskin bir artış göstererek 2000 yılındaki 19,7 trilyon dolardan 2025 yılında 111 trilyon dolara yükseldi. Böylece, küresel borç yükü bu süre zarfında 5 kattan fazla arttı.
Modern.az'ın haberine göre, en keskin sıçramalar ise 2008 mali krizinden sonra ve 2020'de pandemi döneminde kaydedildi. Küresel borcun oluşmasında ana pay ABD ve Çin'e düşüyor. ABD'nin devlet borcu 38,3 trilyon dolar, Çin'in borcu ise 18,7 trilyon dolar seviyesinde. Bu iki ülke birlikte dünya genelindeki toplam devlet borcunun yaklaşık yüzde 51'ini oluşturuyor.
Bilgiye göre, borcun artışında birkaç ana aşama ayırt ediliyor. 2000-2007 yıllarında artış küresel ekonomiyle paralel, nispeten ılımlı oldu. 2008-2009 yıllarında mali kriz nedeniyle keskin bir sıçrama yaşandı. 2010-2012 yılları Avrupa'da borç kriziyle akıllarda kaldı. 2013-2019 yıllarında düşük faiz oranları fonunda borçlanma arttı. 2020 yılında COVID-19 pandemisi nedeniyle rekor seviyede artış kaydedildi. 2022-2025 yıllarında ise yüksek faiz oranları borcun hizmet maliyetlerini artırdı.
Ayrı ayrı ülkelerdeki duruma gelince, ABD 2020'den sonra ekonomik teşvik tedbirleri fonunda borcunu keskin bir şekilde artırdı. Çin ise esas olarak altyapı projeleri sayesinde borçlanmayı hızla genişletti ve yıllık ortalama yaklaşık yüzde 18 artış gözlemlendi. Japonya 2012'den sonra dolar cinsinden borcunu kısmen azaltmış olsa da, GSYİH'ye oranla en yüksek borç seviyesine sahip ülkelerden biri olmaya devam ediyor. Avrupa Birliği'nde ise önceki azalma aşamasından sonra 2025'e doğru enerji ve savunma harcamaları nedeniyle borç yeniden arttı.