New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, 1915 olaylarıyla ilgili paylaşımınızda Azerbaycan ve Türkiye'yi 2020'de Karabağ'ın Ermeni nüfusuna saldırmak ve onları Karabağ'dan kovmakla suçladınız. Bu olayları "100 yıl önce başlayan soykırım kampanyasının devamı" olarak nitelendirdiniz.
Bay Mamdani, Müslüman, Türk, Arap tarihinden habersizsiniz!
Azerbaycan ve Türkiye hakkında yazdıklarınız bana bunu söyleme hakkını veriyor.
Ben sizden farklı olarak, Amerika'nın Kızılderililere karşı yaptığı soykırım tarihini çok iyi biliyorum.
Azerbaycan tarihini okursanız, ortak Müslüman tarihine bakmak isterseniz, o zaman Azerbaycan'ın ve Azerbaycanlıların, Türklerin dünya tarihinde yaptıkları kahramanlıklardan, aynı zamanda kendi topraklarını ve vatanlarını korumak için gösterdikleri fedakarlık ve cesaretten haberiniz olurdu. Yazık o kişiye ki, suçladığı, günahlandırdığı bir halkın tarihini bilmeden, söylentilere uyarak konuşur.
Size 1924'te Atatürk'le görüştükten sonra, Amerika'ya kendi görüşleri hakkında bilgi veren General Harbord'un yazdıklarından birkaç satırı hatırlatmak istiyorum. General Harbord'un raporu, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından Ermenistan ile ilişkileri araştırmak için Yakın Doğu'ya gönderilen komisyon tarafından hazırlanmış bir belgedir.
Tümgeneral James Harbord araştırmalarından sonra hazırladığı raporda şunları belirtmişti:
"Ermenilerin katliama maruz kaldığı iddiaları doğru değil... Paris'ten yola çıkmadan önce Transkafkasya'dan aldığımız telgraflarda iddia edildiği gibi, tüm seyahatimiz boyunca Türklerin sınırı geçip Ermenileri kırma niyetinde olduklarına dair hiçbir işaret görmedik."

Siz Amerika'yı kendinize Vatan biliyorsanız, o zaman hiç olmazsa, suçlamanızı kanıtlamak için, Tümgeneral Harbord'un Amerikan arşivlerinde saklanan o zamanki Başkan Woodrow Wilson'a yazdığı raporu derinlemesine incelemeniz gerekirdi. Tarihi karıştırmak, asılsız iddialar atmak rap söylemek kadar kolay değil.
Bir halkın kendi toprakları uğruna verdiği mücadeleyi "soykırımın devamı" olarak adlandırmak hangi vicdana, hangi ilkeye sığar?
Ben böyle anlıyorum ki, siz Ermenilerin Amerika'daki "Taşnaksütyun" kalıntılarının ve Rus ordusunun yardımıyla 1992'de bizim tarihi topraklarımız olan Karabağ'da - Hocalı'da işledikleri soykırımı hesaba katmıyorsunuz. Ermeni ayrılıkçılar bizim halkın temsilcilerini kendi tarihi ve ana topraklarından silah zoruyla sürdüler, onların mal varlığına sahip oldular. O zaman siz bebektiniz. 1 yaş 8 aylıktınız. Sizin yaşınızda olan Azerbaycanlı bebekleri Ermeni Taşnakları kurşunlayıp kılıçtan geçirmiş, annelerinin göğsünü kesip tecavüz etmişlerdi.
Siz New York şehrinin belediye başkanı seçildiğinizde "Kur'an"a el basıp yemin ettiniz. Siyasi faaliyetlerinize baktığımda, insanların ihlal edilmiş hakları için birçok kampanyaya katıldığınızı görüyorum? Peki neden bizim başımıza gelen trajedilere, elimizden zorla alınan topraklarımızda Ermeni kurşunuyla hayatını kaybeden insanlara hiç acımadınız? Bu mudur sizin yeminleriniz, "Kur'an"ınız? Oysa "Kur'an"da yazılır ki, mazlumun hakkını çiğnemezler. Peki 30 yıl Karabağ'da kendi ana yurtlarından sürgün düşen Azerbaycanlıların hakkını görmezden gelmenin Tanrı tarafından nasıl ödüllendirileceğinden haberiniz var mı?
Bugün Amerika bir devlet olarak Azerbaycan'ın yanındadır, Zengezur koridorunun açılmasında bize yardımcı oluyor. Bölgeye bizim getirdiğimiz barışın taraftarıdır. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış görüşmelerinin ABD'nin Beyaz Sarayı'nda imzalanması da size hiçbir şey söylemiyor mu?
Bazen böyle de olur, siyasetçiler siyasi arenaya katıldıktan, kendi amaçlarına ulaştıktan sonra verdikleri yemini, sözü unuturlar. Siz de "Kur'an"a yemin ederken nüfusunun yüzde 80'i Müslüman olan Azerbaycanlıların hakkını unuttunuz.
Tanrı hak divanında sizin gibi insanları bağışlamaz!
Saygılarımla,
"İpek Yolu" Kültürel ve Tarihi Araştırmalar Kamu Birliği Başkanı
Aida Eyvazlı GÖYTÜRK
Bakü, Azerbaycan, 26.04.2026