Modern.az

Hamaney'in geciken cenazesi: İslam'ın hükmü nedir?

Hamaney'in geciken cenazesi: İslam'ın hükmü nedir?

Güncel

Bugün, 09:42

İslam dininde vefat eden kişinin mümkün olan en kısa sürede defnedilmesi sadece bir tavsiye değil, dini açıdan önemli görevlerden biri olarak kabul edilir. Hem Sünni hem de Şii mezheplerinin fıkhında, cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazının kılınması ve toprağa verilmesinin geciktirilmeden yapılması vacip sayılır. Bu yaklaşım Peygamber Muhammed'in (s) "Cenazeyi acele ettirin..." hadisine dayanır. Hadiste şöyle buyurulur: "Cenazeyi acele ettirin. Eğer o salih bir insan idiyse, onu hayra kavuşturursunuz. Yok, aksine idiyse, sırtınızdan bir yükü atmış olursunuz." (Sahih el-Buhari, Sahih Müslim).

Sünni fıkhının tanınmış alimlerinden İmam Nevevi bu hadisi şerh ederken cenazenin sebepsiz yere geciktirilmesinin mekruh olduğunu, mümkün olan en kısa sürede defnedilmesinin sünnete uygun sayıldığını vurgular. İbn Kudame de "El-Muğni" eserinde zaruret olmadığı halde definin geciktirilmesini doğru bulmaz.

Şii fıkhında da aynı yaklaşım mevcuttur. Modern Şii merci-i taklitlerinden Ayetullah Seyyid Ali Sistani cenazenin yıkanması, kefenlenmesi ve definin imkan dahilinde geciktirilmemesini tavsiye eder.

Bu bağlamda İran'ın savaş sonucunda hayatını kaybeden merhum Ali Dini Lideri Seyyid Ali Hamaney'in cenazesinin 4 aydan fazla defnedilmemesi tek anlamlı karşılanmıyor.

Konuyla ilgili Modern.az'a konuşan Milli Meclis'in Sivil Toplum Kuruluşları ve Dini Kurumlar Komitesi üyesi Ceyhun Memmedov, İslam dininde vefat eden kişinin mümkün olan en kısa sürede defnedilmesinin tavsiye edildiğini ve bunun dini açıdan uygun görüldüğünü belirtti.

Milletvekili, Hamaney ile ilgili meseleye sadece dini açıdan bakılamayacağını ekledi:

"O dönemde güvenlik faktörü ana rol oynuyordu. Çünkü ülkede savaş durumu hala devam ediyordu ve defin töreninin düzenlenmesi için beklemek zarureti doğmuştu. Meseleye sadece dini açıdan yaklaşmak doğru olmaz. Burada güvenlik, uluslararası ölçekte organizasyonel meseleler de dikkate alınıyordu. Defin törenine dünyanın çeşitli ülkelerinden çok sayıda temsilcinin, devlet başkanlarının, hükümet yetkililerinin ve diğer yüksek rütbeli şahsiyetlerin katılımı bekleniyordu.

İlahiyatçı Elşad Miri ise meseleye ilişkin görüş bildirerek, İslam'ın temel amacının ve odak noktasının vefat etmiş insan değil, yaşayan insanın hayatına yön vermek olduğunu kaydetti:

"İslam dini insanlara nasıl yaşayacaklarını, hangi değerlere dayanacaklarını ve hayat yolunu nasıl belirleyeceklerini öğretir. İslam dininde bir insanın öldükten sonra ne kadar süre saklanması temel mesele değildir. İslam dirilerle meşgul olur, onlara yol gösterir, hayatın içinde nasıl davranmaları gerektiğini öğretir. Ölünün nerede kalması, kaç gün saklanması, buzdolabında muhafaza olunması, defin sırasında akrabalarının yanında olup olmaması veya yüzü kıbleye gömülmesi gibi meseleler İslam'ın mahiyetini teşkil etmez. Bunlar sonradan dinle ilişkilendirilerek dini hüküm olarak takdim olunan meselelerdir."

İlahiyatçı, geçmiş dönemlerde teknik imkanlar olmadığı için insanların vefat eden kişiyi uzun süre saklayamadıklarını ve kısa sürede defnettiklerini belirtti: "Bugün ise buzdolabı sistemleri, özel muhafaza ve diğer modern imkanlar mevcuttur. Oysa İslam dini zamana göre değişmez. Bu nedenle definin vakti veya kefenleme gibi meseleleri dinin temel amacı olarak takdim etmek doğru değildir.

Bugün herkes bilir ki, tıbbi müdahale ve uygun şartlar olmadan vefat etmiş kişiyi evde uzun süre saklamak mümkün değildir. İnsan hatta en yakınını bile belirli bir zamandan sonra defnetmeye mecbur kalır. Bu, dini değil, doğal ve tıbbi zaruretten ileri gelir. Bu nedenle, bu gibi meselelerin dinle ilgisi olmadığını, sadece zamanla dini mesele olarak takdim edilmeye başlandığını düşünüyorum. İslam'ın temel amacı dirilere yol göstermek, insanın hayat girdabında doğru istikameti bulmasına yardım etmektir."

Youtube
Kanalımıza abunə olmağı unutmayın!
Keçid et
Rusiyada Türkiyəyə HÜCUMLAR BAŞLADI - Cavabınızı alacaqsınız!