Bugün Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın görüştüğü Bişkek, yıllar önce Karabağ sorununun en ağır aşamalarından birinin diplomatik hafızasına dönüşmüştü. Mayıs 1994'te burada kabul edilen Bişkek Protokolü, silahlı çatışmanın durdurulmasını ve müzakerelerin devam ettirilmesini çağırıyordu. Bu belgenin ardından ateşkes anlaşması imzalanmıştı. Ancak o zaman Ermenistan ateşkese uymuyordu. Azerbaycan topraklarını işgal altında tutmanın uluslararası statüsünü almak istiyordu.
1990'lardaki Bişkek ile bugünkü Bişkek arasında 32 yıl var. O zaman Azerbaycan, savaştan çıkmış, topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiş, yüz binlerce insanı kendi vatanlarından göç etmek zorunda kalmış bir ülke olarak müzakere masasında idi. Azerbaycan'ın karşısında topraklarını geri almak gibi devasa bir sorun duruyordu. Ermenistan ise askeri üstünlüğün yarattığı statükonun imkanlarından faydalanıyordu. İşgalci siyasetle at oynatıyordu. O zaman Azerbaycan'ın siyasi liderliği için mesele, kaybedilmiş toprakların kaderini değiştirmekti.

O dönemde merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in yürüttüğü mücadelenin ağırlığı da işte bu bağlamda değerlendirilmelidir. O, askeri açıdan son derece ağır sonuçların yaşandığı bir ortamda siyasi ve diplomatik imkanları korumaya, Azerbaycan'ın konumunu uluslararası alanda savunmaya çalışıyordu. Bişkek Protokolü de o dönemin gerçekliğinin belgelerinden biriydi.
Ondan sonra Minsk Grubu süreci geldi. Anlamsız beyanatlar, kağıt üzerinde kalan kararlar kabul edildi. Biz değişikliği ancak arabulucuların değişmesinde görebiliyorduk. Azerbaycan'ın karşısında duran mesele, işgal edilmiş toprakların ne zaman geri verileceğiydi.
Yıllar sonra Azerbaycan sözünü söyledi, 2020 yılı savaşı bölgedeki askeri-siyasi gerçekliği kökten değiştirdi. Eylül 2023'te ise Azerbaycan Karabağ üzerindeki egemenliğini tam olarak yeniden tesis etti.
Böylece, yıllar önce müzakere masasında kendi topraklarının kaderini tartışan Azerbaycan, artık o masaya tamamen başka bir gerçeklikle döndü.

Bugün Bişkek'te masa aynı, ama masanın üzerindeki gerçeklik tamamen başka. Şimdi Azerbaycan, Karabağ sorununu önceki statüde tartışan taraf değil. Toprak bütünlüğünü ve egemenliğini sağlamış, işgalden kurtarılmış bölgelerde hayatı yeniden kurmuş taraftır.
Tarihin ironisine bakın, Bişkek'te ateşkes hakkında konuşuluyordu, bugün ise Bişkek'te barışın nasıl kurulacağı hakkında tartışma yapılıyor. Bugünkü görüşmenin temel farkı da buradadır. Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin gündemi artık Karabağ'ın statüsü etrafında kurulmuyor. Asıl mesele barışın pekiştirilmesi, bölgede yeni işbirliği imkanlarının yaratılması ve iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni hukuki-siyasi çerçeveye geçirilmesidir. Bu gerçeklikleri yaratan lider İlham Aliyev'dir.
31 Ağustos 2026'da Aliyev-Paşinyan görüşmesinin yapıldığı gerçeği bile, bölgenin siyasi haritasının önceki harita olmadığını gösteriyor. Görüşme Bişkek'te Şanghay İşbirliği Teşkilatı etkinlikleri çerçevesinde gerçekleşiyor, ancak burada daha büyük bir manzara var. Azerbaycan, savaştan sonraki bölgesel düzenin oluşmasında söz sahibi olan devlettir. Bu farkı anlamak için 1994'ün Bişkek'i ile 2026'nın Bişkek'ini yan yana koymak yeterlidir.

Evet, 1994'te Azerbaycan işgalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için diplomatik mücadele veriyordu. 2026'da Azerbaycan artık özgürleştirdiği bölgelerde yeni bir hayat kuruyor. 1994'te Azerbaycan'ın temel taleplerinden biri toprak bütünlüğünün yeniden tesisiydi. Bugün ise bu toprak bütünlüğü artık Azerbaycan'ın siyasi ve hukuki gerçekliğinin temel sütunlarından biridir.
Bişkek, Azerbaycan, bölge değişti. En önemlisi ise, masadaki sohbetin içeriği değişti. Şimdi Azerbaycan'ın karşısında geçmişin sorunları durmuyor, karşısında Zengezur koridoru ve bölgesel iletişimler, ticaret, enerji, ulaşım, ekonomik işbirliği ve yeni güvenlik mimarisi gibi daha büyük meseleler duruyor. Azerbaycan, Güney Kafkasya'nın geleceğini etkileyen temel aktörlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle bugünkü Bişkek görüşüne sadece Aliyev ile Paşinyan'ın bir sonraki görüşü olarak bakmak düşünce yoksulluğu olurdu. Bu görüşün arkasında 32 yıllık bir siyasi yol duruyor. Bu yolda mağlubiyet de, ağır kayıplar da, diplomatik mücadele de oldu. Şimdi bu yolda barış aşaması var.

Tarihi analiz ederseniz, aslında bugün Bişkek'te iki liderden çok, iki farklı dönemin karşı karşıya oturduğunu görürsünüz. Bir tarafta geçmişin Bişkek'i, diğer tarafta bugünün Bişkek'i var.
Birinde Azerbaycan topraklarının işgalinden doğan ağır gerçeklik, diğerinde Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmesinden sonra ortaya çıkan yeni gerçeklik var. Bugün Bişkek'te sadece bir görüşme yapılmıyor, tarih kendi önceki sayfalarından birinin karşısına yeni sayfasını koyuyor. 32 yıl önce Azerbaycan Bişkek'te barış için masa başındaydı. Bugün ise Azerbaycan, barışın hangi şartlar üzerinde kurulacağını belirleyen ana taraftır.
Bişkek'ten Bişkek'e çok şey değişti. En çok değişen ise masadaki Azerbaycan'dır.
Elnur Əmirov