Modern.az

“ŞİÖ artı” Azerbaycan'a ne verdi... - İlham Aliyev'in denge politikasının Bişkek sonuçları

“ŞİÖ artı” Azerbaycan'a ne verdi... - İlham Aliyev'in denge politikasının Bişkek sonuçları

Analitik

Bugün, 10:47

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Teşkilatı (ŞİÖ) Zirvesi ve “ŞİÖ artı” formatındaki toplantıya katılımı, Azerbaycan'ın son yıllarda oluşturduğu çok vektörlü dış politikanın bir sonraki önemli göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bu ziyareti sadece bir uluslararası etkinliğe katılım olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bişkek'te yapılan görüşmeler, Azerbaycan'ın Güney Kafkasya dışında, özellikle Orta Asya'da devam eden jeopolitik ve ekonomik süreçlerde giderek daha ciddi bir aktöre dönüştüğünü gösterdi.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ziyaret programı bu açıdan dikkat çekicidir. Devlet başkanı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve diğer liderlerle görüşmeler gerçekleştirdi. Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile de ŞİÖ zirvesi çerçevesinde kısa bir sohbet gerçekleşti. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile de temas kuruldu. Böylece, birkaç gün içinde Azerbaycan'ın dış politika gündeminde özel önem taşıyan çeşitli yönlerde doğrudan diyalog imkanları ortaya çıktı.

Aslında, Bişkek'teki manzara Azerbaycan dış politikasının temel özelliklerinden birini - aynı anda farklı güç merkezleriyle çalışabilme yeteneğini bir kez daha ortaya koydu. Türkiye ile ilişkiler müttefiklik ve stratejik ortaklık düzeyindedir, İran ile ilişkilerde yeni işbirliği imkanları tartışılmaktadır, Kazakistan ile stratejik ortaklık ve müttefiklik ilişkileri geliştirilmektedir, Rusya ile diyalog kanalları korunmaktadır, Ermenistan ile ise çatışma sonrası aşamanın temel meseleleri tartışılmaktadır.

Bu, tesadüfi bir diplomatik faaliyet değildir. Bu, Azerbaycan'ın uluslararası sistemdeki ağırlığını artırmasının bir sonucudur.

“Güney Kafkasya barış bölgesine dönüşüyor”

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in “ŞİÖ artı” formatındaki konuşmasının en önemli noktalarından biri, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin yeni aşamasıyla ilgili mesajları oldu.

Devlet başkanı şunları belirtti:

“Bir yıldan biraz fazla bir süre önce Azerbaycan ve Ermenistan, barış anlaşmasının metnini paraflayarak 30 yıllık çatışmaya son verdiler. Böylece, çok yıllık çatışma bölgesi olmuş Güney Kafkasya bölgesi barış bölgesine dönüşmektedir”. Bu fikrin ŞİÖ platformunda dile getirilmesi özel bir önem taşımaktadır. Çünkü Azerbaycan artık Ermenistan ile ilişkilerini sadece Güney Kafkasya çerçevesinde değil, daha geniş Avrasya güvenliği ve işbirliği bağlamında sunmaktadır.

Bişkek'te İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan arasında yapılan görüşme de tam da bu açıdan dikkat çekti. Taraflar, 2025 Washington Barış Zirvesi'nin, Ortak Bildiri'nin ve barış anlaşmasının üzerinde mutabık kalınan metninin paraflanmasının tarihi önemini vurguladılar. Daha da önemlisi, barış sürecinin gerçek ekonomik sonuçlarının görülmesidir: Azerbaycan'ın Ermenistan'a petrol ürünleri ihraç etmesi, üçüncü ülkelerin yüklerinin Azerbaycan topraklarından transit geçişi ve iki ülke arasında ticaret ilişkilerinin kurulması “barış temettüleri”nin pratik örnekleri olarak kaydedildi.

Bu manzara, Azerbaycan'ın yıllar içinde oluşturduğu pozisyonun diplomatik sonucudur. Azerbaycan önce toprak bütünlüğünü ve egemenliğini restore etti, şimdi ise yeni bölgesel gerçekleri ekonomik işbirliği ve ulaşım bağlantıları üzerine kurmaya çalışıyor.

Orta Asya'da Azerbaycan artık dışarıdan bir gözlemci değil

Bişkek zirvesinin Azerbaycan için diğer önemli sonucu, Orta Asya ile ilişkilerin yeni bir düzeyde sergilenmesi oldu.

Son yıllarda Bakü ile Orta Asya'nın önde gelen devletleri arasındaki ilişkiler hızla gelişiyor. Azerbaycan artık bu süreçlerde sadece Hazar'ın batı kıyısında yer alan taraf değil. Ülkemiz, Avrupa ile Orta Asya'yı birleştiren ulaşım, enerji ve ticaret projelerinin önemli halkalarından birine dönüştü.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev ile görüşmede, Azerbaycan-Kazakistan stratejik ortaklığı ve müttefiklik ilişkilerinin gelişimi, özellikle ulaşım-lojistik meseleleri ve Orta Koridor'un perspektifleri tartışıldı. Taraflar ayrıca Asya'da Karşılıklı Etkileşim ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı'nın bir sonraki zirvesinin Bakü'de yapılacağına değindiler. Bu gerçek, Azerbaycan'ın Orta Asya ile ilgili politikasının ne kadar genişlediğini göstermektedir. Bakü, artık bölgelerarası bağlantıların oluşturulmasında yer alan bir ülkeden, bu süreçlerin yönünü etkileyebilen bir ülkeye dönüşüyor.

Başka bir deyişle, Azerbaycan Orta Asya'nın artan jeopolitik ve ekonomik öneminin dışında kalmıyor, aksine bu sürecin temel iletişim ve lojistik merkezlerinden biri olarak hareket ediyor.

Türkiye, İran, Rusya - denge politikasının gerçek manzarası

Bişkek'te Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin yüksek seviyesi de bir kez daha gösterildi. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Recep Tayyip Erdoğan bölgesel gündemi, barış ve istikrarın güçlendirilmesi meselelerini görüştüler. Resmi açıklamada, Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin “kardeşlik ve stratejik müttefiklik” üzerine kurulu olduğu özellikle vurgulandı.

İran yönünde ise Azerbaycan için ilkesel önem taşıyan komşuluk ilişkilerinin korunması ve geliştirilmesi meselesi ön plana çıktı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian, Azerbaycan'ın zor durumda İran'a gösterdiği desteği takdirle karşıladı ve iki ülke arasında tüm alanlarda ilişkilerin genişletilmesinde ilgili olduklarını belirtti.

Rusya ile ilişkilerde de diyalog kanallarının açık kalması göz ardı edilmemelidir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Vladimir Putin Bişkek'te ŞİÖ zirvesi çerçevesinde kısa bir sohbet ettiler.

Bütün bunlar Azerbaycan diplomasisinin özünü gösteriyor: Bakü, tek bir tarafa bağlanmadan, kendi milli çıkarlarını esas alarak farklı güç merkezleriyle paralel çalışıyor.

İşte bu yaklaşım, Azerbaycan'ın son yıllarda oluşturduğu “dengeli, milli çıkarlara dayalı ve çok vektörlü dış politika” modelinin temel üstünlüğüdür.

Azerbaycan artık “orta güç” statüsünü sağlamlaştırıyor

Bişkek'teki diplomatik manzaraya daha geniş bir prizmadan bakıldığında başka bir sonuç da ortaya çıkıyor: Azerbaycan klasik anlamda sadece bölgesel bir devlet olarak değil, orta güç olarak hareket etme imkanlarını giderek sağlamlaştırıyor.

Orta güç olmak sadece ekonomik ve askeri imkanlarla ölçülmez. Burada diplomatik manevra imkanları, farklı güç merkezleriyle aynı anda diyalog kurmak, bölgesel süreçlere etki etmek, ulaşım ve enerji projelerinde stratejik rol oynamak, uluslararası platformlarda kendi gündemini ileri sürmek gibi faktörler de esastır.

Azerbaycan'ın bu yönde oldukça ciddi kaynakları var. Ülkemiz, Avrupa ile Asya'yı birleştiren ulaşım rotaları üzerinde yer alıyor. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, Alat limanı, Orta Koridor, enerji projeleri ve Orta Asya ülkeleriyle artan işbirliği Azerbaycan'ın jeoekonomik önemini artırıyor.

Bunun üzerine Azerbaycan'ın askeri-siyasi gücü, toprak bütünlüğünü ve egemenliğini restore etmesi, Bağlantısızlar Hareketi'ne dört yıl liderlik etmesi ve çeşitli uluslararası platformlarda aktif diplomatik bir çizgi izlemesi ekleniyor. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in "ŞİÖ artı" toplantısında dile getirdiği başka bir fikir de tam da Azerbaycan'ın bu diplomatik çizgisini yansıtıyor:

“Azerbaycan bundan sonra da uluslararası meselelerde çok taraflılık ilkelerinin güçlendirilmesine kendi katkısını sunacaktır”.

Bu, sadece diplomatik bir ifade değil. Azerbaycan'ın son yıllardaki dış politika pratiğine bakıldığında bu yaklaşımın gerçek politikaya dönüştüğünü görmek mümkündür.

Bişkek'ten Bakü'ye dönen temel siyasi sonuç

ŞİÖ zirvesinin Azerbaycan için temel sonucunu tek bir cümleyle ifade etmek gerekirse, şöyle denilebilir: Azerbaycan artık büyük güçlerin politikasının nesnesi haline gelen bir ülke değil, bölgelerarası süreçlerin oluşumunda söz sahibi aktörlerden biridir.

Bişkek'te Azerbaycan'ın gündeminde olan bir dizi temel mesele aynı anda uluslararası platformda tartışıldı: Ermenistan ile barış süreci, bölgesel güvenlik, Orta Asya ile ilişkiler, ulaşım-lojistik koridorları, Türkiye ile müttefiklik, İran ile ilişkiler, Rusya ile diyalog ve daha geniş anlamda çok kutuplu dünya düzeninde Azerbaycan'ın yeri.

Bütün bunların fonunda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in diplomatik çizgisinin en önemli özelliği ortaya çıkıyor: Azerbaycan, kendi çıkarlarını koruyarak hem Batı ile, hem Doğu ile, hem Orta Asya, hem de Güney Kafkasya ülkeleriyle ilişkileri paralel bir şekilde geliştirebiliyor.

Bu politikanın temel gücü ise onun esnekliğindedir. Bakü, değişen jeopolitik gerçeklere uyum sağlıyor, ancak temel prensipten - Azerbaycan'ın milli çıkarlarından - geri adım atmıyor. Bişkek ziyareti de gösterdi ki, İlham Aliyev'in yıllar boyunca uyguladığı dengeli dış politika, Azerbaycan'ı daha geniş bir coğrafyada kabul edilen, sözüne ve pozisyonuna itibar edilen bir devlete dönüştürdü.

ŞİÖ zirvesi Azerbaycan'a yeni bir statü vermedi - aslında, zaten oluşmakta olan statüyü daha net bir şekilde gösterdi: Azerbaycan, Avrasya coğrafyasında Doğu ile Batı, Güney ile Kuzey arasında bağlantı kurucu rolünü güçlendiren, Orta Asya'da devam eden süreçlere etki etme imkanlarını artıran ve kendi milli çıkarlarını küresel rekabet içinde korumayı başaran orta güce dönüşmektedir.

Bişkek'teki görüşmeler bu gerçeğin bir sonraki siyasi teyidi oldu.

Youtube
Kanalımıza abunə olmağı unutmayın!
Keçid et
Putindən kritik əmr! Raketlər sərhədə yığıldı - Yeni müharibə...