Avrupa Birliği'nde yeni göç ve iltica paketi yürürlüğe girdi.
Modern.az hatırlatıyor ki, yeni kurallar mülteci statüsü almayı daha da zorlaştırıyor, iltica alamayan kişilerin “güvenli üçüncü ülkelere” gönderilmesini kolaylaştırıyor. Bununla birlikte, bir dizi Avrupa devleti ulusal yasalarını daha da sıkılaştırarak göç akışını durdurmaya çalışıyor.
Gözlemciler son değişikliklerde üç ana eğilimi belirtiyorlar: sınır dışı etme prosedürlerinin basitleştirilmesi, göçmenlerin ülke toprakları dışında tutulması ve Avrupa ülkelerinin göçmenler için çekiciliğinin azaltılması.
İsveç'te yeni yasaya göre, göçmenler “kötü davranışa” göre oturma iznini kaybedebilirler. Hükümet bu kavrama vergi ve borçların ödenmemesi, yasa dışı faaliyetler, sosyal yardım dolandırıcılıkları ve aşırılık yanlısı gruplarla bağlantıları dahil ediyor. Aynı zamanda, devlet kurumlarının yasa dışı göçmenler hakkında bilgi vermesini öngören bir yasa da kabul edildi.
İtalya sınır dışı etme prosedürlerini basitleştirdi ve iltica alamayan kişiler için gözaltı süresini artırdı. Roma hükümeti ayrıca Arnavutluk'ta kurulan göçmen merkezleri projesini sürdürüyor. Bu model daha sonra Avrupa Birliği tarafından da desteklendi ve diğer ülkeler için bir örnek olarak değerlendirildi.
Fransa ve Büyük Britanya Manş Denizi üzerinden yasa dışı geçişleri önlemek için işbirliğini genişlettiler. Taraflar göçmenlerin geri gönderilmesi ve sınır kontrolünün güçlendirilmesi yönünde yeni mekanizmalar uyguluyorlar.
Büyük Britanya'da hükümet sınır dışı etmelerin hızlandırılmasını öngören yeni bir yasa tasarısı hazırladı. Tasarıya göre, iltica alan kişiler gelecekte devletin onların bakımı için yaptığı harcamaların bir kısmını geri ödemek zorunda kalabilirler.
Almanya'da ise belgesiz kişilerin ülkeye girişine kontrol güçlendirildi. Ayrıca sınırlı koruma statüsü alan binlerce göçmenin aile üyelerini ülkeye getirmesi iki yıl süreyle kısıtlandı.
Hollanda'da kabul edilen yeni sisteme göre, iltica alan kişiler çeşitli kategorilere ayrılacak. Bazı kategoriler için aile birleşimi imkanları kısıtlanıyor, oturma izinlerinin süresi ise kısaltılıyor.
İnsan hakları örgütleri bu adımların insan haklarına olumsuz etki edebileceğini belirtiyorlar. Avrupa hükümetleri ise sıkılaştırılmış politikanın yasa dışı göçü azaltmak ve sınır güvenliğini güçlendirmek amacı taşıdığını vurguluyorlar.