Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin ülkedeki savaşı durdurmak için öne sürdüğü yeni teklif uluslararası gündemde tartışılıyor. Teklif, ateşkesin ilan edilmesini, Rus ve Ukrayna birliklerinin cephe hattından karşılıklı olarak geri çekilmesini ve taraflar arasında bir tampon bölge oluşturulmasını öngörüyor. Planın ABD ve Avrupalı yetkililerle birlikte hazırlanması, olası müzakere sürecinde nasıl bir rol oynayabileceğiyle ilgili soruları artırıyor.
Konuyla ilgili Modern.az'a açıklamalarda bulunan Ukraynalı siyaset bilimci Stanislav Jelikhovski, söz konusu teklifin nihai bir barış anlaşmasından ziyade, gelecekteki müzakereler için potansiyel bir çerçeve olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
"Ben bu teklifi nihai bir barış anlaşmasından ziyade, müzakereler için potansiyel bir çerçeve olarak değerlendirirdim. En önemli özelliği, bu belgenin Ukrayna, ABD ve Avrupa'daki ortaklar tarafından ortaklaşa hazırlanmış olmasıdır. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile yapılan görüşmelerin ortak bir çerçevede birleştirildiğini belirtti. Buraya ateşkes, birliklerin karşılıklı olarak geri çekilmesi ve üçüncü bir tarafın yöneteceği olası serbest ekonomik bölgenin oluşturulması gibi konular dahildir."
Siyaset bilimci, Kiev için ana meselenin ateşkesin ve birliklerin geri çekilmesinin güvenilir garanti mekanizmalarıyla desteklenmesi olduğunu kaydetti:
"Ukrayna perspektifinden bakıldığında, bu fikir ancak ateşkes ve birliklerin geri çekilmesi gerçek ve güvenilir garanti mekanizmalarıyla desteklenirse ülkenin çıkarlarıyla uyumlu sayılabilir. Kiev, Rusya'ya yeniden toparlanma ve daha sonra saldırıyı yeniden başlatma imkanı verecek bir molayı kabul edemez. Bu açıdan, önerilen tampon bölge faydalı olabilir. Ancak, kesin coğrafyası, yönetim prensipleri, izleme mekanizması ve askeri statüsü belirleyici öneme sahip olacaktır. En önemlisi ise Ukrayna'ya Rusya'nın bu mekanizmayı tek taraflı olarak kullanamayacağına dair güvenceler gereklidir."

S. Jelikhovski'ye göre, mevcut aşamada en önemli ve çözüm bekleyen mesele güvenlik garantileridir:
"Güvenlik garantileri hala çözüm bekleyen ana meseledir. Ukrayna'nın sadece siyasi beyanatları yeterli sayacağı ihtimali düşüktür. Kiev'e uzun vadeli askeri yardım, hava savunma sistemleri ve füzelerin tedariki, istihbarat ve uydu desteği, Ukrayna'nın savunma sanayisinin gelişiminin sürdürülmesi, ayrıca Rusya'nın ateşkese uymaması durumunda uluslararası düzeyde derhal yanıt verilmesini öngören anlaşmalı bir mekanizma gerekecektir. Avrupa'nın son dönemlerde verdiği taahhütler – hava savunma sistemlerinin tedarikinin hızlandırılması ve Ukrayna'ya uzun menzilli füzeler üretmeye imkan veren anlaşmalar dahil – böyle bir güvenlik mimarisinin tedricen oluştuğunu göstermektedir."
ABD ve Avrupalı yetkililerin sürece katılımının Washington'ın yaklaşımında belirli bir değişiklik olasılığını gösterdiğini, ancak bunun henüz ABD siyasetinde temel bir dönüş olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı:
"ABD ve Avrupalı yetkililerin sürece katılımı önemlidir. Çünkü bu, Trump yönetiminin hızlı siyasi bir anlaşmaya varma çabalarından daha koordineli bir müzakere çerçevesinin oluşturulmasına doğru ilerleyebileceğine işaret ediyor. Ama ben henüz bunu Washington'ın siyasetinde temel bir değişiklik olarak adlandırmazdım. Belirleyici nokta, ABD'nin Rusya bu teklifi reddedeceği takdirde Moskova'ya karşı ekonomik ve siyasi etki imkanlarını kullanmaya hazır olup olmayacağıdır."
Siyaset bilimci, söz konusu planın aynı zamanda Moskova'nın gerçek niyetlerinin belirlenmesi açısından önemli bir test olabileceğini düşünüyor:
"Bu plan, şüphesiz ciddi müzakerelere yol açabilir, ancak ben aynı zamanda bunu Moskova'nın gerçek niyetlerinin bir testi olarak da değerlendirirdim. Eğer Rusya ateşkesin ve askeri kuvvetlerin karşılıklı olarak geri çekilmesinin temel prensibini kabul ederse, müzakereler daha zor meselelerin, o cümleden toprak ve güvenlik garantilerinin tartışılmasına geçebilir. Eğer Moskova hatta bu çerçeveyi bile reddederse, Washington ve Avrupa hükümetleri Rusya'nın gerçek bir uzlaşmaya hazır olmadığı kanaatine varmak için daha ciddi bir dayanak elde edeceklerdir."
S. Jelikhovski, böyle bir durumda Ukrayna ve ABD'nin diplomatik çabaların yanı sıra Rusya'ya karşı daha ciddi baskı mekanizmalarını da kullanmak zorunda kalabileceğini belirtti:
"Böyle bir durumda Kiev ve Washington diplomasiyi daha güçlü baskı araçlarıyla birleştirmek zorunda kalabilir. Buraya daha sert yaptırımlar, Rusya'nın enerji gelirlerine karşı daha ciddi kısıtlamalar, Ukrayna'ya ek askeri yardım ve Ukrayna'nın uzun menzilli vuruş imkanları ile hava savunma kabiliyetinin güçlendirilmesi yönündeki çabaların sürdürülmesi dahil olabilir. En önemli nokta, ateşkesi barışla eşitlememektir. Asıl test, önerilen mekanizmanın ateşkesin sadece bir sonraki Rus saldırısından önceki operasyonel bir molaya dönüşmesini engelleyip engellemeyeceğidir. Eğer Ukrayna, ABD ve Avrupa gerçek uygulama ve güvenlik mekanizmaları yaratabilirlerse, bu teklif ciddi müzakereler için temel bir rol oynayabilir. Aksi takdirde ise onun bir sonraki geçici diplomatik girişime dönüşme riski vardır."
Sitemize açıklamalarda bulunan Rus siyaset bilimci, Siyasi Araştırmalar Enstitüsü direktör yardımcısı Darya Grevtsova ise, Rusya'nın şu anda tartışılan barış planına olumsuz yaklaştığını belirtti:
"Rusya bu barış planına olumsuz yaklaşıyor. Görüyoruz ki, şu anda oluşturulması önerilen tampon bölgeye dış yönetim uygulanması öngörülüyor. Güya tarafsız bir ülkenin toprağı olacak bu bölgenin yönetiminin ise aslında Rusya'ya karşı çıkan Avrupalılara verilmesi planlanıyor. Onlar Donbas'ı kontrol altında tutmak ve yönetmek, aynı zamanda orada Rus dilini ve Rus Ortodoks Kilisesi'nin faaliyetlerini yasaklamak istiyorlar. Bütün bunları ise "tarafsız bölge" adlandırıyorlar. Yani mahiyet itibarıyla bu bölge Rusya'ya karşı olan kuvvetler tarafından yönetilecek. Tabii ki, Rusya bununla razı olmayacak."
Siyaset bilimci, Moskova'nın savaşın temel amaçlarından birinin Ukrayna'nın Rusya'ya karşı bir devlete dönüşmesini engellemek ve ülkedeki mevcut siyasi kursu değiştirmek olduğunu kaydetti:
"Rusya zaten birkaç kez beyan etti ki, savaşı topraklar uğruna değil, Ukrayna'nın Rusya'ya karşı bir devlete dönüşmesini, Rus dilinin ve Rus Ortodoks Kilisesi'nin yasaklanmasını, ayrıca Rusya ile dostluk ilişkilerinin kurulmasını engelleyen rejimin değiştirilmesi uğruna yapıyor. Şu anda Ukrayna'da sırf Rusya yanlısı pozisyonları nedeniyle çok sayıda insan hapiste. Bu nedenle Zelenski'nin teklif ettiği planın hayata geçirilmesiyle bu rejim hiçbir şekilde değişmeyecek. Böyle bir durumda Rusya'nın o plana razı olmasının hiçbir anlamı yok."

D. Grevtsova'ya göre, askeri operasyonların mevcut temas hattı boyunca durdurulması da gelecekte yeni çatışma riskini ortadan kaldırmıyor:
"Üçüncü sebep ise askeri operasyonları temas hattı boyunca durdurmanın mümkün olmamasıdır. Çünkü bu durumda bu veya diğer bölgenin Rusya'ya, yahut Ukrayna'ya ait olma meselesi çözülmemiş kalacak ve gelecekte o bölgeler uğruna yeniden savaşın başlama riski ortaya çıkacaktır. Rusya şu anda böyle bir imkan teklif ediyor: kendi birliklerini Dnepropetrovsk, Harkov ve Sumı vilayetlerinden çekebilir, bunun karşılığında ise Ukrayna Donbas'taki birliklerini geri çekmelidir. Yani söz konusu olan belirli bir anlamda toprak mübadelesi ve her bir tarafın o bölgeler üzerindeki kontrolünün fiilen tespit edilmesidir. Zelenski ise bunu yapmak istemiyor. O, elbette, Rusya'nın kendi birliklerini Sumı ve diğer vilayetlerden çekmesini istiyor, ancak Ukrayna'nın da kendi birliklerini o bölgelerden çekmesine razı değil. Bununla birlikte, mevcut durumun toprak statüsünün tanınmasını da istemiyor. Böylelikle, Zelenski Rusya'yı mağlup olmuş bir ülke gibi göstermek istiyor: Rusya tüm birliklerini geri çeksin, Ukrayna ise önceki pozisyonlarında kalsın. Rusya ise, elbette, kendini mağlup taraf gibi göstermek istemiyor. Çünkü onun hem savaş meydanında askeri başarıları, hem de belirli üstünlükleri var."
D. Grevtsova, mevcut durum resmileştirilmeden askeri operasyonların durdurulmasının gelecekte yeni bir çatışmaya neden olabileceğini vurguladı:
"Eğer Ukrayna yerde mevcut olan gerçekleri resmileştirmek istemiyorsa, o zaman askeri operasyonları mevcut temas hattı boyunca durdurmak gelecekte yeni savaşların başlamasına yol açabilir. Çünkü bu durumda o bölgelerin kime ait olduğu meselesi yeniden gündeme gelecektir. Dördüncü sebep ise şudur ki, sürekli ve sağlam bir barış için savaşın tüm sebepleri ortadan kaldırılmalıdır. Ana sebep ise Batı'nın Ukrayna'yı kendi Rusya'ya karşı aracı haline getirmek ve Ukraynalıların eliyle Rusya'ya karşı mücadele etmek istemesidir. Burada Rusya'nın Ukrayna'da ortadan kaldırmak istediği ana meseleler Rus diline konulan kısıtlamaların, Rus Ortodoks Kilisesi'ne karşı yasakların ve Rusya ile işbirliği yapmak isteyen kişilere karşı baskıların ortadan kaldırılmasıdır. Bunlar barış anlaşmasında yer almalıdır."
Siyaset bilimci, barış anlaşmasında bu meseleler yer almadığı takdirde askeri operasyonların durdurulmasının Rusya'nın çıkarlarına uygun olmadığını belirtti:
"Eğer bu hükümler barış anlaşmasında yoksa, o zaman askeri operasyonları durdurmanın ne anlamı var? Zira savaşa neden olan ana faktörler ortadan kaldırılmayacak. Eğer bütün bunlar olduğu gibi korunursa, şu anda Ukrayna'da yetişen gençler gelecekte kamikazelere dönüşebilir ve Rusya'ya gönderilerek otobüslerde, metroda ve yaşam binalarında patlamalar düzenleyebilirler. Rusya ise böyle bir duruma hiçbir halde izin veremez."