Bugün - 31 Ağustos'ta Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) 26. devlet başkanları zirvesi başlıyor. Toplantı 1 Eylül'e kadar sürecek ve ilginç bir şekilde ŞİÖ'nün kuruluşunun 25. yıldönümüne denk geliyor.
Bir zamanlar Orta Asya'da sınır güvenliği ve terörle mücadele amacıyla kurulan bu örgüt, şimdi tamamen farklı bir ölçekte. Çin, Rusya, Hindistan ve İran gibi devlerin aynı masa etrafında oturduğu ŞİÖ, artık sadece bir güvenlik platformu değil, enerji, ulaşım, ticaret, finans, dijital teknolojiler, yapay zeka ve yeni uluslararası düzen hakkında konuşulan büyük bir Avrasya platformuna dönüştü.
_nŞİÖ'nün kuruluşu, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra 1990'lı yıllarda post-Sovyet coğrafyasında oluşan jeopolitik boşluğu doldurmaya hizmet etti. Her şey 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında sınır bölgelerinde askeri güvenin oluşturulması anlaşmasının imzalanmasıyla başladı. Daha sonra bu format "Şanghay Beşlisi" olarak adlandırıldı.
1997 yılında taraflar sınırlardaki askeri güçlerin azaltılması konusunda anlaştılar. 2000 yılında ise "beşliğe" Özbekistan'ın da katılmasıyla daha geniş bir bölgesel işbirliği formatının oluşturulması fikri güçlendi. Nihayet, 15 Haziran 2001'de Şanghay'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan Şanghay İşbirliği Örgütü'nü kurdular.

ŞİÖ'nün ilk gündeminde esas olarak üç tehdit - terörizm, ayrılıkçılık, aşırıcılık ön plana çıkıyordu
Ancak örgütün amaçları bununla sınırlı kalmadı. ŞİÖ Tüzüğü'nde karşılıklı güven, iyi komşuluk, bölgesel barış ve güvenlik, ekonomik işbirliği, sosyal ve kültürel gelişim, yeni zorluklara ortak yanıt verilmesi temel amaçlar olarak belirlendi. Yani ŞİÖ resmi olarak herhangi bir devlete veya uluslararası kuruluşa karşı kurulmadı. 2026 yılının Temmuz ayında ŞİÖ Dışişleri Bakanları Konseyi de bu konuda bir kez daha bildiri yayınladı. Ancak jeopolitik gerçeklik daha karmaşıktır.
ŞİÖ'nün yükselişi, Batı'nın egemen olduğu uluslararası sisteme alternatif bir işbirliği platformunun oluşumu olarak da değerlendiriliyor. Çünkü örgütün temel itici gücü Çin'dir. Bununla birlikte, örgütü resmi olarak "anti-Batı" projesi olarak değerlendirmek doğru olmazdı, onun güçlenmesi Batı'nın egemen olduğu sisteme alternatif bir güç merkezinin oluşumuna hizmet ediyor. ŞİÖ'nün coğrafyasının büyümesi, ona üye devletlerin artması da örgütün çekiciliğini kanıtlıyor.
2017 yılında Hindistan ve Pakistan tam üye olarak kabul edildi. Bu, ŞİÖ'nün ağırlığını ciddi şekilde artırdı. Çünkü artık örgütte dünyanın en büyük nüfus merkezlerinden ikisi - Çin ve Hindistan, ayrıca Pakistan ve Rusya gibi büyük devletler vardı. Sonraki yıllarda örgüte üye sayısı artmaya devam etti. 2023 yılında İran, 2024 yılında Belarus ŞİÖ'ye 10. üye olarak kabul edildi.
Böylece örgütün Avrupa'ya doğru coğrafi uzantısı da oluştu. Bugün ŞİÖ'nün 10 üyesi var: Çin, Rusya, Hindistan, İran, Pakistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Belarus.

Paralel olarak, 2 ülke - Afganistan ve Moğolistan gözlemci üye, diyalog ortağı olan 15 ülke - Azerbaycan, Ermenistan, Bahreyn, Mısır, Kamboçya, Katar, Kuveyt, Laos, Maldivler, Myanmar, Nepal, BAE, Suudi Arabistan, Türkiye ve Sri Lanka mevcuttur.
Listeden de görüldüğü gibi Azerbaycan da ŞİÖ ile diyalogda olan ülke statüsündedir. Bu statü 2015 yılında kabul edilmiş, memorandum ise 14 Mart 2016'da Pekin'de imzalanmıştır.
Tam üye olmasa da bu statü Azerbaycan'a ŞİÖ'nün etkinliklerine, tartışmalarına ve çeşitli işbirliği mekanizmalarına katılma imkanı veriyor. Gelecekte bu statü, tek bir "ŞİÖ ortağı" statüsünün oluşturulmasına hizmet ediyor. Bu, gelecekte Azerbaycan için de yeni bir formatın oluşması anlamına gelebilir.
ŞİÖ sadece kendi üyeleriyle kapalı bir platform değildir. Örgüt BM ve onun çeşitli uzmanlaşmış kurumlarıyla işbirliği yapmaktadır. Buraya UNODC, UNESCO, FAO, UNEP ve diğer kurumlar dahildir. Aynı zamanda:
ASEAN, BDT, KGAÖ, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, CICA, Avrasya Ekonomik Birliği, Arap Devletleri Ligi, Uluslararası Kızılhaç Komitesi gibi kuruluşlarla ilişkileri vardır. Bu, ŞİÖ'nün artık sadece Çin-Rusya-Orta Asya formatı olmadığını gösteriyor.
ŞİÖ üye ülkelere ne veriyor? En önemli soru budur. Çünkü uluslararası bir örgütün büyüklüğü sadece üye sayısında değil, üyelerine verdiği katkı, ayrıcalık açısından önemlidir.

ŞİÖ ülkelere birkaç yönde imkan sağlıyor.
1. Güvenlik. Terörizm, aşırıcılık, ayrılıkçılık, uyuşturucu ve ulusötesi suçlarla mücadele mekanizmaları oluşturuluyor. 2025 Tianjin zirvesinde ŞİÖ Uyuşturucuyla Mücadele Merkezi ve güvenlik tehditlerine karşı Evrensel Merkez'in kurulması konusunda anlaşmalar imzalandı.
2. Ulaşım. ŞİÖ coğrafyasında demiryollarının, karayollarının ve transit koridorlarının geliştirilmesi temel yönlerden biridir. Bu ise Azerbaycan için özellikle önemlidir. Çünkü Azerbaycan kendini Çin-Orta Asya-Hazar-Güney Kafkasya-Avrupa güzergahının önemli bir halkası olarak sunuyor.
3. Enerji. 2025 yılında ŞİÖ, 2030 yılına kadar enerji işbirliğinin geliştirilmesi stratejisinin uygulanmasına yönelik yol haritasını kabul etti. Bu, Azerbaycan gibi enerji kaynaklarına ve transit imkanlarına sahip bir ülke için önemli bir yöndür.
4. Finans En büyük yeni projelerden biri ŞİÖ Kalkınma Bankası'dır. 2025 yılında kurulması hakkında siyasi karar alındı. 2026 yılının Mayıs ve Haziran aylarında ise bankanın kurulmasıyla ilgili pratik istişareler yapıldı ve çeşitli ülkelerden temsilciler katıldı. Bu, ŞİÖ'nün gelecekte sadece siyasi bir kulüp değil, kendi finansal mekanizmaları olan ekonomik bir platforma dönüşmesi açısından çok ciddi bir adımdır.
ŞİÖ'nün gerçek gücü birçok uluslararası örgütten daha fazladır. ŞİÖ, Avrasya'nın büyük bir kısmını kapsıyor, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını birleştiriyor, Çin, Hindistan ve Rusya gibi nükleer ve büyük ekonomik güçleri tek bir platformda tutuyor, dünyanın en büyük enerji ve hammadde kaynaklarının önemli bir kısmına sahip ve Avrupa ile Asya arasındaki ana kara ve deniz ticaret yollarının bir kısmını kontrol ediyor. ŞİÖ'nün kendi verilerine göre, örgüt dünya nüfusunun %47'sinden fazlasını, Avrasya topraklarının yaklaşık üçte birini kapsıyor ve üyelerinin toplam ekonomik ağırlığı küresel GSYİH'nın dörtte birinden fazladır.
Devlet başkanları düzeyinde ŞİÖ zirveleri her yıl düzenleniyor. Bu yılki Bişkek zirvesinden sonra bir sonraki zirve 2027 yılında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılacak. Kırgızistan'ın başkanlığı dönemindeki örgütün sloganı: "ŞİÖ'nün 25 yılı: istikrarlı dünya, kalkınma ve refah için birlikte" olarak adlandırılıyor.

Gündemin temel yönleri:
Bölgesel güvenlik, terörizm ve aşırıcılıkla mücadele, ekonomik işbirliği, ulaşım ve transit, enerji, dijital ekonomi, yapay zeka, yatırım, ticaret, gıda güvenliği, tarım, insani ve kültürel ilişkilerdir. Tüm bu hedefler, 2025 yılında kabul edilen ŞİÖ'nün 2035 yılına kadar Kalkınma Stratejisi ile ilişkilendirilmiştir.
Bişkek zirvesinde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev, Tacikistan Cumhurbaşkanı Emomali Rahmon, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve zirveye ev sahipliği yapan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov yer alıyor.
Zirve çerçevesinde üye olmayan ülkelerin ve uluslararası kuruluşların da geniş katılımı öngörülüyor. Azerbaycan'ın da ŞİÖ'nün diyalog ortağı olarak bu platformda yer alması ayrı bir önem taşıyor.
Zirve, 2025 yılında kabul edilen 2035 stratejisi ve 2026 yılında devam eden çalışmalar, örgütün deklaratif siyasi platformdan pratik ekonomik mekanizmaya dönüşmek istediğini gösteriyor.
En dikkat çekici projeler:
ŞİÖ Kalkınma Bankası
Bu banka kurulursa, üye ülkelerde altyapı, enerji, ulaşım ve diğer projelerin finansmanında önemli rol oynayabilir. Bankayla ilgili 2026 yılının Haziran ayında dördüncü istişare toplantısının yapılması, sürecin kağıt üzerinde kalmadığını gösteriyor.
Enerji işbirliği
2030 yılına kadar enerji stratejisinin uygulanması öngörülüyor.
Yeşil enerji
Çin, 2025 yılında ŞİÖ ülkelerinde önümüzdeki beş yılda güneş ve rüzgar enerjisi gücünün her biri için ek 10 milyon kilovat artırılması girişimini ileri sürdü.

Dijital ekonomi ve yapay zeka
2025 zirvesinde yapay zeka alanında uluslararası işbirliğinin derinleştirilmesi hakkında ayrı bir bildiri kabul edildi.
Güvenlik
Uyuşturucuyla Mücadele Merkezi ve Evrensel Güvenlik Merkezi gibi yeni kurumlar kuruluyor.
Ortak ülke olan Azerbaycan'ın ŞİÖ coğrafyasında oynayabileceği rol de çok fonksiyonludur. Çünkü Azerbaycan'ın coğrafyası burada ciddi bir üstünlük yaratıyor. Ülkemiz ŞİÖ'ye üye ülkeler için Türkiye ve Avrupa pazarına erişim için ana lojistik merkez rolünü oynuyor ve ana güzergahlar üzerinde yer alıyor. Bu nedenle Azerbaycan ŞİÖ için sadece bir diyalog ortağı değil, potansiyel bir transit ve lojistik merkezidir.
Azerbaycan'ın en büyük avantajlarından biri Orta Koridor ile ilgilidir. Çin ve Orta Asya için Avrupa'ya alternatif güzergahlar giderek daha önemli hale geliyor. Bu süreçte Bakü, Alat, Bakü Uluslararası Deniz Ticaret Limanı, Bakü-Tiflis-Kars, Trans-Hazar güzergahı kritik yapılardır.
Önemli bir faktör, ŞİÖ'nün ekonomik gündeminde ulaşım ve transit işbirliğinin genişlemesinin Azerbaycan'ın çıkarlarıyla doğrudan örtüşmesidir. Örgütün ekonomik işbirliği mekanizmaları arasında özel transit, ulaşım ve ticaretin kolaylaştırılmasına yönelik çalışma grupları bulunmaktadır. Demek ki, Azerbaycan ŞİÖ'den transit imkanları kazanabilir.
Enerji konusunda da Azerbaycan için büyük fırsat var
Azerbaycan, ŞİÖ coğrafyasının enerji haritasında da özel bir rol oynayabilir. Çin büyük bir enerji tüketicisidir. Orta Asya büyük enerji ve hammadde rezervlerine sahiptir. Azerbaycan ise Hazar enerji kaynaklarını Avrupa pazarlarına çıkaran ana ülkelerdendir. Bu üç yönün birleşimi Azerbaycan'ı ŞİÖ'nün enerji diyalogunda ilgili bir taraf haline getiriyor. Bakü ayrıca "yeşil enerji", elektrik ihracatı ve bölgesel enerji bağlantıları konusunda rolünü artırmaya çalışıyor. Bu ise ŞİÖ'nün 2030 yılına kadar enerji işbirliği stratejisiyle örtüşüyor.
Çin faktörü - Azerbaycan'ın ŞİÖ politikasında ana anahtarlardan biri
Burada başka bir önemli nokta var. Azerbaycan'ın 2024 yılında Çin ile stratejik ortaklık ilişkileri kurması Bakü-Pekin ilişkilerini yeni bir aşamaya taşıdı. Bu ilişki ŞİÖ bağlamında Azerbaycan için ek bir fırsat yaratıyor. Çünkü örgütün en büyük ekonomik ve siyasi gücü Çin'dir. Başka bir deyişle, Azerbaycan'ın ŞİÖ ile ilişkilerinin derinleşmesi aynı zamanda Çin ile ekonomik ilişkilerin daha geniş bir bölgesel platforma taşınması anlamına geliyor. Azerbaycan için başka bir avantaj - Rusya, İran, Orta Asya ve Çin'in aynı platformda olma imkanıdır. Azerbaycan'ın dış politikasının temel özelliklerinden biri, farklı güç merkezleriyle paralel ilişkiler sürdürmektir. ŞİÖ bu açıdan Bakü'ye hazır bir platform sunuyor. 10 ülkeyi birleştiren ŞİÖ'ye üye devletlerle Azerbaycan'ın ikili ilişkileri mevcuttur. Bu nedenle ŞİÖ, Azerbaycan'ın çok vektörlü dış politikasının ek bir diplomatik alanı haline gelebilir.
Asıl büyük değişiklik nedir?
ŞİÖ'nün 2001'deki ŞİÖ ile 2026'daki ŞİÖ arasında büyük fark var. 2001'de anahtar kelimeler: terörizm - ayrılıkçılık - aşırıcılık - sınır güvenliği idi. 2026'da ise banka - enerji - ulaşım - dijital ekonomi - yapay zeka - yatırım - yeşil enerji - ticaret - lojistik eklendi. Bu, sadece örgütün büyümesi değil. Bu, ŞİÖ'nün kendini yeniden tanımlamasıdır. 2025'te kabul edilen 2035 stratejisi de tam da bu dönüşümün ana yol haritasıdır.

Azerbaycan'ın önünde büyük bir fırsat açılıyor
Azerbaycan ŞİÖ'nün üyesi değil. Ancak ortak ülke olarak Azerbaycan'ın önünde bir dizi imkan ve fırsat doğuyor.
ŞİÖ'nün Çin ve Orta Asya ile Avrupa arasında yaratmak istediği yeni ekonomik alanın transit kapılarından birine dönüşme şansı. Bakü için ana mesele, ŞİÖ'nün ulaşım, enerji ve lojistikle ilgili projelerinin içinde olmaktır. Eğer ŞİÖ Kalkınma Bankası oluşursa, Azerbaycan bu finansal mekanizmalardan faydalanan taraf olabilir.
Eğer Çin-Orta Asya-Hazar ulaşım bağlantıları genişlerse, Azerbaycan bundan transit gelirleri elde edebilir. Eğer enerji işbirliği derinleşirse, Azerbaycan kendi enerji ve "yeşil enerji" potansiyelini bu pazara çıkarabilir. Eğer dijital ve teknolojik işbirliği genişlerse, Azerbaycan Çin ve Orta Asya teknoloji ekosistemine daha yakın entegre olabilir.
ŞİÖ artık sadece "Doğu kulübü" değil
25 yıl önce Şanghay'da altı ülkenin kurduğu örgüt, bugün 10 üye ülkeyi, 2 gözlemciyi ve 15 diyalog ortağını birleştiren dev bir Avrasya platformuna dönüştü.
Bişkek zirvesinin ana sorusu da aslında budur: ŞİÖ daha ne kadar büyüyecek değil, bundan sonra ne kadar gerçek bir güce dönüşecek?
Eğer ŞİÖ Kalkınma Bankası, enerji projeleri, ulaşım koridorları, dijital ekonomi ve güvenlik mekanizmaları gerçek anlamda işlemeye başlarsa, örgütün önümüzdeki 10 yılı önceki 25 yıldan daha önemli olabilir.
Azerbaycan için ise mesaj daha somuttur: Bakü ŞİÖ'nün kapısında duran bir ülke değil - üzerinden geçen yolların kesişiminde yer alan bir ülkedir. İşte bu yüzden ŞİÖ'nün gelecekteki gücü, Azerbaycan'ın da ekonomik ve jeopolitik hesaplamalarında dikkate alınması gereken bir faktöre dönüşüyor.