Modern.az

"Azerbaycan Büyükelçisi ile arkadaşım" - Bakü'ye gelen Macar gazeteciyle RÖPORTAJ

Röportaj

Bugün, 10:10

Modern.az sitesi yabancı gazetecilerle röportaj serisine devam ediyor. Bu röportajlarda, bu gazetecilerin Azerbaycan ve Azerbaycanlılar hakkındaki düşüncelerini öğrenmeye, iki ülke arasındaki ortak noktaları araştırmaya ve diğer konular hakkında fikir alışverişinde bulunmaya çalışıyoruz.

Bu seferki röportaj konuğumuz Macaristan'dan meslektaşımız Alpar Kato. Kendisi "Daily News Hungary" yayın organının kurucu ortağı ve genel yayın yönetmenidir.

Macar gazeteciyle röportajı sunuyoruz:

– Alpar, gazetecilik ülkeden ülkeye farklı şekillerde gelişiyor. Macaristan'da gazeteciliğin durumunu nasıl tanımlarsınız?

– Bu, şu anda çok ilginç bir soru, çünkü 12 Nisan parlamento seçimlerinden sonra gazeteciliğin bir dönüşüm aşamasına girdiğini düşünüyorum. 16 yıldır iktidarda olan Viktor Orban hükümeti, medya piyasasını devlet düzeyinde çok ciddi şekilde etkiledi. İktidara yakın iş sahipleri en büyük haber sitelerini ve televizyon kanallarını satın aldılar ve çok az sayıda medya kuruluşu bağımsız kalabildi.

Bu siteler onların kontrolüne geçtikten sonra devlet sübvansiyonlarıyla desteklendiler, oysa bağımsız medya kuruluşları bu tür anlaşmalar elde edemediler. Bu durum bizi de doğrudan etkiledi: İngilizce yayın yapan "Daily News Hungary" sitesi ve Macarca yayınlanan "Helló Magyar" dergisi gibi platformlar, devlete ait şirketlerle büyük anlaşmalar yapma imkanından mahrum kaldılar.

Şimdi ise durum değişiyor. Orban iktidarı kaybetti ve iktidara gelen "Tisza" partisi, medya finansmanında daha dengeli bir yaklaşım uygulayacağını vaat ediyor. Bu nedenle medya pazarında ciddi bir dönüşüm bekleniyor. Şimdiye kadar ticari prensiplerle çalışmayan, esasen devlet finansmanı sayesinde faaliyet gösteren birçok medya kuruluşu, bu desteğin kesilmesiyle iflas edebilir.

– Macaristan medya ortamının temel özellikleri nelerdir?

– Belirttiğim gibi, devletin medyada rolü aşırı derecede büyük oldu. Macaristan'da birçok medya kuruluşu gelirlerini siyasi temellerle elde etti. Ama şimdi yeni bir dönem başlıyor ve bu model değişmek üzere.

Kamu medyası da ciddi değişikliklerle karşılaşacak. Şimdiye kadar esasen hükümetin tek taraflı tutumunu yayınladı. Ancak yeni başbakan Peter Magyar, hükümet kurulduktan hemen sonra mevcut kamu medya sisteminin tamamen durdurulacağını belirtti. Bu sistem yüz milyonlarca avroya mal olsa da, dengeli bir faaliyet göstermedi. Yalnızca yeniden organize edildikten ve objektif faaliyet için gerekli adımlar atıldıktan sonra faaliyetine devam edecek. Birçok insan, Macaristan'da kamu medyasının yeniden değer yaratan ve gerçekten tarafsız bir platforma dönüşeceğini umuyor.

– Bugün Macar gazetecilerin karşılaştığı temel zorluklar nelerdir?

– Geçmiş sistem gazetecilik mesleğini derinden etkiledi. Birçok durumda gazeteciler yeteneklerine göre değil, siyasi aidiyetlerine ve sisteme sadakatlerine göre işe alındılar. Bu da mesleğin kalitesini değiştirdi: daha az profesyonel, ancak siyasi bağlantıları olan kişiler yüksek görevlere geldi, gerçek yetenekli gazetecilerin bir kısmı ise bu alanı terk etti.

Okuyucular da bunu hissediyordu – bazı gazetecilerin siyasi siparişle çalıştığını ve alternatif bir gerçeklik yarattığını görüyorlardı. Şimdi asıl mesele, güvenilir gazeteciliğin okuyucu güvenini yeniden kazanmasıdır.

– Genel olarak, medya devlet çıkarları ile gerçek arasında seçim yapmak zorunda kalsa, hangisini tercih etmelidir?

– Tereddütsüz gerçeği seçerim. Medya kuruluşlarımız – "Daily News Hungary" ve "Helló Magyar" yayınları siyasi etkilerden bağımsızdır. Bunun avantajı söz özgürlüğüdür. Olumsuz tarafı ise finansal açıdan daha istikrarsız bir durumda olmaktır. Ama biz bu yolu seçtik, çünkü bu, daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmamızı sağlıyor ve bu da iş modelimiz için çok önemlidir.

– Macaristan'da gazetecilerin ortalama maaşı ne kadar?

– Bu çok değişkendir. Yerel bir gazetede çalışmak ile uluslararası bir medya kuruluşunda muhabir olmak arasında ciddi fark var. Aynı zamanda gazeteciliğin türü de rol oynuyor – örneğin, editör medya için daha az maliyet gerektirirken, araştırmacı gazeteci daha pahalıya mal olur.

Bence Macaristan'da gazeteciler orta düzeyde maaş alanlar kategorisine giriyor. Bazıları ayda yaklaşık 1000 avro kazanırken, diğerleri 4000-5000 avro gelir elde edebiliyor.

– Macaristan'da Azerbaycan'a karşı tutum nasıl?

– Orban hükümeti döneminde Azerbaycan ve Macaristan arasındaki ilişkiler oldukça yakınlaştı. Ekonomik ve kültürel alanlarda çok sayıda işbirliği kuruldu, Budapeşte-Bakü arasındaki doğrudan uçuşlar turizmin gelişmesine ivme kazandı.

Yeni hükümetin bu ilişkileri zayıflatmaması, aksine daha da güçlendirmesi gerektiğine inanıyorum.

– Macar medyası Azerbaycan'a dair hangi haberleri yayınlıyor?

– Son dönemlerde Azerbaycan ile ilgili haberlerin çoğu İran ile olan gerilim üzerine kuruldu, özellikle dronların ülkenizin topraklarına düşmesiyle ilgili olaylar dikkat çekti.

Bunun yanı sıra, enerji meseleleri – özellikle "Yeşil Koridor" projesi önemli konulardandır. Bu proje Macaristan'ın enerji güvenliğine ciddi katkı sağlayabilir. Türk Devletleri Teşkilatı'nın toplantıları da liderlerin görüşmeleri sırasında medya gündemine çıkıyor. Bazen ise Azerbaycan mutfağı, turizmi ve Kafkasya'nın zengin kültürü ile ilgili materyaller yayınlanıyor.


– Azerbaycan'da hangi şehirlerde bulundunuz? Eğer henüz ülkemizde bulunmadıysanız, gelecekte ziyaret etmeyi düşünüyor musunuz?

– Azerbaycan'da birkaç kez bulunma şerefine nail oldum. Bakü bana çok yaşanabilir ve rahat bir şehir izlenimi veriyor, orada olmaktan her zaman zevk alıyorum. Sonuncusu Aralık ayında oldu. O ziyaret sırasında Zafer Müzesi'ni ve onun arkasında yer alan, tanklarla dolu Askeri Ganimetler Parkı'nı ziyaret ettim.

Yıllar önce ülkenizin kuzeyinde yer alan Kuba rayonunda da bulundum. Geçen yıl ise Karabağ'da yapılan yeniden yapılanma çalışmalarını yerinde görme imkanım oldu ve birkaç gün Şuşa'da kaldım. Bu, gerçekten çok özel bir deneyimdi. Çünkü orada büyük çaba harcanarak yollar ve şehirler yeniden inşa ediliyor ve bölge sanki yeniden nefes almaya başlıyor.

– Macaristan'daki Azerbaycan diasporası hakkında ne biliyorsunuz? Onlar esasen hangi alanlarda faaliyet gösteriyorlar ve yaklaşık sayıları ne kadar?

– Birkaç Azerbaycanlı arkadaşım var. Aynı zamanda Budapeşte'deki büyükelçi Tahir Tağızade ve Macaristan'daki Azerbaycan Evi'nin başkanı İbrahim Seferli ile de iyi ilişkilerim var.

Şu anda Macaristan'da Azerbaycanlıların sayısı çok değil. Ama asıl mesele onların sayısının az olması değil, toplum için değerli üyeler olmalarıdır. Onlar ofis işlerinde, hizmet sektöründe ve yatırım alanında faaliyet gösteriyorlar.

– Azerbaycan uzun süredir kendine özgü kültürüyle uluslararası düzeyde tanınıyor. Azerbaycan kültürü – müziği, mutfağı, sanatı veya tarihi mirası ile tanış mısınız? İzlenimleriniz nelerdir?

– Evet, Azerbaycan kültürü son derece zengin ve çok yönlüdür. Özellikle Kafkas, Türk, Fars ve Avrasya etkilerini bir arada birleştirmesi onu eşsiz kılar. Benim için en ilginç elementlerden biri müzik geleneğidir – özellikle muğam, bu ülkenin en ünlü kültürel zenginliklerinden biridir.

Azerbaycan mutfağı da çok ilginçtir: pilav, dolma, kebaplar ve çay etrafında şekillenen misafirperverlik geleneği, toplumun, ailenin ve misafirperverliğin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Özellikle hoşuma giden noktalardan biri, yemeklerin büyük kaplarla sofranın ortasına konulması ve herkesin oradan kendine pay almasıdır.

Halıcılık gibi zanaat alanları da ülkenin kimliğinin önemli bir parçasıdır. Beni en çok etkileyen ise Azerbaycan'ın aynı anda hem modern gelişimi hem de tarihi mirası sergileyebilmesidir. Bakü'nün modern mimarisi ile İçerişehir'in tarihi atmosferi keskin bir fark yaratsa da, birbiriyle uyumlu bir şekilde birleşiyor. Bu nedenle Bakü'yü yaşamak için elverişli bir şehir olarak kaydettim.


– Son yıllarda Macar toplumunda hangi önemli değişiklikler meydana geldi?

– Yakın dönemde büyük değişiklikler olacağını düşünüyorum. Çünkü 16 yıllık siyasi sistem sona eriyor ve bu, Macaristan'da hayatın tüm alanlarını etkileyecek. Birçok insan bu değişikliklerin olumlu olacağını umuyor. Ama elbette, yeni başbakan ve ekibinin bu yüksek güveni haklı çıkarıp çıkarmayacağını sadece zaman gösterecek.

– Macarların yaşam tarzı "kendine özgü" bir karakter taşıyor. Günlük hayatta Macarlar esasen hangi yemekleri tercih ediyorlar?

_n

– Macar mutfağı çok özeldir. Çünkü yaşadığımız Karpat havzasında sadece Macarlar değil, birçok başka etnik grup da mevcuttur ve onların mutfakları bizim mutfağımızı etkilemiştir.

Bu nedenle, gulaş, balık çorbası ve çeşitli et yemekleri gibi geleneksel Macar yemeklerinin yanı sıra, Slav ve Alman mutfağına ait yemeklere de rastlamak mümkündür.

– Macarlara özgü ilginç sosyal veya kültürel gelenekler hakkında ne söyleyebilirsiniz?

– Macar kültüründe misafirperverlik özellikle güçlüdür. Bunun yanı sıra, güzel bir kafe kültürümüz var ve hamam kültürü de Macarların hayatında çok özel bir yer tutar.

Canlı folklor gelenekleri ve Hristiyan adetleri de önemli rol oynar. Örneğin, Paskalya bayramında su serpme geleneği veya Noel bayramının kutlanması gibi. Bunun dışında, Macarlar ilk bakışta biraz kapalı görünebilirler, ancak çabuk ısınırlar ve güçlü bir tarihi kimlik hissine sahiptirler.


– Macarların kökeniyle ilgili iki temel teori mevcuttur: biri onları Türk soylu Hunlara, diğeri ise Fin-Ugor halklarına bağlar. Bu konuya Macaristan'da genel yaklaşım nasıldır?

– Bu konuyla ilgili genel bir fikir birliği yoktur, çünkü kesin bir cevap da yoktur. Bilimsel yaklaşıma göre, Macar dili Ural/Fin-Ugor kökenlidir. Ancak halkın erken tarihinde Türk, bozkır ve doğu etkileri de önemli rol oynamıştır.

Yani dil kökeni ile etnik ve kültürel köken aynı şey değildir. Biz demokratik bir toplumda yaşıyoruz ve herkes istediğine inanmakta özgürdür. Ama genel kabul gören nokta şudur ki, son 1100 yılda Karpat havzasında yaşayan Macarlar çok sayıda etkiye maruz kalmış ve bugün herkes kendini Macar saysa da, onların kökleri arasında Alman, Slav ve diğer halklar da yer alır. Asıl mesele insanın kalbinde Macar olmasıdır.

– Kültür ve günlük yaşam açısından Macarlar ile Türk halkları arasında hangi benzerlikleri gözlemlediniz?

– Tarihi ve dil açısından farklı yollar izleseler de, Macarlar ve Türk halkları arasında ilginç kültürel paralellikler mevcuttur. En önemli ortak özelliklerden biri misafirperverliktir – her iki kültürde de misafiri yemek, içki ve dikkatle karşılamak büyük önem taşır.

Günlük hayatta ise aile ve topluluk değerlerinin önemi, büyüklere saygı ve bayramların kolektif şekilde kutlanması benzerdir. Macar mutfağında da Avrasya ve bozkır kültürüne uygun elementler – sulu ve kazan yemekleri, dolmalar ve baharatlı et yemekleri mevcuttur.

Atçılık ve göçebe geçmişin hatırası da ilginç paralellikler yaratır. Macaristan'da da eski göç dönemine ait gelenekler, at üstünde ok atma gibi faaliyetler bugün de kültürel kimliğin bir parçasıdır. Ben kendim de at binmeyi çok seviyorum ve yıllarca at üstünde ok atma ile meşgul oldum. Şimdi ise çocuklarıma bu kültürü aşılamaya çalışıyorum.

Genel olarak söylersek, benzerlikler esasen misafirperverlikte, aile odaklılıkta, birlikte yaşam tarzında, yemek kültüründe ve Doğu-bozkır (step) mirasının hafızasında kendini gösterir.

Facebook
Dəqiq xəbəri bizdən alın!
Keçid et
Putin 100 minlik MUZDLU GÖNDƏRİR: Ermənistanda qan töküləcək