Dünyanın birçok ülkesinde parlamento üyeleri seçildikten sonra ilk oturumda Anayasa'ya ve devlete sadakat yemini ederler. Azerbaycan'da ise milletvekillerinin yetkileri seçim sonuçları onaylandıktan sonra yürürlüğe girer ve mevzuatta ayrıca bir yemin töreni öngörülmez. Bu, her ülkenin anayasal modeli ve hukuki gelenekleriyle ilgilidir.
Konuyla ilgili Modern.az'a konuşan "Anayasa" Araştırmalar Vakfı Başkanı, İçişleri Bakanlığı yanında Kamu Konseyi Başkanı Alimemmed Nuriyev, milletvekili yemini meselesine öncelikle Azerbaycan'ın anayasal modeli prizmasından yaklaşmak gerektiğini belirtti.
Onun sözlerine göre, Azerbaycan'da milletvekilinin yetkisinin hukuki temeli yemin değil, seçimlerde halkın güvenini kazanmaktır.
"Bence bu sorunun cevabını Azerbaycan'ın anayasal modelinde aramak gerekir. Milletvekilinin yetkisinin hukuki temeli yemin değil, seçimlerde kazanılan güvendir. Bizde mevzuata göre milletvekilleri seçim yoluyla seçilir. Sonuçlar kanunla belirlenen usulde onaylandıktan sonra milletvekili anayasal yetki kazanır ve yetkilerini kullanmaya başlar. Başka bir deyişle, meşruiyet kaynağı yemin değil, seçmenin güvenidir."
_nA. Nuriyev, Azerbaycan mevzuatında yemin kurumunun esas olarak devlet hizmetiyle ilgili olarak uygulandığını kaydetti.
"Yemin daha çok devlet hizmetine kabulde kullanılır. "Devlet Hizmeti Hakkında" Kanun'da devlet memurunun yemini ile ilgili ayrıca bir norm da vardır. Cumhurbaşkanı da yemin eder. Başka bir deyişle, Cumhurbaşkanı'nın da meşruiyet kaynağı halktır ve bu, Anayasa'da yer almıştır. Ancak milletvekilleriyle ilgili Azerbaycan Anayasası'nda böyle bir norm yoktur. Aynı zamanda, Milli Meclis'in İç Tüzüğü'nde de bu mesele öngörülmemiştir. Bu, milletvekilinin Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü azaltmaz."
Hukukçu, milletvekilinin yemin etmemesinin, Anayasa'ya uygun faaliyet gösterme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını vurguladı.
"Aksine, Milli Meclis'in her üyesi anayasal kanunlara ve devletçiliğe sadık kalmak zorundadır. Azerbaycan mevzuatı bu meseleyi ayrıca yemin vasıtasıyla değil, milletvekilinin hukuki statüsüne ait anayasal yükümlülükler vasıtasıyla temin eder."

Alimemmed Nuriyev, uluslararası pratikte de tek bir yaklaşımın mevcut olmadığını belirtti.
"Bazı ülkelerde milletvekilleri parlamentonun ilk oturumunda Anayasa'ya ve devlete sadakat yemini ederler. Bazılarında ise böyle bir prosedür hiç mevcut değildir. Her iki model de demokratik yönetim sisteminde uygulanır. Demek ki, mesele yeminin olup olmamasında değil, devletin oluşturduğu anayasal gelenekte ve parlamentonun bunun esasında faaliyet göstermesindedir."
Gelecekte Azerbaycan'da milletvekilleri için sembolik nitelik taşıyan yemin töreninin uygulanmasının tartışılabileceğini düşünüyor.
"Bu, milletvekilinin hukuki statüsünü değiştirmeyecek veya yetkilerini genişletmeyecektir. Ancak parlamentonun kurumsal itibarının güçlendirilmesi, devletçilik geleneklerinin geliştirilmesi ve toplum karşısında sorumluluk duygusunun daha açık ifade edilmesi açısından belirli fayda sağlayabilir."
Uzman, böyle bir yeniliğin temel hukuki bir değişiklik yaratmasa da sembolik bir öneme sahip olabileceğini ekledi.
"Esas olan yeminin içeriğine uyulmasıdır. Hukuk devletinde milletvekilinin sorumluluğu yemin töreniyle değil, yaptığı faaliyetle ölçülür. Seçmen milletvekilini kabul ettiği kanunlara, tuttuğu pozisyona, verdiği kararlara ve güveni ne derecede doğruladığına göre değerlendirir. Parlamentonun itibarını belirleyen de işte budur."

Milletvekilleri de faaliyete devlete ve Anayasa'ya sadakat yemini ile başlamalıdır
Milli Meclis Milletvekili Zahid Oruç, Azerbaycan'da milletvekillerinin faaliyete başlamadan önce devlete, Anayasa'ya ve halka sadakat yemini etmesinin parlamentonun siyasi kültürünü güçlendiren önemli bir adım olabileceğini düşünüyor.
Milletvekili Modern.az'a yaptığı açıklamada, çeşitli yönetim sistemlerinde parlamentarizmin kendine özgü siyasi ve hukuki gelenekler oluşturduğunu ve milletvekili yeminini de bu geleneklerin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Zahid Oruç'un sözlerine göre, dünya tecrübesi gösteriyor ki, milletvekili yemini devlet iktidarının meşruiyetini, Anayasa'nın üstünlüğünü ve halkın güvenini birleştiren önemli bir siyasi-hukuki kurumdur.
"Bu nedenle devlet görevine başlayan kişilerin halka, devlete ve Anayasa'ya sadakatlerini açıkça beyan etmeleri hukuki bir geleneğe dönüşmüştür. Dünyanın çoğu demokratik ülkesinde milletvekili yetkisi sadece seçimin sonucuyla tamamlanmaz. Parlamento üyesi halkın temsilcisi statüsünü kazandıktan sonra bu güveni hukuki ve manevi bir yükümlülükle teyit eder. Çünkü seçim halkın iradesini ifade eder, yemin ise bu iradeye vicdanla hizmet edileceğinin kamusal bir beyanıdır."
Milletvekilinin sorumluluğu devlet görevi taşıyan birçok kişiden daha büyüktür
Milletvekili, devlet başkanları, hakimler, savcılar, askeri personel ve diğer yüksek rütbeli kişilerin görevlerine başlamadan önce yemin ettiklerini kaydetti.
"Milletvekilinin sorumluluğu daha da büyüktür. Çünkü parlamento üyesi sadece kanun kabul etmez. O, halkın kaderini etkileyen kararların yazarıdır, devlet politikasının oluşturulmasında yer alır, milli çıkarları savunur ve gelecek nesillerin hukuki ortamını belirler. Böyle bir misyonun başlangıcında Anayasa'ya, devlete ve halka sadakatin açıkça beyan edilmesi demokratik devletçilik mantığının ayrılmaz bir parçasıdır."
Yeminin kendisi değil, ona olan tutum siyasi kültürü gösterir
Zahid Oruç, milletvekili yemini ile ilgili uluslararası pratikte farklı yaklaşımların mevcut olduğunu belirtti. Ancak tüm ülkeler için değişmeyen nokta, parlamentonun bu kuruma olan tutumudur.
"Milletvekili yeminini avantajları ve belirli tartışmalı yönleri hakkında uluslararası tecrübe oldukça zengindir. Ancak farklı ülkelerin tecrübelerini karşılaştırdığımızda bir sonuç değişmez kalır – yeminin kendisinden çok, ona olan tutum parlamentonun siyasi kültürünü belirleyen temel faktörlerden biridir."
Onun sözlerine göre, yemin devletçilik ilkelerini günlük siyasi rekabetin üzerine çıkarır.
"Parlamentoda farklı siyasi görüşler, farklı programlar ve sert polemikler doğaldır. Ancak tüm milletvekillerini birleştiren ortak değer devletin bağımsızlığı, Anayasa'nın üstünlüğü ve milli çıkarlar olmalıdır."
Milletvekili, dünyanın birçok ülkesinde milletvekili yeminini sadece ilk tören olarak değerlendirilmediğini, aynı zamanda sonraki davranış standartlarının manevi ölçüsüne dönüştüğünü ekledi. Toplum, milletvekilinin faaliyetini çoğu zaman yeminine ne derecede sadık kaldığı prizmasından değerlendirir.
O, yeminin aynı zamanda milli dayanışmanın sembolü olduğunu belirtti.
"Seçim kampanyalarında rakip olan siyasi güçler parlamentonun ilk oturumunda aynı devlet karşısında aynı yükümlülüğü kabul ederler. Bu, topluma gösterir ki, siyasi rekabet devlet çıkarlarının değil, görüşlerin rekabetidir. Devlet ise tüm siyasi pozisyonların üzerinde duran genel bir değerdir."
Azerbaycan'ın yakın tarihinde devlete darbe vuran milletvekilleri de oldu
Zahid Oruç, Azerbaycan'ın parlamentarizm tarihinde devlete sadakat ilkesinin her zaman korunmadığını da hatırlattı.
"Azerbaycan'ın parlamentarizm tarihine baktığımızda görüyoruz ki, devlete sadakat, milli çıkarların korunması ve halka hizmet ilkeleri hiç de tüm parlamenterler tarafından rehber edinilmemiştir. Milletvekili olarak kanunlara ve devlete darbe vuran kişilerin varlığı da yakın tarihimizin ağır sayfalarıdır."
Milletvekili yemini artık siyasi bir zorunluluğa dönüşüyor
Milletvekili, Vatan Savaşı'ndaki Zafer'den sonra Milli Meclis'in Ulu Önder ideallerine ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in siyasi kursuna sadakatini gösterdiğini belirtti.
"Parlamentoda kabul edilen kanunlar milyonlarca insanın hayatını etkiler. Böyle bir sorumluluk taşıyan milletvekilinin faaliyete devlete, Anayasa'ya ve halka sadakat yemini ile başlaması hukuki bir gereklilikle birlikte, siyasi kültürün de bir göstergesidir. Bu nedenle milletvekili yeminini uygulanmasıyla ilgili önceki çağrılarda da teklifler sunmuştuk."
Zahid Oruç, Azerbaycan'ın devletçilik kurumları geliştikçe milletvekili yeminini yasama sisteminin ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyor.
"İnanıyoruz ki, devletimizin kurumsal gelenekleri daha da derinleştikçe, milletvekili yemini kurumunun ülkemizin yasama hayatına dahil olması önemli bir siyasi zorunluluğa dönüşecektir."

Belirtelim ki, milletvekillerinin yemin etme usulüyle ilgili dünyada tek bir model mevcut değildir. Bazı ülkelerde parlamento üyeleri yetkilerini kullanmaya başlamadan önce Anayasa'ya, devlete veya monarka sadakat yemini ederler. Diğer ülkelerde ise milletvekilinin yetkisi seçim sonuçlarının onaylanmasıyla yürürlüğe girer ve ayrıca bir yemin töreni öngörülmez.
Örneğin, Büyük Britanya'da Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası üyeleri parlamentoda yer almadan önce monarka sadakat yemini etmeli veya bunun yerine resmi onay (affirmation) vermelidirler. Yemin etmeyen milletvekili parlamento oturumlarına katılma veya konuşma yapma, oylamaya katılma ve maaş alma hakkı elde etmez.
Avustralya'da da benzer bir kural uygulanır. Anayasa'nın gereği olarak, federal parlamento üyeleri faaliyete başlamadan önce monarka sadakat yemini veya resmi onay vermelidirler.

Kanada'da parlamento üyelerinin yemin etmesi doğrudan Anayasa Yasası ile düzenlenir. Senatörler ve Avam Kamarası milletvekilleri parlamentoda faaliyete başlamadan önce kanunla belirlenmiş sadakat yeminini kabul ederler.
Belçika'da ise milletvekilleri "Anayasa'ya tabi olacağına" dair yemin ederler. Bu gereklilik federal parlamentoyla birlikte bölgesel parlamentolara da uygulanır.
Bunun aksine, bazı ülkelerde milletvekilinin meşruiyeti esas olarak seçim sonuçlarının hukuki onayıyla oluşur ve ayrıca bir yemin prosedürü belirleyici bir unsur olarak kabul edilmez. Anayasa hukuku uzmanları da belirtiyorlar ki, demokratik yönetim açısından her iki model de yaygın olarak uygulanır. Esas mesele milletvekilinin hangi prosedürden geçmesi değil, Anayasa'ya ve kanunlara uygun faaliyet göstermesi, seçmen karşısında siyasi ve hukuki sorumluluk taşımasıdır.