Ermenistan'da yapılan seçimlerle ilgili Azerbaycan sosyal kesiminde ilginç bir eğilim gözlemleniyor. Birçoğu Nikol Paşinyan'ın yeniden iktidarda kalmasını daha uygun buluyor. İlk bakışta bu paradoksal görünüyor. Çünkü daha birkaç yıl önce Azerbaycan toplumunda en çok nefret edilen siyasi figürlerden biri Paşinyan'dı. Şuşa'da yallı oynayan, "Karabağ Ermenistan'dır" diyen, popülist revanşist retorikle konuşan o Paşinyan...

Peki ne değişti? Aslında değişen Paşinyan değil. Değişen bölgenin jeopolitik gerçekliği ve Azerbaycan'ın güç dengesidir. 2020 Vatan Savaşı Güney Kafkasya'nın jeopolitik mimarisini yeniden şekillendirdi. Azerbaycan sadece askeri bir zafer kazanmadı. Bakü bölgede yeni bir statüko yarattı. 1990'lı yılların zayıf, ekonomik ve siyasi sorunlarla karşı karşıya kalan Azerbaycan'ı artık yoktu. Şimdi modern ordusu olan bir Azerbaycan var. Enerji diplomasisiyle Avrupa'nın güvenlik sisteminde önemli rol oynayan bir Azerbaycan var. Trans-Hazar ve Orta Koridor projelerinin ana aktörü haline gelen bir Azerbaycan var. Güçlü siyasi liderliğe ve esnek diplomatik kurumlara sahip bir devlet var. 44 günlük savaş Ermenistan'dan çok, Ermeni siyasi düşüncesini mağlup etti. İşte bundan sonra Paşinyan gerçekliği kabul etmeye başladı.
Bu nedenle bilmeliyiz ki, Azerbaycan toplumunda Paşinyan'a karşı oluşan nispi sadakat duygusal bir faktör değildir. Bu, jeopolitik pragmatizmdir. Paşinyan, bölgede uzun vadeli istikrarın Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün tanınmasından geçtiğini anladı. Bu yüzden Karabağ'ın Azerbaycan toprağı olduğunu kabul etti, barış anlaşmasının imzalanmasının önemini vurguladı. Ermeni kilisesinin entrika yuvası olduğunu, siyasi süreçlere yıkıcı etkisini açıkça belirtti. Revanşizm çizgisinden uzaklaşmaya çalıştı.
Ve bilmeliyiz ki, aslında Paşinyan değişmedi. Onu değiştiren Azerbaycan'ın gücüdür. 44 günlük savaşta "Miatsum", "Büyük Ermenistan", "yenilmez Ermeni ordusu" mitolojisi çöktü. Bunu Ermeni diasporası da gördü. İstese de istemese de gerçekliği kabul etti. Sebebi çok basit, XXI. yüzyılın jeopolitiğinde mitler değil, ekonomi, lojistik, enerji ve askeri güç galip gelir. Azerbaycan işte bu dört bileşen üzerinde bölgenin dominant gücüne dönüştü.

Azerbaycan toplumunda Robert Koçaryan, Samvel Karapetyan ve onların temsil ettiği çizgiye savaş yuvası olarak bakılıyor. Koçaryan revanşizmin sembolüdür. Rusya'nın Güney Kafkasya'daki eski etki mekanizmalarının taşıyıcısıdır. Ermenistan'ı gelişmeden çok, çatışmaya götüren siyasi okulun temsilcisidir. Paşinyan ile Koçaryan arasında seçim yapmak zorunda kalındığında, Azerbaycan toplumunun belirli bir kesimi doğal olarak barış retoriğine öncelik verir. Bu, Paşinyan'a sevgiden uzak bir yaklaşımdır. Barışa öncelik vermektir.
Paradoks şudur ki, Paşinyan'ın asıl rakibi Bakü değil, Ermenistan içindeki revanşist güçlerdir. Ermeni kilisesi, dış diaspora merkezleri, eski iktidar elitleri ve belirli jeopolitik çevreler Ermenistan'ı yeniden geçmişe döndürmek istiyorlar. Paşinyan ise ister istemez yeni gerçekliklerle hesaplaşmak zorundadır. Çünkü XXI. yüzyılın Güney Kafkasya'sında ekonomik entegrasyon, Zengezur koridoru, bölgesel iletişimler ve işbirliği savaştan daha çekici perspektifler vaat ediyor. Bugün bölgede barış gündemini dikte eden de Azerbaycan'dır. Bizim milli çıkarlarımız Ermenistan'da kimin iktidara gelmesinden bağımsızdır. Sebebi şudur ki, bölgede yeni bir güç merkezi oluşmuştur. Bu gücün adı Azerbaycan'dır. Ve işte bu yüzden Azerbaycan toplumunda Paşinyan'a belirli bir sempati oluşmuştur. Bu sempati bir siyasetçiye yönelmemiş, barış ihtimaline olan umuttan kaynaklanmaktadır. Azerbaycan da, Azerbaycan toplumu da barışı seçer. Galipler her zaman barış hakkında düşünürler.
Hiç şüphesiz ki, bugün dünyanın kabul ettiği Azerbaycan lideri İlham Aliyev'in Paşinyanlı ve Paşinyansız Ermenistan'la her platformda konuşacak alternatifleri vardır. Bu alternatifler Azerbaycan halkının gücünden, liderine olan kesin güveninden kaynaklanmaktadır. Bunun farkında olan Paşinyan rakipleri galip Azerbaycan'la ilgili ihtiyatlı davranırlar.

Ermenistan Azerbaycan'ın komşusudur. Biz bugünkü seçimlerde komşu Ermenistan'a barış diliyoruz. Her halükarda barışsız Ermenistan kendini yakacaktır.