Demografi faktörü, devletlerin jeopolitik ağırlığını, ekonomik sürdürülebilirliğini ve ulusal güvenlik potansiyelini belirleyen en temel strateji elementidir. Modern dünyada askeri ve endüstriyel gücün ana itici gücü doğrudan entelektüel ve fiziksel insan sermayesinin hacmine bağlıdır. Tam da bu nedenle, insan gücü dengesi ülkelerin gelecekteki gelişim limitlerini ve krizlere karşı direncini belirleyen vazgeçilmez stratejik bir kaynaktır. Bu bağlamda, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki demografik potansiyelin karşılaştırılması, Bakü'nün rakibi üzerinde önemli bir üstünlüğe sahip olduğunu açıkça göstermektedir.
Modern.az haber veriyor ki, İkinci Dünya Savaşı sonrası SSCB döneminde hem Azerbaycan hem de Ermenistan SSCB'de doğanların sayısı sürekli artıyordu. Yenidoğanların sayı oranı ise Bakü lehine 2'ye 1 veya 2.3'e 1 varyantında nispeten sabit kalıyordu. Keskin farklılık 1990'lı yıllarda, her iki ülke bağımsızlık kazandıktan sonra başladı. Bu dönemde demografik gerileme Ermenistan'a kıyasla Azerbaycan'da oldukça hafif geçti: on yıl içinde doğanların sayısı Azerbaycan'da %42 azalırken, Ermenistan'da bu gösterge %59 geriledi. Bu fark sayesinde 2002 yılına kadar yenidoğanların komşu ülkelerdeki oranı 3.44:1 seviyesine yükseldi.
2000'li yıllardaki demografik artış da Azerbaycan'da daha yüksek oldu. Doğum sayısı Azerbaycan'da %60 artarken, Ermenistan'da bu artış sadece %35'i buldu. Sonuç olarak 2013 yılında tarihi rekor kaydedildi: Ermenistan'da doğan 1 bebeğe karşılık Azerbaycan'da 4.13 bebek dünyaya geldi.
Son 13 yılda ise her iki Kafkas devletinde hem nitelik hem de nicelik açısından doğumda azalma gözlemleniyor ve bu azalma Ermenistan'da biraz daha keskin bir karakter taşıyor. Bunun sayesinde 2025 yılının sonuçlarına göre oran 3.29:1 seviyesine geri döndü. Azerbaycan'ın bölgedeki demografik ağırlığı önemli ölçüde arttı ve bu faktör, kurtarılmış bölgelerin yerleşimi, iç tüketim pazarının büyümesi, bütçe gelirlerinin artması gibi önemli unsurları desteklemektedir.