Tarih bazen en beklenmedik coğrafyaları hiç kimsenin aklına gelmeyen ortak noktalarda birleştirir. 1930'lu yılların sonunda Azerbaycan'ın kadim Gence şehri ile uzak İspanya arasında kurulan gizli kader köprüsü de işte böyle olaylardandır.
Modern.az haber verir ki, “AnewZ” televizyon kanalının sunduğu “The Aviators of Ganja” (“Gence'nin Havacıları”) belgesel filmi Avrupa tarihinin az bilinen bu dramatik sayfasına ışık tutuyor. Ekran eseri 1936 yılında İspanya iç savaşı döneminde Sovyetler Birliği'nin desteğiyle Gence'de kurulmuş askeri havacılık okulunda eğitim görmüş genç İspanyol pilotların acı-tatlı kaderinden, savaş yollarından ve İkinci Dünya Savaşı'ndaki katılımından bahsediyor.
İspanya'dan Gence'ye uzanan gizli güzergah
1936 yılında General Francisco Franco'nun demokratik yolla seçilmiş İkinci İspanya Cumhuriyeti'ne karşı başlattığı askeri darbe ülkeyi kanlı bir iç savaşa sürükledi. Belgesel filmde vurgulandığı gibi, bu çatışma sadece iç bir çatışma değildi, o, yaklaşmakta olan İkinci Dünya Savaşı'nın ideolojileri, silahları ve uluslararası ittifakları için bir deneme alanıydı.
Cumhuriyet hükümetinin acilen askeri pilotlara ihtiyacı vardı. Ancak ülkedeki havacılık okulları tam kapasiteyle çalışıyor, eğitmenler ise cephede savaşıyordu. Uluslararası arenada Fransa sadece ilk uçuş eğitimi sunuyor, Büyük Britanya ise yardım etmeyi reddediyordu. Çaresiz kalan İspanya Cumhuriyeti yüzünü doğuya — Sovyetler Birliği'ne çevirdi. İşte bu stratejik adım yüzlerce genç İspanyol'un kaderini Azerbaycan'la bağladı.
Yüzlerce genç İspanyol gizli yollarla Avrupa'yı geçerek SSCB'ye gönderildi. Gemi ve trenlerle Leningrad, Moskova, Harkov ve Odessa'dan geçen gençlerin son durağı o dönemde Kirovabad adlandırılan Gence şehri oldu. Burada onların askeri pilot olarak yetiştirilmesi için özel havacılık okulu kuruldu.
Herkesin bildiği "Gizli sır" ve ağır sınavlar
Okulun faaliyeti tamamen gizli tutuluyordu. Güvenlik amacıyla İspanyol kursiyerlerin adları Rus adlarıyla değiştirilmiş, resmi belgelerde onlar Sovyet öğrencileri olarak kaydedilmişti. Ancak bu gizlilik uzun sürmedi. Genç İspanyollar yerel halkla kaynaşıyor, şehrin günlük hayatına renk katıyorlardı. Kısa sürede onların Gence'de olması herkesin bildiği bir "açık sırra" dönüştü.
Filmde okulun faaliyet gösterdiği zorlu koşullar da dikkatten kaçmıyor. Bu, klasik ve lüks bir havacılık akademisi değildi. Uçuş pistleri oldukça basitti, kursiyerler uçuşlardan önce şeritleri taşlardan temizliyorlardı. Kışlalar minimal koşullara sahipti ve normalde birkaç yıl süren pilot hazırlık programı sadece birkaç aya sığdırılmıştı.
Gençler ilk eğitim uçuşlarını ahşap ve kumaştan yapılmış, modern standartlara göre oldukça basit, ancak teknik açıdan güvenilir olan “Polikarpov U-2” uçaklarında yapıyorlardı. Diğer bir büyük sorun ise dil bariyeriydi. İspanyollar Rusça, Sovyet eğitmenleri ise İspanyolca bilmiyorlardı. Güvenlik için en basit komutların bile hayati önem taşıdığını göz önüne alarak, tercümanların yardımıyla özel Rusça-İspanyolca havacılık sözlüğü hazırlandı.
Gence'deki yoğun hazırlıktan sonra kursiyerler “Tupolev SB-2” bombardıman uçakları, ayrıca “Polikarpov I-15” ve “Polikarpov I-16” avcı uçaklarında eğitimlerini tamamladılar. Cumhuriyetçilerin “Mosca” (Sinek), Frankocuların ise “Rat” (Sıçan) adlandırdığı I-16 avcı uçakları Cumhuriyet Hava Kuvvetleri'nin gücünü önemli ölçüde artırdı. Gence semalarında pişen gençler İspanya'ya artık deneyimsiz kursiyer olarak değil, profesyonel savaş pilotları olarak döndüler ve bazıları sonradan ülkenin en tanınmış kahramanlarına dönüştüler.

Bakü petrolünün önemi ve sürgün kaderi
Filmin baş kahramanlarından olan pilot Jose Maria Bravo'nun kızı Ludmila Bravo'nun anıları ekran eserine özel bir dramatizm katıyor. Onun bahsettiği anılar savaşı uzak semada bir kahramanlık destanı gibi değil, korku, ağır sorumluluk ve hayatta kalmak uğruna amansız mücadele gibi gözler önüne seriyor.
İspanya iç savaşı cumhuriyetçilerin yenilgisi ve Franco'nun iktidara gelmesiyle bitti, ancak pilotların çilesi bitmedi. Çoğu vatanına dönemeyip göç etti veya SSCB'de kaldı. Filmdeki gerçeklere göre, 1939 yılında hazırlığı bitiren 185 pilottan 84'ü sonradan Meksika'ya göç etti, 101'i ise Azerbaycan'da yerleşti.
1941 yılında Nazi Almanya'sının SSCB'ye saldırısıyla bu pilotlar yeniden silaha — uçak dümenine sarılmak zorunda kaldılar. İkinci Dünya Savaşı'nda Azerbaycan'ın ve özellikle Bakü petrolünün rolü belirleyiciydi. Çünkü savaşların kaderini motorlar, motorların faaliyetini ise yakıt belirliyordu. İspanyol havacılar Kafkasya, Moskova, Odessa ve Bakü semalarının savunmasında büyük cesaret gösterdiler. Jose Maria Bravo'nun kendisi de Bakü petrol yataklarını koruyan askeri birlikte hizmet ediyor, Alman keşif uçaklarının stratejik bilgiler toplamasını engelliyordu.
Ancak Sovyet rejimi bu fedakar pilotların hiç de hepsine aynı muameleyi göstermedi. Film savaşın acı senaryolarını gizlemiyor: bazı İspanyol pilotlara güvenilmediği için onların uçuşuna izin verilmedi. Bazılarının yolu çalışma kamplarından, hapishanelerden geçti, diğerleri sabotaj gruplarına gönderildi. Savaşlarda şehit olanlar da oldu, kaderi karanlık kalanlar da.
Savaştan yıllar sonra İspanya'ya dönebilenleri de hoş günler beklemiyordu. SSCB ile İspanya arasında diplomatik ilişkilerin olmaması nedeniyle onların Sovyet ordusunda kazandıkları rütbe ve uzmanlıklar tanınmadı. Onlar uzun süre yerel organların ve yabancı özel servislerin sorgu-sualına, şüpheli bakışlarına maruz kaldılar. Çoğu sadece geçmişi unutup yeni, sakin bir hayat kurmaya çalıştı.
Hafızanın restorasyonu: "Onların gençliği savaşta kayboldu"
“The Aviators of Ganja” sadece kuru askeri havacılık tarihinden bahseden bir kronik değil, o, aynı zamanda insan hafızası hakkında derin bir hikayedir. Bu film Azerbaycan'ın Avrupa tarihinin unutulmuş, ancak çok önemli bir sayfasındaki rolünü yeniden hatırlatıyor. Ülkemizi sadece olayların fonu olarak değil, İspanya Hava Kuvvetleri'nin yeniden doğduğu, genç kanatların güçlendiği bir mekan olarak sunuyor.
Eğitimler sırasında kaza geçirerek hayatını kaybeden bazı İspanyol pilotları bugün Gence'de, savaşta canından geçenler ise Bakü toprağında ebedi uyuyorlar. Onların mezarları Azerbaycan, İspanya ve 20. yüzyılın en kanlı savaşlarını birleştiren ortak tarihin maddi kanıtıdır.
Filmde yankılanan bir cümle bu kaderlerin ortak feryadıdır: “Onların gençliğinin en güzel yılları savaşta kayboldu”.
Savaş, sürgün ve on yıllarca süren zorunlu sessizliğin içinden yükselen bu pilotlar arkalarında büyük bir cesaret, çelişki ve hayatta kalma destanı bıraktılar. Onlar Gence'ye göklere yükselmeyi, uçmayı öğrenmeye gelmişlerdi. Yıllar sonra vatanlarına dönebilenler ise yanlarında sadece uçuş deneyimi götürmediler, onlar omuzlarında en ağır yükü — önce gençliklerini semada yetiştiren, sonra ise onları tarihin unutulmuş arşivlerine gömen acımasız bir asrın silinmez hatıralarını taşıdılar.