Bugün yılın en heyecanlı günlerinden biri. Takvimde görünen 31 Ağustos, insanın içinde bambaşka bir şekilde hissediliyor.
Yarın bizi 1 Eylül bekliyor.
Sessizlik bitiyor. İzinler sona eriyor, tatil günleri geride kalıyor. Yazın uzun ve yavaş ritmi değişiyor. Sokaklar yeniden insanla dolacak, sabahlar erken başlayacak, telefonlar daha çok çalacak, görüşmeler çoğalacak, otobüs, metro boş olmayacak.
Eylül geliyor. Bu gelişle hayat kendi hızını geri kazanıyor. Aslında Eylül'ün garip bir özelliği var. Hepimizin düşüncesinde Ocak yeni yılın başlangıcıdır, Eylül insanlara daha çok “yeni başlangıç” hissi verir.
Eylül'de yazın ertelenen işler masaya geri dönüyor. “Eylül'de yaparım” dediğimiz ne varsa, yarından itibaren bizi bekliyor.
Farkına varmıyoruz ama bu yüzden 31 Ağustos biraz garip bir gün. İnsan bir yandan yazın bitmesine hayıflanırken, diğer yandan önümüzdeki günlerin getireceği yenilikleri sabırsızlıkla bekliyor.
Ağustos'ta deniz, güneş, dinlenme, geç uyanmak vardı. Eylül'de çalar saat, iş, okul, üniversite, görüşmeler, sorumluluklar ve yeni planlar duruyor.

Hayatın en ilginç yanı da budur, insan sessizliği sever ama hareketsiz de yaşayamaz.
Yarın bunun en güzel kanıtıdır.
Eylül sadece iş hayatını canlandırmayacak. Siyasi sonbahar da başlıyor. Yaz aylarında bir miktar sessiz görünen siyasi gündem yeniden hızlanacak. Yaz boyunca biriken sorular cevap bekliyor. Toplumun beklentileri var. Yeni kararlar, yeni tartışmalar, yeni açıklamalar kapıda.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Kırgızistan'da resmi görüşmelerde bulunacak. Bu da Eylül'ün ilk günlerinden itibaren Azerbaycan'ın siyasi ve diplomatik gündeminin oldukça hareketli başlayacağından haber veriyor.
Milli Meclis çalışmalarına başlayacak. Yaz arasından sonra parlamento gündemi, yasama konuları, milletvekillerinin açıklamaları ve toplumu ilgilendiren konular yeniden dikkat merkezine gelecek.
İşgalden kurtarılmış yurt yerlerimize bir sonraki göç kervanları gidecek. Bir zamanlar hasretle beklediğimiz dönüş süreci devam edecek. Doğduğu topraklara dönen her aile Azerbaycan'ın yeni tarihinin bir sayfasını daha yazacak.
Teknolojik gelişimimiz var. Dünya değişiyor, biz de değişiyoruz. Yeni teknolojiler, dijitalleşme ve modern imkanlar hayatımızın daha büyük bir parçası haline geliyor. Eylül aynı zamanda bu yönde yeni fikirlerin, yeni projelerin ve yeni imkanların tartışılacağı bir dönem olacak.
İşle, eğitimle, aileyle, gelecekle, ülkenin önümüzdeki günleriyle ilgili herkesin kendi sorusu var. Bu yüzden Eylül herkes için aynı Eylül değil.

Eylül'ün en büyük sırrı şudur ki, herkese aynı tarih gelir ama herkes o tarihten farklı bir hayat bekler.
Yarın saatler yeniden erken uyanmaya kurulacak. Daha çok insan acele edecek. Yollar daha çok canlanacak. Yaz boyunca boş kalan bazı masaların arkasında yeniden insanlar oturacak.
Anlayacağız ki, hayat durmamış, bir süre nefes almış. Şimdi yeniden başlıyor. 31 Ağustos'un heyecanı işte buradan geliyor.
Bugün hepimiz geçmiş yazla gelecek Eylül'ün arasında durmuşuz. Bir ayağımız dinlenmede, diğer ayağımız işte. Bir tarafta anılar, diğer tarafta beklentiler bakıyor.
Yarınla bizi sadece birkaç saat ayırıyor.
Ağustos gidiyor, Eylül geliyor. Sessizlik bitiyor, hayat hızını artırıyor.
Sıra bizde.