Güney Kafkasya uzun yıllar boyunca çatışma, karşıtlık ve karşılıklı güvensizlikle karakterize olmuştur. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki on yıllardır süren çatışma sadece siyasi ilişkileri değil, her iki toplumun sosyal hafızasını da şekillendirmiştir.
Modern.az haber verir ki, bu nedenle bölgede barışın kurulması sadece belge imzalanması ve diplomatik ilişkilerin normalleşmesiyle sınırlı değildir. Önümüzde daha karmaşık bir mesele duruyor: geçmişin acı dolu sayfalarını unutmadan geleceği birlikte inşa etmek.
Bu açıdan Azerbaycan'ın konumunda iki çizgi paralel şekilde görülüyor: barış sürecine destek ve tarihi hafızanın korunması.
Barış için gerçek siyasi temel oluştu
Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinde son yılların en önemli olaylarından biri, 8 Ağustos 2025'te Washington'da Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanlarının barış ve devletlerarası ilişkilerin kurulması hakkında anlaşma metnini paraf etmesi oldu. Aynı çerçevede iki ülkenin liderleri ortak bir bildiri imzaladılar ve AGİT Minsk süreci ve ilgili yapılarının kapatılmasıyla ilgili ortak bir başvuru yapıldı.
Bu belgeler, çatışma sonrası aşamanın siyasi çerçevesini oluşturan önemli adımlar olarak sunulmaktadır. Azerbaycan tarafı da sonraki açıklamalarında barış sürecinin devam ettirilmesinde ilgili olduğunu defalarca vurgulamıştır. 2026 yılının Şubat ayında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Abu Dabi'deki görüşmesinde de normalleşme sürecinin ikili temelde devam ettirilmesinin önemi kaydedilmiştir.
Bu yılın Ağustos ayında ise taraflar Washington zirvesinin birinci yıldönümü münasebetiyle barış sürecinin elde ettiği sonuçları ve önümüzdeki aşamanın önemini bir kez daha vurgulamışlardır.
Demek ki, barış artık sadece siyasi beyanat seviyesinde tartışılan bir mesele değil. İkili ticaret, ulaşım bağlantıları ve insani temaslar gibi pratik yönler de normalleşmenin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın 31 Ağustos 2026 tarihli görüşmeyle ilgili açıklamasında, Azerbaycan'dan Ermenistan'a petrol ürünleri ihracatı, üçüncü ülkelerden Ermenistan'a malların Azerbaycan toprakları üzerinden transit geçişi ve iki ülke arasında ticaret ilişkilerinin kurulması barışın pratik sonuçları olarak kaydedilmiştir.
Peki geçmişi unutmak mümkün mü?
Barış sürecinin önündeki en büyük psikolojik engellerden biri işte budur. On yıllardır süren çatışma Azerbaycan toplumunda derin izler bırakmıştır. İnsan kayıpları, zorunlu göç, yıkılmış yerleşim yerleri, kültürel mirasla ilgili tartışmalar ve savaşın yarattığı sosyal travmalar birkaç siyasi belgeyle ortadan kalkmaz. Bu nedenle “barış” kelimesinin “unutmak” kelimesiyle eşleştirilmesi doğru olmaz.
Aksine, kalıcı barış için toplumların geçmişle ilgili hafızasının varlığı dikkate alınmalıdır. Çünkü hafızanın tamamen silinmesi gerçekçi değildir. Daha sağlıklı bir yaklaşım, geçmişin gelecekteki çatışmalar için bir bahane haline gelmesini önlemek, aynı zamanda yaşananların tarih ve hukuki düzlemde araştırılmasını sağlamaktır.
Başka bir deyişle, barış geçmişi silmek değil, geçmişin geleceği yok etmesine izin vermemektir.
Azerbaycan'ın yaklaşımında “barış” ve “adalet” birbirini dışlamaz
Azerbaycan'ın diplomatik konumunda barışın egemenlik, toprak bütünlüğü ve devletlerin yargı yetkisine saygı temelinde kurulması özel bir yer tutar. 2025 Washington Ortak Bildirisi'nde de iletişimlerin açılmasının devletlerin egemenliği, toprak bütünlüğü ve yargı yetkisine saygı temelinde gerçekleştirilmesinin önemi vurgulanmıştır.
Bu yaklaşım önemli bir noktayı ortaya çıkarır: barış sadece silahların susması değildir.
Barışın kalıcı olması için tarafların birbirinin devletçiliğini, sınırlarını ve hukuki statüsünü kabul etmesi, karşılıklı güvenlik hissinin oluşması ve gelecek nesiller için yeni çatışma nedenlerinin yaratılmaması gerekmektedir.
Bu açıdan Azerbaycan'ın barış sürecini desteklemesi ile geçmişte yaşanmış olayların hatırlanması arasında mantıksal bir çelişki yoktur.
Bir devlet hem barış anlaşmasının imzalanmasını ve bölgesel işbirliğinin geliştirilmesini destekleyebilir, hem de kendi toplumunun hafızasında kalan trajik olayları unutmayabilir.
Barışın en zor aşaması belgeden sonraki dönemdir
Tarih gösteriyor ki, çatışmaların sona ermesi ile toplumlar arasında ilişkilerin otomatik olarak normalleşmesi aynı süreç değildir.
Siyasi liderlerin anlaşması bir aşamadır. Toplumların bu barışı kabul etmesi ise daha uzun zaman gerektirebilir.
Bu aşamada birkaç yön özel önem taşır:
- karşılıklı suçlamaların yeni düşmanlık dalgasına dönüşmesinin önlenmesi;
- tarihi olayların objektif şekilde araştırılması;
- kayıp şahıslar ve diğer insani meseleler üzerinde işbirliğinin devam ettirilmesi;
- kültürel miras meselelerinin siyasi çatışma aracına dönüşmemesi;
- sınır ötesi ve ekonomik ilişkilerin genişletilmesi;
- genç nesillerin yeni gerçekliklere uygun şekilde yetiştirilmesi;
- medya ve sosyal ağlarda nefret söyleminin azaltılması.
Bunların her biri uzun vadeli barış mimarisinin ayrı bir elementidir.
Ekonomik ilişkiler barışı günlük hayata getirebilir
Barışın toplum için en görünür tarafı ekonomik ve sosyal ilişkilerin genişlemesidir. 2026 yılında Azerbaycan ve Ermenistan arasında belirli ticaret ve transit imkanlarının oluşması işte bu açıdan dikkat çekiyor. Azerbaycan tarafı bunu barışın pratik getirilerinden biri olarak değerlendiriyor. Eğer iki ülke arasında ticaret, ulaşım, enerji ve diğer alanlarda karşılıklı bağımlılık oluşursa, barış sadece siyasi elitlerin gündeminde olan bir mesele olmaktan çıkıp insanların günlük hayatına dahil olabilir.
Bu ise uzun vadeli perspektifte çatışmanın sosyal ve ekonomik maliyetini daha açık gösterir.
Hafıza gelecek savaşın değil, gelecek barışın elementi olabilir
Burada en önemli mesele dengedir. Geçmişte yaşanmış olayları unutmak toplum için mümkün olmadığı gibi, bu olayların gelecek nesillere düşmanlık mirası olarak aktarılması da kalıcı barışa hizmet etmez. Hafızanın fonksiyonu değişebilir. Birinci aşamada hafıza acıyı ve kaybı korur. Sonraki aşamada ise hafıza gelecek çatışmaların hangi sonuçlara yol açabileceğini hatırlatan tarihi bir derse dönüşebilir.
Bu anlamda “unutmama” mutlak şekilde “intikam” anlamına gelmez. Aynı şekilde “barış” da “geçmişi silmek” demek değildir.
Aksine, en kalıcı barış modeli geçmişi tanıyan, ancak geleceği geçmişin rehinine çevirmeyen yaklaşımdır.