Modern.az

Bakü-Ankara kardeşliğine karşı gizli cephe ifşa ediliyor

Bakü-Ankara kardeşliğine karşı gizli cephe ifşa ediliyor

Analitik

Bugün, 21:45

Türk medyasının belirli sol-liberal ve muhalif kanatlarında (özellikle "T24" ve "Evrensel" gibi platformlarda, aslında radikal İslamcı adı altında Türk düşmanları olanlar) son dönemlerde yayınlanan materyaller derinlemesine incelendiğinde, tamamen farklı ve tehlikeli bir senaryoya hizmet ettikleri ortaya çıkıyor.

Ermenistan'daki seçimler arifesinde Nikol Paşinyan'ı "barışçıl" bir imajla canlandırmak ve Azerbaycan'ın devlet şirketlerinin uluslararası enerji projelerine kara çalmak, doğrudan bölgesel güç merkezine dönüşen Aliyev-Erdoğan dostluğuna ve Ankara-Bakü stratejik müttefikliğine karşı yönetilen sistemli bir karalama kampanyasıdır.

Bu tür yazıları gazetecilik araştırması olarak kabul etmek aşırı saflık olurdu. Onlar, Güney Kafkasya'da ve bir bütün olarak Ön Asya'da oluşan yeni gerçekleri hazmedemeyen dış güçlerin diktesiyle hareket eden bölgesel vekil trolleridir.

Türkiye'nin bazı medya platformlarında Ermenistan seçimleri bağlamında ileri sürülen iddialar, iki kardeş ülke arasına nifak sokmak, Türk kamuoyunda "Azerbaycan bizim dış politikamızı esir aldı" algısını oluşturmak amacını taşımaktadır.

Paşinyan'ın ceketinin üzerinde taşıdığı ve Ermenistan'ın mevcut resmi sınırlarını yansıtan nişan üzerinden ona "barış güvercini" elbisesi giydirenler, Erivan'ın hala kendi Anayasasında Azerbaycan'a ve Türkiye'ye karşı toprak iddialarını sürdürdüğünü örtbas ediyorlar ya da bunu görmezden geliyorlar. Bu zavallılar iyi biliyorlar ki, bölgede revanşist güçlerin varlığını bu dünyada Aliyev ve Erdoğan'dan daha doğru tespit eden kimse yoktur.

Siparişli anlatılarla dolu bu tür yazılarda, Ermenistan ile sınırın açılması bağlamında Azerbaycan'ın diplomatik açıklamalarının "Türkiye'ye şart dikte etmek" gibi sunulması, siyasi bilgisizlikten çok, kasıtlı bir medya provokasyonudur. Türk toplumunun duygularıyla oynama girişimidir.

Bu talihsizler anlamalıdır ki, Şuşa Beyannamesi ile resmileşen ve Aliyev-Erdoğan birliğine dayanan dış politika "dikte" değil, tam koordinasyonlu stratejik bir ortaklıktır.

Türkiye ile Azerbaycan bölgede tek bir güç merkezi olarak hareket ediyorlar. "Azerbaycan Türkiye'yi Ermenistan ile sınırı açmaması için baskı altında tutuyor" tezi, Bakü'nün Ermenistan'ı tam bağımlılığa sokmak için Ankara'yı bir araç olarak kullandığını iddia edecek kadar absürt ve menfur bir yaklaşımdır. Aslında ise Ankara da, Bakü de çok iyi anlıyor ki, Ermenistan Anayasasındaki revanşist maddeler değişmeden ve nihai barış anlaşması imzalanmadan atılacak her aceleci adım yarın güçsüz kalabilir ve gelecekte bölgeyi yeni bir savaş ateşine sürükleyebilir.

Kampanyanın diğer çirkin tarafı ise "Evrensel" gibi platformlar aracılığıyla Türkiye toplumunun en hassas noktası olan "Filistin konusu" üzerinden yürütülüyor. Azerbaycan'ın milli devlet şirketi olan SOCAR'ın İsrail'in "Tamar" gaz yatağından %10 pay almasını kasten çarpıtarak, bunu "Gazze soykırımına ortaklık" ve "emperyalist planlara ekonomik destek" gibi sunmak ahlaksızlığın ve manevi manipülasyonun en üst noktasıdır.

Azerbaycan her zaman Filistin halkının haklarını uluslararası arenada savunmuş ve insani desteğini esirgememiştir. Bununla birlikte devletlerin dış politikası ve küresel enerji stratejileri duygulardan uzak, milli çıkarlarla düzenlenir. SOCAR'ın Doğu Akdeniz'de, Avrupa Birliği'nin desteklediği "yeşil enerji koridorları" ve ulusötesi projelerde pay sahibi olması, Azerbaycan'ın büyük bir küresel oyuncuya dönüşmesinin göstergesidir.

Bunu "otoriter rejimlerin işbirliği" olarak nitelendiren çevrelerin asıl amacı, Türkiye içinde Erdoğan hükümetine karşı yürütülen iç siyasi mücadeleye Azerbaycan'ı da alet etmektir. Aynı zamanda Azerbaycan'ın dünya çapında elde ettiği nüfuza güya kendi âlemlerinde hassas bir yerden darbe vurmak demektir. Onlar iyi anlıyorlar ki, Erdoğan ile Aliyev'in ortak iradesi sadece Kafkasya'da değil, Akdeniz'den Orta Asya'ya kadar uzanan devasa bir coğrafyada Batı'nın ve bazı bölgesel emperyalist güçlerin planlarını altüst ediyor. Bu karalama kampanyasının arkasında duranlar aslında kendilerini çok açık ele veriyorlar. Karabağ'ın özgürleştirilmesini, Zengilan koridoru projesini ve Orta Koridor'un küresel lojistik merkeze dönüşmesini kendi varlıklarına tehdit olarak gören anti-Türk merkezler, doğrudan askeri veya diplomatik yolla sarsamadıkları Türkiye-Azerbaycan birliğini içeriden medyayı iğrenç bir araca dönüştürerek zayıflatmaya çalışıyorlar. Türk medyasındaki bu uzantılar, kardeş iki halkın bilincine sübjektif şüphe tohumları ekerek, "Bir millet, iki devlet" felsefesini ekonomik çıkarlar ve yapay rekabet düzlemine çekmek istiyorlar.

Ancak unutuyorlar ki, Aliyev Erdoğan dostluğu ortak tarih ve sarsılmaz halk iradesinin tezahürüdür. Bu dostluğa gölge düşürmek, dış güçlerin rezil senaryolarına uşaklık etmek isteyenlerin çabaları bir kez daha fiyaskoya mahkumdur.

Bölgesel istikrarın, barışın ve gelişmenin tek garantörü olan Bakü-Ankara hattı bugün her zamankinden daha güçlü, daha kararlı ve daha uyanıktır.

Telegram
Hadisələri anında izləyin!
Keçid et
Putin ŞƏRT QOYDU - Paşinyan bunu rədd etdi - Gündəm Masada - Media Turk TV