Ermenistan'da yeni Anayasa'nın kabulüyle ilgili tartışmalar ülkenin iç siyasi gündeminde önemli bir yer tutuyor. Resmi Erivan için bu sürecin Azerbaycan'ın talebi olarak değil, Ermenistan'ın iç siyasi ve hukuki ihtiyaçları çerçevesinde yürütülmesi daha uygun görülüyor. Bununla birlikte, yeni Anayasa'nın kabulüyle ilgili atılacak adımlar Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin gelecekteki dinamiklerine ve barış sürecinin son aşamasına da etki edebilir.
Diğer yandan, Güney Kafkasya'da barış gündemine paralel olarak bölgenin gelecekteki ulaşım haritası da şekilleniyor. Ermenistan'ın öne sürdüğü “Barış Köprüsü” girişimi ve Azerbaycan'ın öncü rol oynadığı “Orta Koridor” projesi bu sürecin farklı yönlerini oluşturuyor. Erivan, ulaşım izolasyonundan çıkmak ve bölgesel transit imkanlarını genişletmek için yeni iletişim hatlarına katılmaya çalışıyor. Ancak bölgenin ulaşım ve lojistik mimarisinin oluşmasında Azerbaycan'ın mevcut altyapısı ve jeostratejik konumu belirleyici öneme sahip.
Ayrıca bu adımlar sanki kasıtlı olarak sürecin uzamasına, geciktirilmesine yönelik.
Konuyla ilgili Modern.az'a açıklamalarda bulunan Milli Meclis Uluslararası İlişkiler ve Parlamentolararası İlişkiler Komitesi üyesi Rasim Musabeyov, Ermenistan Anayasası'nın Azerbaycan'ın talebiyle değiştirilmesinden değil, yeni bir Anayasa'nın kabulünden bahsedildiğini belirtti:
“Dışarıdan baskıyla Anayasa'yı değiştirmek oldukça zordur. Yeni bir Anayasa'nın kabulü ise başka bir meseledir. Bunu Azerbaycan'ın talebiyle değil, iç taleplerle ilişkilendirmek daha elverişlidir. Ermenistan'da parlamento seçimlerinin hemen ardından yeni bir Anayasa'nın kabulüyle ilgili sürecin başlaması mümkün değildir. Öncelikle yeni parlamento oluşmalı, parlamentonun yönetim organları ve komiteleri kurulmalı, daha sonra hükümetin faaliyet programı parlamentoya sunulmalıdır. Hükümetin faaliyet programında yeni Anayasa ile ilgili yükümlülük mutlaka yer almalıdır. Hükümetin faaliyet programının yanı sıra, hükümetin oluşumu da gerçekleşmelidir. Bunu sonbahardan önce yapmak mümkün olmayacaktır. Bundan sonra ise yeni Anayasa'nın metni gündeme gelecektir.”

Politolog, Ermenistan'ın yeni Anayasa ile ilgili atacağı adımların Azerbaycan ile ilişkilerin normalleşme sürecinden ayrı değerlendirilemeyeceğini vurguladı:
“Azerbaycan ve Ermenistan arasında nihai barış anlaşmasının imzalanması meselesinden bağımsız olarak, iki ülke arasında bir dizi alanda pratik adımlar zaten atıldı. Sayın Cumhurbaşkanı, Ermenistan ile nihai barış anlaşmasının imzalanmamasına rağmen barış içinde yaşadığımızı ilan etmişti. Mümkün olan konular hem tartışıldı hem de ilerletildi. Azerbaycan topraklarından Ermenistan'a transit açıldı, Ermenistan'a yakıt gönderilmeye başlandı, iki ülke arasında sınırların belirlenmesi süreci devam ettiriliyor.”
Ayrıca TRIPP projesiyle ilgili sürecin de pratik aşamaya geçtiğini belirtti:
“TRIPP projesiyle ilgili konular işler aşamaya geldi. Fonun başkanı ABD'de onaylandı, Ermenistan'a uzmanlar da geliyor. TRIPP anlaşması da Paşinyan'ın vaadine göre parlamentonun ilk oturumlarında tartışılmalı ve onaylanmalıdır.”
Politologun sözlerine göre, Azerbaycan Ermenistan ile sivil toplum düzeyinde de diyaloğu geliştirdi:
“Parlamento ve medya temsilcileri arasında görüşmeler yapıldı ve bu yönde işbirliği imkanları genişletildi. Azerbaycan-Ermenistan normalleşme sürecinin ilerletildiğini söyleyebilirim. Orada her şey elde edildi. Ancak sürecin dinamik bir şekilde ilerletilmesi önemlidir.”
Milli Meclis Ekonomi Politikası, Sanayi ve Girişimcilik Komitesi üyesi Müşfik Caferov ise Ermenistan'ın girişimi olan “Barış Köprüsü” projesini yorumladı. Azerbaycan'ın son yıllarda coğrafi üstünlüğünü gelişmiş ulaşım altyapısıyla daha da pekiştirdiğini kaydetti:
“Çeşitlendirilmiş karayolları, demiryolu altyapısı, havaalanları, limanlar, boru hatları sistemi ve yeşil enerji projeleri buna örnektir. Barış gündemi çerçevesinde bu projelerin bir kısmının Ermenistan topraklarından geçmesi de öngörülüyor. Bununla birlikte, Azerbaycan bu yönde üstün bir konuma sahiptir ve bölgede uygulanan girişimlerin önünde giden ana lokomotif rolünü oynamaktadır.
Güney Kafkasya'da iletişim ve ulaşım hatları bölgenin ekonomik gelişimi, transit imkanlarının genişletilmesi ve stratejik ilişkilerin güçlendirilmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Azerbaycan bu alanda tüm ortaklarla işbirliğini geliştirmeye, Nahçıvan ile ilişkileri normalleştirmeye ve Azerbaycan-Türkiye iletişim hattının kesintisiz faaliyetine özel önem vermektedir.
“Orta Koridor”un önemi son yıllarda oldukça arttı. Bu güzergah geleneksel ulaşım hatlarına önemli bir alternatif olmakla, Orta Asya ile Güney Kafkasya'yı ve Avrupa'yı birleştiren ana transit yönlerinden birine dönüşüyor.”

Milletvekili, Ermenistan'ın da bölgesel iletişim hatlarına katılımını genişletmek amacıyla “Barış Köprüsü” girişimini öne sürdüğünü söyledi:
“Bu girişim, Erivan'ın ulaşım izolasyonundan çıkma ve bölgesel transit imkanlarını artırma çabalarından biri olarak değerlendirilebilir. Ancak Ermenistan'ın Azerbaycan ile zıt konumda durarak bölgesel ulaşım projelerinde üstünlük elde etmesi mümkün değildir. “Orta Koridor” Azerbaycan'ın katılımı ve öncü rolüyle gelişen geniş çaplı bir iletişim projesidir. Ermenistan'ın bu sisteme katılması ise çatışma değil, bölgesel işbirliği ve mevcut ulaşım ağlarıyla entegrasyon yoluyla mümkündür.”