Şubat 2023'te Türkiye'de yıkıcı depremler meydana geldiğinde, Azerbaycan'daki insanlar evlerinden yorgan, yatak, sıcak giysi ve yiyecek toplayarak yardım merkezlerine götürdüler. O günlerde Türkiye'nin en tanınmış insani yardım kuruluşlarından biri olan Kızılay'ın çadır satması kamuoyunda tepkiye neden oldu.
Modern.az haber veriyor ki, depremden sonra çadır satışı ve daha önce Kızılay aracılığıyla Ensar Vakfı'na milyonlarca doların aktarılması, yardım kuruluşlarının şeffaflığı, iktidarla ilişkileri ve toplumsal sorumluluğu hakkında tartışmalar yarattı.
Bu olaylar, dini-manevi değerleri siyasi retoriğinde öne çıkaran AKP iktidarı karşısında da sorular ortaya koyuyor: merhamet ve yardımlaşma çağrıları, kurumların fiili faaliyetlerinde ne ölçüde yansıma buluyor?
Laçın'dan zorunlu göçmen olan Server Beşirli'nin eski otomobiline yüklediği yorgan ve yataklarla yardım kampanyasına katılması, Azerbaycan halkının dayanışmasının sembollerinden birine dönüşmüştü. O, 9 Şubat 2023'te yerel medyaya verdiği röportajda eşyaları kendisinin ve akrabalarının evlerinden topladığını, ertesi gün ise yeniden para toplayarak gıda yardımı yaptıklarını belirtmişti.
Felaketin ilk günlerinde insanların soğukta barınak beklediği sırada Kızılay'ın AHBAP yardım kuruluşuna 2050 çadırı 46 milyon liraya — o dönemin kuruyla yaklaşık 2,4 milyon dolara — sattığı ortaya çıkmıştı. Satış faktını her iki kuruluş da doğrulamıştı.
Kızılay'ın o dönemdeki başkanı Kerem Kınık, çadırların maliyetine verildiğini, elde edilen gelirle hammadde alınarak üretimin devam ettirildiğini söylemişti. Bu adımı mali sürdürülebilirliğin korunmasıyla gerekçelendirmişti.
Bu açıklama, satıştan kar elde edildiğini doğrulamıyor. Bununla birlikte, olağanüstü durumda mevcut çadırların başka bir hayır kurumuna parayla verilmesi, insani yardımın öncelikleri hakkında ciddi sorular doğuruyordu.
_nTürkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sonradan çadır satışını hata olarak nitelendirmişti. Kerem Kınık 12 Mayıs 2023'te istifa etmişti.

Çadır satışı onaylandı, dava mahkemeye gönderilmedi
Vatandaşların, siyasi partilerin ve avukat birliklerinin çadır satışı ile ilgili şikayetleri Ankara Başsavcılığı'nda birleştirildi. Kerem Kınık ve onun istifasından sonra başkan seçilen Fatma Meriç Yılmaz'ın da dahil olduğu 19 yönetici hakkında soruşturma başlatıldı.
“Gün Haber”in 23 Ocak 2026 tarihli materyaline göre, araştırma sırasında dosya, görev uyuşmazlığı nedeniyle birkaç savcılık arasında gönderildi. Materyaller önce Ankara Batı, daha sonra İstanbul Anadolu Başsavcılığı'na iletildi. Sonuncusu, araştırmanın Ankara'da yapılması gerektiğini belirterek dosyayı geri gönderdi.
Ankara Başsavcılığı'nın siparişiyle hazırlanan 28 sayfalık ekspertiz raporunda çadır satışı onaylandı. Eylemde suç unsuru olup olmadığını değerlendirme yetkisinin ise savcılığa ait olduğu vurgulandı.
Yayın organının “BirGün” gazetesinin gazetecisi İsmail Arı'ya dayandırdığı bilgiye göre, savcılık 29 Aralık 2025'te dosyanın mahkemeye gönderilmemesi yönünde karar aldı. Kararda, devlete zarar verildiğinin tespit edilmediği ve suç unsurunun oluşmadığı belirtildi. Ayrıca kararın şikayetçilere resmi yoldan bildirilmemesi öngörüldü.
Böylece, satış faktı onaylansa da, dosya mahkeme incelemesine çıkarılmadan kapatıldı.

Kızılay üzerinden Ensar'a milyonluk transfer
Kurumun mali işlemleri depremden önce de tartışma konusu olmuştu. “Sözcü”nün 29 Ocak 2020'de yayımladığı materyalde “Başkentgaz” şirketinin Kızılay aracılığıyla Ensar Vakfı'na milyonlarca dolar aktardığı açıklanmıştı.
Yayımlanan 29 Aralık 2017 tarihli mektup, Türk Kızılay Derneği Genel Müdürlüğü'ne hitaben yazılmıştır. Belgede, şirketin 27 Aralık'ta kurumun hesabına 8 milyon dolar aktardığı belirtiliyor.
Mektubun şartlarına göre, miktarın 75 bin doları Kızılay'ın faaliyetlerine ayrılmalı, kalan 7 milyon 925 bin dolar ise yurt yapımı için Ensar Vakfı'nın hesabına aktarılmalıydı.
Belgede dikkat çeken başka bir madde de var: yurdun inşaat sürecinde Kızılay'ın hukuki, mali ve idari sorumluluk taşımayacağı belirtiliyor. Bu şart, kurumun fonların aktarılmasında aracı rolünü gösteriyor.
Mektubun altında o dönemde Başkentgaz'ın genel müdür vekili Asım Yüksel'in ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun'un imzaları yer alıyor.
“Teyit” platformu bağış faktını doğruladı ve böyle şartlı bağışa hukuki bir engel olmadığını belirtti. Ensar ise fonların ABD'de yurt yapımı için TÜRKEN Vakfı'na aktarıldığını açıkladı. Şirketin mali raporları erişilebilir olmadığından, elde edilen vergi indiriminin miktarını belirlemek mümkün olmadı.
Kerem Kınık o zaman televizyon konuşmasında “Vergi kaçırmak başkadır, vergiden kaçınmak başkadır” diyerek yasa dışı vergi gizleme ile yasal imkanlardan faydalanarak vergi yükünü azaltmak arasında fark koymuştu. Bu savunma da kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu.

Siyasi yakınlık ve manevi sorumluluk
Ensar'ın iktidarla ilişkileri açık kaynaklarda da görülüyor. Vakfın kendi bilgisine göre, Erdoğan 2017'de genel kurulunda konuşma yaptı. “Anadolu” ajansı ise Bilal Erdoğan'ı o dönemde vakfın genel kurul üyesi olarak tanıttı. Bu faktlar siyasi yakınlığı gösterir, ancak kendi başına mali usulsüzlüğü kanıtlamaz.
2017'deki bağış işlemi ile 2023'teki çadır satışı ayrı olaylardır. Mevcut belgeler, Azerbaycan vatandaşlarının gönderdiği yardımların zimmete geçirildiğini göstermiyor. Ancak her iki olay da hayırseverlik adı altında faaliyet gösteren kurumlardan daha geniş hesap verebilirliğin talep edilmesinin önemini ortaya koyuyor.

Azerbaycan'da insanlar evlerinden yorgan ve yatak toplarken, Türkiye'de çadırların satış konusu haline gelmesi kamuoyunun hafızasında ciddi bir çelişki olarak kaldı. Dini-manevi değerlere atıfta bulunan siyasi iktidarın faaliyeti de tam da böyle anlarda değerlendirilir: insanın acil ihtiyacı, mali hesaplar ve siyasi ilişkiler arasında hangi seçim yapılır?
Suç unsurunun belirlenmemesi, insani kararların manevi sorumluluğu hakkındaki tartışmayı bitirmiyor. Merhamet ve yardımlaşma retoriğinin inandırıcılığı, şeffaf kararlar ve toplum karşısında açık hesap verebilirlik ile sağlanır.