44 günlük Vatan muharebesinde nice yiğitler arkalarında emanet bırakıp gittiler. Kimisi sevgilisini, kimisi ailesini, evladını, kimisi de vatana sevginin kanıtı olan bir sembolü...
Ağaemi Heybetov o şehitlerdendir ki, üzerinde taşıdığı Türkiye bayrağını son nefesinde arkadaşlarına emanet etmiştir. Kardeş ülke bayrağının şehidimizin son anında bile yanında olması, Azerbaycan askerinin kalbindeki Türkiye sevgisinin ne kadar derin olduğunu gösteriyor.
Şehidin kız kardeşi Halimehanım Heybetova Modern.az'a kardeşi hakkında konuştu.
"Yaşça küçük olsa da, yüreği de, kardeşliği de büyüktü"
“Ağaemi benden 5 yaş küçüktü. Ama o kadar sert, yiğit, mertti ki, biz ona büyük kardeşimiz gibi saygı duyardık. Enerjisi, havası, aurası, konuşma tarzı buna mecbur ediyordu. O, ne kadar modern Azerbaycan genci gibi büyüse de, kanındaki millilik her sözünde, kararında kendini gösteriyordu. O yaşlılara, ak saçlılara, çocuklara nasıl davranılacağını iyi bilir, herkese saygı duyardı.
Ailede en çok beni sinirlendirmeyi severdi. Annem hep derdi ki, o seni bilerekten sinirlendiriyor, çok önemseme. O, sevdiği adamlara böyle yapardı.
Bugün düşünüyorum, keşke kardeşim yine yanımda olsaydı, beni sinirlendirip "ters keçi" derdi”.
2020 yılı 21 Eylül: Ağaemi'nin sosyal medyada yazdığı o cümle: "Biz hazırız"
“Hiç savaş konusu yoktu. Bir de baktım ki, Ağaemi kendi sosyal medya profilindeki resmini askerlik resmiyle değiştirmiş. Altına da yazmış: "Biz hazırız".
O zaman hiçbir şey anlamadım. Bu resmi merak için koyduğunu düşündüm. Nereden bilebilirdim ki, kardeşim 8 gün sonra savaşa gidecek”.

"Savaşa düğüne gidiyormuş gibi hazırlandı"
“29 Eylül'de işten geldiğimde kardeşimin evde olduğunu gördüm. Normalde o işten benden daha geç gelirdi. Evde de gördüm ki, herkes kederli. Dediler ki, kardeşe çağrı gelmiş, yarın gidiyor. Anında döndüm, gördüm ki, Ağaemi gülüyor.
Sabah kalktı, düğüne gidiyormuş gibi hazırlandı, bizle görüştü, beni kucakladı. Beni ağlayan görünce dedi ki, "Ağlama, sen erkek gibi kızsın".
Belki de o zamanki cümleler bugün içindi. Çünkü biliyordu o gittikten sonra evdekileri ben dik tutabilirdim”.
Kız kardeşinin sözlerine göre şehidin son konuşması 3 yaşındaki yeğeniyle olmuş:
“Son konuşmamız 15 Ekim'de oldu. Ondan telefon geldiğinde odada sadece kız kardeşimin kızı varmış. Çocuk o zaman hiç kimseyle konuşmuyordu, ama kardeşime anlaşılmaz cümleler kurmuş. Sanki çocuk da hissetmiş dayısıyla son konuşması olduğunu.
Çocuğun elinden telefonu aldığımda kardeşim dedi ki, "Bırak konuşsun benimle".
Ayın 24'ü akşam saatlerinde anlaşıldı ki, Ağaemi şehit olmuş”.
Ağaemi'nin bayrak emaneti
“Ağaemi'nin şehadete ulaşmasından hayli zaman geçmişti, Şubat ayıydı. Savaş arkadaşı bize geldi, dedi ki, "onun bende emaneti var. Emaneti size ulaştırmalıyım".
Savaş arkadaşına demiş ki, "ben şehit olursam, cebimdeki Türk bayrağını evime ulaştırırsınız". O bayrak bugün evimizde, kardeşime ait köşede yerini almış.
Savaş arkadaşlarının sözlerine göre, o sık sık şehit olacağını söylüyormuş. Ağaemi arkadaşlarına bunu da demiş: "Öyle şehit olsam iyidir, adam gerek ölürken de erkek gibi öle. Böyle de ki, bu toprakları biz azat etmezsek, gelecek nesiller eziyet çekecek".
Bir kız kardeş olarak kardeşimi kaybetmek çok ağırdır. Ama bugün görüyorum ki, kardeşim ve onun gibi yiğitlerin sayesinde gençlerimiz, çocuklarımız mutlu ve refah içinde yaşıyor”.
Ağaemi'nin kardeş ülkeye olan sevgisi...
“Kardeşim için Azerbaycan ne idiyse, Türkiye de oydu. Çocukluktan Türkiye'yi severdi, aldığı eğitim zamanı da, UNEC'de öğrenci olduğu dönemlerde de Türkiye'ye bağlılığı artmıştı.
O hep diline getirirdi ki, biz aynı millet, aynı devletiz. Hatta gelecek planlarını da Türkiye üzerinden kuruyordu. Orada yaşamak istiyordu. Vatanı Azerbaycan'ı, ona doğma olan Türkiye'yi çok severdi”.
"Galatasaray" sevdalısı şehit Ağaemi
“Türkiye'yi kendi ülkesi kadar severdi. Kardeş ülkenin şarkıları, filmleri, özellikle de futbolu kardeşimin ilgi alanındaydı.
"Galatasaray" kulübünü severdi, ona taraftarlık ederdi. Garip bir sevgiydi sevgisi. "Galatasaray" mağlup olunca Ağaemi de kederlenir, galip gelince sevinirdi. Birden keyfi olmayınca evde hepimiz anlardık ki, "Galatasaray" mağlup olmuş. Evde hiç kimse Ağaemi'yi keyifsiz olunca dindirmiyordu. Kardeşim için "Galatasaray" sıradan futbol takımı değildi, bir sevdaydı”.

Ağaemi Heybetov 1993 yılı Haziran ayının 6'sında Bakü şehrinde doğdu. 2000-2011 yıllarında Buzovna kasabasında yer alan Afgan Aliyev adına 125 numaralı tam ortaokulda okudu. 2002-2007 yıllarında ise Buzovna kasabasında 4 numaralı Çocuk Sanat Okulu'nda müzik (akordeon) eğitimi aldı, ayrıca Buzovna kasabasının dini cemaatinin bünyesinde yer alan İmam Hüseyin camisinde dini eğitim aldı. Ali eğitimini ise 2011-2015 yıllarında Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi'nin Türk dünyası işletme fakültesinin turizm ve otelcilik uzmanlığı üzere aldı. Bekardı.
Ağaemi Heybetov 2015-2016 yıllarında Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri'nin Gence şehrinde yer alan "N" sayılı askeri birliğinde süreli gerçek askeri hizmet yaptı. 2016 yılında meydana gelen Nisan savaşlarına katılmak istese de, buna nail olamadı.
Ağaemi Heybetov 2020 yılı Eylül ayının 27'sinde başlayan Vatan muharebesi sırasında Sugovuşan istikametinde devam eden savaşlarda savaştı. Ekim ayının 16'sında şehitlik mertebesine yükseldi. 25 Ekim tarihinde Hazar rayonunun Buzovna kasabasında yer alan Şehitler hiyabanında defnedildi.
Ölümünden sonra "Vatan uğrunda", "Sugovuşan'ın azat olunmasına göre", "Cesur savaşçı" madalyaları, 3. dereceli “Vatana hizmete göre” ordeni ile taltif edildi.
