“XXI. yüzyılda devletlerin rekabeti yeni bir aşamaya girdi. Uzun yıllar uluslararası ilişkiler sisteminde üstünlük esas olarak enerji kaynakları, askeri potansiyel, ulaşım koridorları ve finansal kaynaklarla belirleniyorsa, bugün bu listeye bir stratejik faktör daha eklendi – yapay zeka. İşte bu yüzden önde gelen devletler yapay zekayı sadece teknolojik bir yenilik olarak değil, milli güvenliğin, ekonomik gelişimin, devlet yönetiminin ve uluslararası rekabet gücünün temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyorlar”.
Bunu Modern.az'a Milli Meclis Milletvekili Sevinc Fətəliyeva söyledi.
Milletvekili, son yıllarda ABD, Çin, Avrupa Birliği, Büyük Britanya, Singapur, Güney Kore ve Körfez ülkelerinin kabul ettikleri milli yapay zeka stratejilerinin, dünyada yeni bir teknolojik yarışın başladığını gösterdiğini belirtti. Bu yarışın temel amacı sadece daha modern teknolojilere sahip olmak değil. Asıl amaç geleceğin ekonomisine, bilgi kaynaklarına, karar alma mekanizmalarına ve yüksek teknoloji pazarına kontrolü sağlamaktır. Son yıllarda uluslararası uzman çevrelerinde "AI race", "AI sovereignty", "technological sovereignty" gibi kavramların dış politika ve milli güvenlik söyleminin ayrılmaz bir parçası haline gelmesi tesadüf değildir. Aslında tarih, her teknolojik devrimin uluslararası ilişkiler sistemindeki güç dengesini değiştirdiğini göstermektedir.
Bir zamanlar sanayi devrimi ekonomik üstünlüğü belirliyordu. Sonraki aşamada enerji kaynakları ve yüksek sanayi teknolojileri devletlerin jeopolitik imkanlarını şekillendirdi. Bugün ise yapay zeka bu fonksiyonu üstleniyor. Dünya Bankası, OECD, Dünya Ekonomik Forumu ve diğer nüfuzlu uluslararası kurumlar, önümüzdeki on yılda ekonomik büyümenin temel kaynaklarından birinin yapay zeka olacağını düşünüyorlar. Bu da teknolojiler uğruna rekabetin artık devletlerin uzun vadeli gelişim stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiği anlamına geliyor. Ancak yapay zekanın önemini sadece ekonomik göstergelerle açıklamak doğru olmazdı. Modern dönemde bu teknolojiler milli güvenliğin tüm yönlerini etkiliyor. Savunma sanayisinden siber güvenliğe, kritik altyapının korunmasından bilgi güvenliğine, sınır yönetiminden acil durumların yönetimine kadar hemen hemen tüm alanlarda yapay zekadan geniş ölçüde faydalanılıyor.
Milletvekilinin sözlerine göre, özellikle son yılların jeopolitik olayları, savaşların artık sadece savaş meydanlarında yapılmadığını gösterdi. Bilgi manipülasyonları, siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, kritik altyapının felç edilmesi ve dijital casusluk geleneksel güvenlik anlayışını kökten değiştirdi. Böyle bir ortamda yapay zeka, hem saldırı hem de savunma imkanlarını önemli ölçüde genişleten temel teknolojilerden birine dönüştü.
İşte bu yüzden birçok devlet, milli yapay zeka potansiyelinin dış teknolojik bağımlılıktan korunmasına özel dikkat gösteriyor. Yapay zeka sistemlerinin hangi veri tabanları üzerinde kurulduğu, hangi algoritmalarla çalıştığı, verilerin nerede saklandığı ve kararların hangi prensiplerle alındığı artık sadece teknik bir mesele değil. Bu, devlet egemenliğinin yeni bir boyutudur. Bugün "dijital egemenlik" kavramı giderek daha çok "teknolojik egemenlik" kavramıyla tamamlanıyor. Eğer dijital egemenlik devlet verilerinin güvenliğini öngörüyorsa, teknolojik egemenlik devletin stratejik teknolojiler üzerinde bağımsız karar alma imkanını ifade eder. Başka bir deyişle, devlet kendi gelişimini belirleyen kritik teknolojiler alanında sadece dış çözümlere bağımlı olmamalıdır.
“Azerbaycan'ın son dönemde uyguladığı politika da işte bu yaklaşıma dayanıyor. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in liderliğinde ülkede dijital gelişimin yeni bir aşamasına başlanması, 2026–2028 yılları için 58 somut girişimi kapsayan Eylem Planı'nın kabul edilmesi ve Dijital Gelişim Konseyi'nin kurulması, yapay zekanın artık ülkenin uzun vadeli gelişim stratejisinin temel yönlerinden biri olarak belirlendiğini gösteriyor. Konseyin ilk toplantısında Birinci Başkan Yardımcısı Mehriban Aliyeva bu yöndeki temel fikri net bir şekilde ifade etti: «Yapay zeka artık geleceğin değil, bugünün belirleyici gelişim faktörüdür». Aynı zamanda yapay zekanın uygulanması alanında alınan tüm kararların Azerbaycan'ın milli çıkarlarına uygun olmasının önemi özellikle vurgulandı.
Bu yaklaşım, uluslararası pratikte giderek daha fazla önem kazanan «milli AI politikası» konseptine tamamen uyuyor” diyen Sevinc Fətəliyeva, Azerbaycan'ın seçtiği modelin dikkat çekici özelliklerinden birinin, ülkemizin yapay zekayı hazır bir ürün olarak ithal etmekle yetinmemesi olduğunu ekledi. Aksine, amaç milli teknolojik imkanların oluşturulması, devlet sektöründe uygulanacak çözümlerin güvenliğinin sağlanması ve yerel potansiyelin geliştirilmesidir.
Bu açıdan 64 grafik işlemcinin (GPU) tedarikçisinin seçiminin tamamlanması önemli bir adımdır: bu ekipman, ülkenin kendi yapay zeka modellerini kurmak için gereken hesaplama gücünün temelini oluşturacaktır. Artık «mygov» platformunda vatandaşlara 7/24 hizmet verecek sanal vatandaş yardımcısının ilk versiyonu devreye alınmıştır. 40 devlet kurumu için yol haritaları hazırlanmış, bunların 13'ü zaten onaylanmış veya onay aşamasındadır. Bunlar teknik istatistikler değil — devlet yönetiminin yeni felsefesinin ilk görünen sonuçlarıdır.
Ona göre, diğer önemli bir yön ise yapay zeka teknolojilerinin hukuki ortamının oluşturulmasıdır. Dünyada bu alandaki temel sorunlardan biri, inovasyonun hızı ile hukuki düzenlemenin uyumsuzluğudur. Avrupa Birliği AI Act'i kabul ederek risk tabanlı düzenleme modelini seçmiş, ABD daha esnek bir yaklaşıma öncelik verirken, Çin ise devlet kontrolünü güçlendiren bir model uyguluyor. Azerbaycan ise uluslararası deneyimi dikkate alarak kendi milli modelini oluşturmaya çalışıyor. İşte bu amaçla «Düzenleyici Test Ortamı» (Regulatory Sandbox) mekanizmasının oluşturulması öngörülüyor — ilgili hukuki düzenleme taslağı zaten son aşamadadır. Bu yaklaşım, yeni teknolojilerin öncelikle kontrol edilen bir ortamda test edilmesine, güvenlik ve hukuki açıdan değerlendirilmesine, ancak bundan sonra geniş çaplı uygulanmasına imkan tanır.
Aynı zamanda, yapay zekanın devlet yönetiminde uygulanması sadece hizmetlerin otomasyonu amacını taşımıyor. Burada temel hedef, karar alma kalitesinin yükseltilmesi, devlet kaynaklarının daha verimli kullanılması ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin esnekliğinin artırılmasıdır. Bununla birlikte, sağlık, eğitim, gümrük ve diğer alanlarda yapay zeka çözümlerinin aşamalı uygulanması, devlet yönetiminin yeni bir kalite aşamasına geçişini sağlayabilir. Ancak yapay zekanın geniş çaplı uygulanması yeni riskleri de gündeme getiriyor. Algoritmik önyargı, verilerin gizliliği, etik meseleler, kritik kararların otomasyonu ve dış teknolojik platformlara bağımlılık uluslararası tartışmaların temel konularındandır. Bu nedenle devlet politikasının temel görevi sadece inovasyonu teşvik etmek değil, aynı zamanda bu teknolojilerin güvenli, şeffaf ve sorumlu kullanımını sağlamaktır.
Milletvekili, Azerbaycan'ın yaklaşımının üstün yönlerinden birinin de dengeli bir model seçmesi olduğunu kaydetti. Bir yandan inovasyon, dijitalleşme ve teknolojik gelişim teşvik edilirken, diğer yandan milli çıkarlar, siber güvenlik, hukuki düzenleme ve devlet kontrolü ön planda tutuluyor. Bu da ülkemizin yapay zekayı sadece teknolojik bir yenilik olarak değil, devletçiliğin geleceğini etkileyen stratejik bir kaynak olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Küresel rekabetin yeni aşamasında üstünlüğü sadece doğal kaynaklara sahip olan devletler değil, teknoloji üreten, inovasyon yaratan ve yapay zekayı etkin yöneten ülkeler elde edecekler. Bu açıdan Azerbaycan'ın ortaya koyduğu amaç sadece dijital teknolojileri kullanmak değil, onların milli gelişimin, ekonomik modernleşmenin ve güvenlik politikasının ayrılmaz bir elementine dönüşmesini sağlamaktır.
“Sonuç olarak, yapay zeka artık geleceğin teknolojisi değil, bugünün jeopolitik gerçekliğidir. Devletlerin ekonomik gücü, güvenlik imkanları ve uluslararası rekabet gücü giderek daha çok bu alanda elde ettikleri başarılardan bağımlı olacaktır. Azerbaycan'ın uyguladığı politika ise, ülkemizin bu küresel dönüşümü zamanında değerlendirerek milli çıkarlara dayalı, güvenli ve uzun vadeli gelişimi hedefleyen kendi yapay zeka modelini oluşturma yolunda tutarlı adımlar attığını gösteriyor. Bu yaklaşım sadece teknolojik ilerlemeye değil, aynı zamanda devletin stratejik dayanıklılığının ve rekabet gücünün güçlendirilmesine hizmet ediyor” diye Sevinc Fətəliyeva vurguladı.