Avrupa siyaseti genellikle kuru açıklamalar, sert diplomatik jestler ve katı protokol kurallarıyla hatırlanır. Ama arada öyle sahneler de olur ki, siyasi gündeme biraz renk katar ve itiraf edelim ki, biraz da tebessüm ettirir.
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama'nın İtalyan mevkidaşı Giorgia Meloni'ye karşı sergilediği olağanüstü dikkat ve jest de işte böyle anlardandır.
Bir başbakanın diğer bir başbakanın önünde herhangi bir sebeple diz çökmesi sık rastlanan bir durum değildir. Biz böyle bir sahneyi sadece Edi Rama - Giorgia Meloni ikilisinin örneğinde görüyoruz ve başka yetkililerin bunu tekrarlayacağı inandırıcı değil...
Siyasette "diz çöken romantizm"?
Edi Rama kaçıncı kezdir ki, Giorgia Meloni'nin önünde diz çökerek ona olan hayranlığını şakayla (veya belki de yarı-ciddi bir şekilde) ifade ediyor. Bu sahne diplomatik etikette rastlanan nadir bir olay sayılır. Genellikle devlet başkanları görüşürken el sıkışır, maksimum hafifçe kucaklaşırlar. Ama Edi Rama sanki "siyasi tiyatro" sergiliyor.

4 Mayıs'ta Erivan'da düzenlenen Avrupa Birliği Siyasi Zirvesi'nde yine fırsatı kaçırmayarak Giorgia Meloni'yi görünce "selam verdi", hanım başbakanı göğsüne bastırıp kucakladı, hatta saçlarından öptü. Dışarıdan bakanlar için bu sahne biraz romantik bir komediyi hatırlatıyordu: biri aşırı duygusal, diğeri ise biraz daha temkinli ve ihtiyatlı.
Bundan önceki Tiran zirvesinde de Edi Rama Meloni'ye bu tür şaka karakterli bir jest yapmıştı. Genel olarak, Edi Rama sık sık olağan dışı ve esprili davranışlarıyla tanınır ve bu jest de aynı tarzın bir parçası olarak değerlendirilir.
İlginç olan, Meloni'nin tepkisinin her seferinde biraz ölçülü olmasıdır. O, ne bu jestleri açıkça teşvik ediyor, ne de sert bir şekilde reddediyor. İtalyan başbakan sadece diplomatik bir tebessümle durumu "idare ediyor".
Diplomatik protokollerden saparak sergilenen bu samimi davranış her seferinde zirve katılımcıları arasında neşeli anlara neden oluyor.
Bazı uzmanlar, Edi Rama'nın bu hareketinin arkasında Arnavutluk ile İtalya arasında mevcut olan tarihi ve kültürel bağların yattığını söylüyor.

Edi Rama kimdir?
Edi Rama sıradan bir siyasetçi değil. O, siyasete girmeden önce ressamdı, sonra bakan olarak da görev yaptı. Boyu, dış görünüşü ve rengarenk giyim tarzı Edi Rama'yı klasik "takım elbiseli siyasetçi" imajından farklılaştırır.
Edi Rama 1964 yılında doğdu, 62 yaşındadır. Daha önce profesyonel basketbolcuydu, 1 m 98 cm boyundadır. O, aynı zamanda profesyonel bir ressamdır, Arnavutluk Resim Akademisi profesörü olan Rama'nın birkaç kişisel resim sergisi düzenlenmiştir.
Arnavutluk'un 33. başbakanı ayrıca aktif bir yazardır. Çeşitli notlardan oluşan "Düşünceler", "Kurban", "Edi Rama" adlı kitapları yayınlanmıştır.
Edi Rama birkaç yıl ülkenin başkenti Tiran şehrinin belediye başkanı olmuştur.

Genel olarak, başbakan seçilmeden önce Edi Rama bir dizi görevde çalıştı. 1998 yılında Edi Rama sosyalist lider Fatos Nano tarafından kurulan hükümette kültür, gençlik ve spor bakanı olarak atandı. Ülkede sanat ve kültürün gelişimi için uyguladığı yaratıcı ve etkili yaklaşımları özellikle gençler tarafından olumlu karşılandı. Bu da 2000 yılında başkent Tiran'ın belediye başkanı (mer) seçilmesinde önemli rol oynadı. Bağımsız aday olarak %57 oy toplayarak bu göreve seçildi. 2003 yılında (%59 oyla) ve 2007 yılında (%56 oyla) yeniden belediye başkanı seçilen Edi Rama 2011 yılına kadar Tiran'ın belediye başkanı görevinde kaldı.
Belediye başkanı olduğu dönemde başkentin görünümünün değiştirilmesine katkıda bulundu. Yasadışı yapılar yıkıldı, sokaklar güzelleştirildi, parklar kuruldu, binaların cepheleri boyandı. Bu faaliyetinden dolayı 2004 yılında "Dünya Belediye Başkanı" unvanına layık görüldü.
2003 yılının sonbaharında Edi Rama Arnavutluk Sosyalist Partisi'ne (ASP) katıldı. 2005 yılının Ekim ayında parti başkanı seçildi. O, şimdi de Arnavutluk Sosyalist Partisi'nin başkanıdır.
2013 yılında E. Rama'nın liderliğindeki merkez-sol partiler koalisyonu sağcı Arnavutluk Demokrat Partisi'ni mağlup ederek parlamento seçimlerini kazandı. O, 15 Eylül 2013'ten bugüne kadar Arnavutluk'un başbakanı olarak görev yapmaktadır.
E. Rama'nın birçok önceliği var, bunların arasında suç ve yolsuzlukla mücadele, işsizliğin ortadan kaldırılması, Avrupa Birliği'ne entegrasyon da yer alıyor.
Edi Rama'nın kişisel hayatı da ilginçtir. Babası Kristak Rama ünlü heykeltıraş, annesi Aneta Rama tıp çalışanıydı.

Edi Rama erken yaşlarından itibaren resim yapmaya başladı. O, önce Tiran'daki Cordan Misya Sanat Lisesi'ni bitirdi. Gençken Rama başkentin "Dinamo" takımında profesyonel basketbolcu olarak oynadı. Aynı zamanda Arnavutluk milli basketbol takımında da yer aldı (1984-1989 yılları arasında).
Edi Rama 1985 yılında Tiran Sanat Akademisi'ni bitirdi. Bir süre aynı akademide ders verdi, ayrıca ABD'nin Massachusetts, Boston ve Harvard üniversitelerinde misafir profesör olarak görev yaptı. 1994 yılında Fransa'ya taşındı, orada mimarlık eğitimi aldı ve ressamlıkla uğraştı. Eserleri birçok uluslararası sergide sergilendi.
E. Rama 1998 yılında Arnavutluk'a geri döndü.
O, Katolik olarak vaftiz edildi ve kendini Katolik olarak tanımlıyor. Şimdiki dini inançlarına gelince, Rama kendini agnostik olarak adlandırarak, "Ben kendimden ve diğer insanlardan başka hiçbir inanç kabul etmiyorum ve Tanrı'nın varlığını veya yokluğunu hiç düşünmüyorum" diyor.
Edi Rama üç kez evlendi. İlk evliliği aktris Matilda Makoci ile oldu ve bu evlilikten iki çocuğu var - kızı Ri ve oğlu Gregor. Başbakanın ikinci evliliğinden (Delina Fico ile) ise Zaho adında bir oğlu dünyaya geldi.

Edi Rama şu anda üçüncü evliliğini yaşıyor. Başbakanın eşi Linda Rama ekonomisttir. Onlar entelektüel ve oldukça dengeli bir çift olarak tanınıyorlar. Bu bakımdan, Edi Rama'nın İtalyan başbakan Giorgia Meloni'ye karşı sergilediği bu "şovvari dikkat" daha çok onun karakterinin oyunbaz ve teatral tarafını gösteriyor, kişisel hislerini değil.
Rama'nın temel özelliklerinden biri de işte budur: o, siyasette sınırları biraz yumuşatmayı, resmi ortama gayri resmi bir hava katmayı sever. Bazen bu, sempati uyandırır, bazen ise eleştiri.
Edi Rama ana dili Arnavutça dışında, İngilizce ve Fransızca dillerini biliyor.
Meloni: soğukkanlı mı yoksa çekici mi?
Giorgia Meloni ise tamamen farklı bir tiptir. O, son yıllarda Avrupa ve dünya siyasetinde dikkat çeken figürlerden birine dönüştü. C. Meloni ülkesinde "İtalya Kardeşleri" adlı sağcı-milliyetçi partinin lideridir. Onun liderliğindeki parti 2022 yılında yapılan seçimleri kazanarak koalisyon hükümeti kurdu ve Giorgia Meloni İtalya'nın ilk kadın başbakanı seçilerek tarihe geçti. Hanım Meloni siyasette sert duruşu, güçlü hitabetiyle öne çıkıyor.

O, 1977 yılında Roma'da doğdu. Siyasette sağ-merkezci siyasi çizgiyi temsil ediyor. Ailesindeki zorluklar ve babasının onları terk etmesi Giorgia'nın hayatına derin etki etti. Babası Francesco Meloni, Giorgia henüz 1 yaşındayken aileyi terk etti. Babasının onları bırakıp gitmesi C. Meloni'nin karakteri ve dünya görüşünde derin iz bıraktı. Annesi onu ve ablası Araianna'yı (1975 doğumlu) tek başına büyüttü. Giorgia bu zorluklara rağmen güçlü, bağımsız bir kişilik olarak şekillendi.
C. Meloni yabancı bir medya kuruluşuna verdiği röportajda babası Francesco Meloni'den hiçbir zaman olumlu duygular almadığını belirtti:
"Babam öldüğünde hiçbir şey hissetmedim. Bu beni öfkelendiriyor, çünkü en azından ondan nefret etmek isterdim" diye kaydetti hanım başbakan.
C. Meloni, babasının onları zor durumda bırakıp gitmesi nedeniyle maddi sorunlar yaşadığını ve üniversiteye devam edemediğini söyledi. Para kazanmak için çocuk bakıcısı, barmen, garson, market satıcısı gibi işlerde çalıştı.
Giorgia'nın annesi Anna Paratore, kocası kızları küçükken onu bırakıp gittikten sonra çok zor günler yaşadı. Çocuklarını tek başına büyüten Anna Paratore, "Josie Bell" ve "Amanda King" takma adlarıyla aşk romanları yazdı. Sadece "Josie Bell" takma adıyla yazılmış 140 aşk romanı var. Ancak edebi geliri yeterli olmadığından geçimini sağlamak için birkaç işte çalışmak zorunda kaldı.
Giorgia Meloni ortaokulu bitirdikten sonra, 1996 yılında Roma'daki "Amerigo Vespucci Koleji'nde dilbilim üzerine ortaöğretim eğitimi aldı. Diplomasını aldıktan sonra bir süre gazetecilikle uğraştı.
Meloni daha sonra Roma Sapienza Üniversitesi'ne girse de, orayı bitiremedi. Bazı bilgilere göre, siyasete katılması nedeniyle yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. Başka bir deyişle, siyasi kariyer onun önceliği oldu.

Giorgia Meloni'nin kişisel hayatı, siyasi kariyeri kadar olmasa da, kamuoyunun dikkatini çeken ilginç detaylarla doludur. O, bir kız annesidir.
Hanım Meloni şu anda resmi olarak evli değil, ancak uzun yıllar gazeteci Andrea Giambruno ile ilişkisi oldu. Kızları Ginevra 2016 yılında dünyaya geldi. Andrea Giambruno "Mediaset" televizyon kanalında sunucu ve gazeteci olarak çalıştı. Bir zamanlar Meloni ile siyasi görüşlerde bazı farklılıkları olsa da, ilişkileri uzun süre devam etti.
Giorgia Meloni 2023 yılının Ekim ayında Andrea Giambruno ile ilişkisinin bittiğini sosyal medyada duyurmuştu. Bunu kişisel hayatının "en zor kararlarından biri" olduğunu yazmıştı. Ayrılmalarına Andrea'nın diğer kadınlar hakkındaki cinsiyetçi yorumları neden olmuştu.
Giorgia Meloni erken gençlik yıllarında siyasetle ilgilenmeye başladı ve 1990'lı yıllarda İtalya'nın sağcı gençlik örgütlerinde aktif rol oynadı. 2006 yılında 29 yaşındayken parlamentoya seçildi ve İtalya tarihinde en genç milletvekillerinden biri olarak tanındı.
Silvio Berlusconi üçüncü kez İtalya'nın başbakanı seçildiğinde (2008-2011) o, Giorgia Meloni'yi gençlik ve spor bakanı olarak atamıştı. O zaman 31 yaşındaki Meloni İtalya'nın en genç bakanı da olmuştu.
C. Meloni "İtalya Kardeşleri" partisini 2012 yılında kurdu. Bu parti daha önce az tanınıyordu, ancak Meloni'nin karizmatik liderliği ve sert anti-göçmen, milli değerleri vurgulayan retoriği ile parti kısa zamanda popülerlik kazandı.
Meloni çok enerjili, güçlü hitabet yeteneği ve duygusal konuşmaları olan bir lider imajıyla tanınıyor. Onun en meşhur sloganlarından biri "Tanrı, Vatan, Aile"dir.
Giorgia Meloni kendini ciddi bir siyasi figür olarak tanıtsa da, aslında pop kültüre de ilgi gösteriyor. O, fantastik edebiyatı çok seviyor.
İtalyanca ile birlikte, Giorgia Meloni İngilizce dilini de iyi seviyede biliyor. Bundan başka, Fransızca ve İspanyolca dillerinde de konuşuyor. Uluslararası etkinliklerde ve yabancı liderlerle görüşmelerde dil bariyeri olmadan serbest iletişim kurabiliyor. Bu, onun Avrupa seviyesinde daha esnek diplomatik faaliyet yürütmesine yardımcı oluyor.
Hanım başbakanın stil ve giyiminde sadelik ve ulaşılabilirlik öne çıkıyor.
C. Meloni İtalyan mutfağına çok bağlıdır. O, İtalya'nın gıda geleneklerinin korunmasını milli kimliğin bir parçası olarak görüyor.
Meloni hakkındaki fikirler ikiye bölünüyor. Bazıları onu çekici, karizmatik ve güçlü bir kadın lider olarak görüyor. Diğerleri ise onu daha çok sert, duygudan uzak ve klasik siyasi figür olarak kabul ediyor.
Siyasi jest mi, yoksa dikkat merkezinde kalma isteği mi?
Siyasi çevrelerde Edi Rama ve Giorgia Meloni'ye olan farklı yaklaşımlar ilginç bir kontrast yaratıyor: bir tarafta duygusal ve artistik Rama, diğer tarafta ise disiplinli ve pragmatik Meloni.
Edi Rama'nın Giorgia Meloni'ye karşı davranışı - onun diz çökmesi, İtalyan başbakanı kucaklaması, öpmesi - çeşitli şekillerde yorumlanıyor. Bazıları bunu sadece şaka, dostça bir jest olarak kabul ediyor. Diğerleri ise bunun, dikkat çekmek için düşünülmüş bir "PR" adımı olduğunu düşünüyor.

Yabancı basının bu olaya yaklaşımı gösteriyor ki, siyasi çevrelerde de olaya ilişkin tutum net değil: kimisi bunu diplomatik etiğe uygun bulmazken, kimisi de siyasette "insan faktörünün" ön plana çıkmasını olumlu değerlendiriyor.
Ama Arnavutluk basını Edi Rama'nın ne yaptığını bildiğini yazıyor. O, klasik bir siyasetçi olarak hatırlanmak istemiyor. Amacı farklılaşmak ve bu, Rama'da oldukça başarılı oluyor.
Edi Rama'nın Giorgia Meloni ile olağan dışı davranışı gösteriyor ki, siyaset sadece sert açıklamalardan ibaret değil. Bazen bir jest, bir tebessüm, hatta biraz "aşırı duygusal davranış" gündemi değiştirebiliyor. Tıpkı iki başbakanın her görüşmesinin bunu yapması, dikkatleri üzerine çekmesi, medyanın manşetlerine çıkması gibi.
Edi Rama ile Giorgia Meloni arasındaki bu ilginç iletişim sanki bize şunu hatırlatıyor:
liderler de insandır, sadece onların jestleri biraz daha fazla dikkat çekiyor.
Şimdi belki de en ilginç soru şudur: Edi Rama bir sonraki görüşmede yine diz çökecek mi, yoksa bu kez Giorgia Meloni onu geçip bunu yapmasına izin vermeyecek mi?
Efkan Gafarlı