Ermenistan'da 7 Haziran parlamento seçimleri yaklaştıkça, siyasi güçler arasındaki mücadele kızışıyor ve bu da karşılıklı suçlamalara yol açıyor. Siyasi liderler hatta birbirlerini aşağılamaktan bile çekinmiyorlar. Sanki 7 Haziran'a giden yol “kim kimi daha ağır aşağılayacak” yarışmasını hatırlatıyor.
Bu “gösteri”nin canla başla çalışan “kahramanlarından” biri ise eski cumhurbaşkanı Robert Koçaryan'dır. O, mevcut başbakan Nikol Paşinyan'ı alaya alıyor - bazen “hamal”, bazen “Türk ajanı”, bazen de “Karabağ'ı satan adam” olarak adlandırıyor.
Koçaryan aynı zamanda, Paşinyan'ın 300 bin Azerbaycanlıyı Ermenistan'a geri getirmek istediğini iddia ediyor. Bu fonda diğer eski cumhurbaşkanları Levon Ter-Petrosyan ve Serj Sarkisyan, ayrıca iş adamı, başbakan olmak isteyen "Güçlü Ermenistan" bloğunun lideri Samvel Karapetyan da Paşinyan'a olan güveni sarsmak için keskin bir saldırıya geçtiler.
7 Haziran seçimleri öncesi Ermenistan siyasetinde garip bir birlik oluştu: yıllarca birbirine düşman olan siyasetçiler şimdi Paşinyan aleyhine aynı cephede duruyorlar.

Ermenistan siyasetinde aktifleşen revanşistler topluma “Azerbaycanlı” kelimesini siyasi bir korku filmi gibi sunuyorlar. Sanki ülkede ekonomi, yolsuzluk, göç sorunları yok, sadece “Azerbaycanlı tehlikesi” var. Revanşistler “Türk geliyor!” sinyaliyle Ermeniler arasında korku tohumları ekiyorlar.
Nikol Paşinyan ise rakiplerinin saçma iddialar yaydıklarını söyledi. Seçmenlere seslendi:
"Yine yalan, yine aptalca provokasyon... güya biz Ermenistan'a 300 bin Azerbaycanlı getirmeye hazırlanıyoruz. Düşünün: bu videonun TikTok, Facebook, Instagram ve televizyonda reklamına 85 bin dolar harcandı, toplam harcamalar ise 200-300 bin dolara ulaşıyor.
Ama... Ermenistan tarihinde ilk kez olarak, 2025 yılında ülkeden göç durdu. Geri dönüş süreci başladı. Ermeniler Ermenistan'a dönüyorlar.
Levon Ter-Petrosyan, Serj Sarkisyan, Robert Koçaryan - bu üç başlı mafya, bu savaş partisi... Onlar 30 yıl boyunca halkımızın geleceğini yediler, halkımızın hayatını mahvettiler.
2026 yılı 7 Haziran'da siz seçim sandıklarına gideceksiniz ve bu paslı çiviyle o mafyayı tarihinin rezillik direğine son kez çakacaksınız”.
Gerçekten de tam bir ironi: Ermenistan'ı yıllarca yönetmiş adamlar şimdi ülkenin durumundan şikayet ediyorlar.
Bu arada Robert Koçaryan ile ilgili de meşhur iddia - yıllardır çeşitli çevrelerde dolaşan söylenti yeniden gündeme geldi. Konu “Koçaryan'ın Azerbaycanlı kökeni” meselesidir.
Robert Koçaryan'ın biyolojik babasının Azerbaycanlı olduğu yönündeki iddialar sosyal medyada da tartışılmaktadır.
Buradaki en büyük paradoks şudur: Paşinyan'ı “Türk ajanı” olarak adlandıran kampın kendi lideri hakkında da yıllardır benzer etnik söylentiler dolaşıyor. Ermenistan siyaseti artık ideolojik mücadeleden çok, DNA laboratuvarına benzemeye başladı. Yarın biri çıkıp siyasetçilerden soy-kök araştırması talep etse, şaşıran olmayacak.
Aslında bu hikaye Ermenistan siyasetinin psikolojik portresidir. Birinin “Türke benzemesi”, “Türke çalışması” veya “Türke selam vermesi” siyasi silaha dönüşmüştür.

Robert Koçaryan'ın konuşmalarına bakıldığında şöyle bir izlenim oluşuyor ki, Ermenistan'daki tüm sorunların müellifi Nikol Paşinyan'dır, kendisi ise kutsal siyasi manastırdan yeni çıkmış masum bir rahiptir. Halbuki Ermenistan halkı çok iyi hatırlıyor: oligarşi, yolsuzluk, baskı ve klan sistemi tam da Koçaryan-Sarkisyan döneminin “kartviziti” idi.
Ermenistan seçimlerine bakıldığında bir gerçek açıkça görülüyor: ülkede siyasi fikirler tükenmiş, duygusal manipülasyon ise zirveye ulaşmıştır. Kim daha çok korku yaratıyorsa, kendini daha büyük bir vatansever olarak tanıtıyor.
“Koçaryan'ın Azerbaycanlı kökeni” meselesinden söz açılmışken, herhalde bazıları konunun ne hakkında olduğu hakkında bilgilidirler. Aşağıda bu meseleye genişçe değineceğiz.
İddia geçen yıl hatta Ermenistan parlamentosunda bile tartışma konusu olmuştu. Geçen yılın tam da bu ayında Ermenistan parlamentosunda Robert Koçaryan'ın milletvekili oğlu Levon Koçaryan'ın başbakan Nikol Paşinyan hakkında aşağılayıcı ifadeler kullanması, başkan yardımcısı Akop Arşakyan'ı öfkelendirmiş ve ona babasının kimden türediğini hatırlatmıştı:
“Halk Robert Koçaryan'ın babasının Azerbaycanlı olduğunu söylüyor, ancak biz bunu parlamentonun kürsüsünden dile getirmiyoruz”, - diye Arşakyan “Hocalı katili” hakkında imalı bir söz söylemişti.
Belirtelim ki, Robert Koçaryan'ın gerçek babasının Azerbaycanlı olduğu yönündeki iddialar çoktan yayılmıştır. Bu konuda daha önce hem Ermenistan, hem de Rusya medya organlarında, ayrıca sosyal medyada çeşitli bilgiler kamuoyuna açıklanmıştır.
Azerbaycanlı gazeteci Galib Arif'in 2021 yılının Haziran ayında yayımladığı yazıda aşağıdakiler belirtilmiştir:

“Robert Koçaryan'ın annesi Ermeni olsa da, gerçek babası Azerbaycanlıdır. Yeri gelmişken, bazı Ermeni siteleri bunu çoktan yazıyor. Bu hikayeyi eski Daşkesen halkı hepsi bilir, ben de onların dilinden konuşuyorum...
Demek ki, Robert 1954 yılında 21 Ağustos'ta Azerbaycan'ın Daşkesen şehrinde doğdu. Annesi Emma Ohanyan Daşkesen'in eski Şarukan köyündendir. Köy şehrin aşağı tarafındadır, yolun kenarında yer alır. Köyün ilkokul öğretmeni Emma aşırı güzel bir kadınmış. Bunu Daşkesen'in Maarif şubesinin müdürü (milliyetçe Azerbaycanlı, aslen Gencelidir) herkesten önce görmüş, genç ve güzel öğretmeni 1952 yılında Daşkesen şehir okullarından birine davet etmiş...
Neyse, Emma Ohanyan Daşkesen şehir okulunda öğretmen olarak çalışıyor, şahsen onun için bina evinde kiralanmış dairede yaşıyor. Maarif müdürü tabii ki, genç öğretmenin kaderine kayıtsız kalamaz, sık sık onu ziyaret eder. Böylece, gelecekteki Ermenistan cumhurbaşkanı Robert'in temeli atılır. Ama “Kutsal ruh”, “kutsal Meryem” masalları geçmişte kalmıştı ve o dönemde bu konulara artık Bölge Parti Komitesi bakıyordu. Maarif müdürü “kutsal Meryem”e acilen bir koca bulur ve bu, Maarif şubesinin topal şoförü Sedrak Koçaryan olur. Gelecekteki Ermenistan cumhurbaşkanı bu Ermeni'nin soyadını taşır...
Ama taşın, duvarın da kulağı var, derler. Mesele Bölge Parti Komitesi'ne ulaşır. Bölgenin 2. sekreteri (milliyetçe Azerbaycanlı) önce genç öğretmen Emma Ohanyan'ı yanına çağırttırır. Güzel öğretmen yaşlı sekreteri de baştan çıkarır. Yaşlı sekreter genç öğretmeni “anormal yaşam tarzı” geçirmekle suçlar, işten kovmakla tehdit eder. Genç öğretmen ağlar, her şeyi anlatır, sekreterin diktesiyle bir dilekçe de yazar. Anlaşılır ki, Maarif müdürü komüniste yakışmayan bir adım atmış, genç öğretmeni yoldan çıkarmış...
Ertesi gün maarif müdürü Bölge Parti Komitesi'ne davet edilir ve meseleden haberdar olur. Kendi dilekçesiyle işten ayrılmaktan başka çaresi kalmaz. Sakince Gence'ye, kendi ailesinin ve iki oğlunun yanına döner. Derler ki o kardeşler şimdi de sağdır ve bir resmin iki kopyası gibi Robert'e benziyorlar.
Emma Ohanyan'ın hayatında ise yeni bir “sekreter dönemi” başlar. Hatta kocası Sedrak'ın da görevi büyür, garaj müdürü tayin olunur. Emma'nın “sekreter dönemi” 80'lerin sonlarına, Ermeni - Azerbaycanlı çatışması başlayana kadar devam eder. 88-89 yıllarında Emma'nın ailesi sekreterin eli ve yardımıyla Daşkesen'i terk eder, Karabağ'a, Hankendi'ne gider. Burada Robert Koçaryan'a yeni bir hayat destanı yazılır...”

İddialara göre, gazeteci Galib Arif'in bahsettiği Maarif müdürü Memmed Mecidov (Robert Koçaryan'ın gerçek babası), Daşkesen Bölge Parti Komitesi'nin 2. sekreteri ise Ali Süleymanov olmuştur. Onlar Robert'in annesi Emma Ohanyan'ın hayatına dahil olan ilk erkekler olarak kabul edilirler. Robert Koçaryan'ın belgelerde adı geçen "babası" Sedrak Koçaryan ise Emma Ohanyan'a onlardan sonra kavuşmuştur.
O da söyleniyor ki, Azerbaycanlılara karşı nefretle dolu, Hocalı soykırımı gibi vahşetin organizatörlerinden olan Robert Koçaryan'ın travması annesiyle ilgili olaylardan kaynaklanıyor.
A.Korkmaz