Bugün Türkiye Cumhurbaşkanı'nın kurucusu ve genel başkanı olduğu iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü. İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 15 Ağustos 2001'de kurulduğunu belirtmek gerekir. O günden bu yana iktidar partisi her seçimde Türk halkının güvenini hissetmektedir. Bu süre zarfında Türkiye, önceki yıllara göre çok daha güçlü bir konuma gelmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili, Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı Şamil Ayrım, geride bıraktıkları 25 yılın, halkın güçlü desteğiyle demokrasiden kalkınmaya, eser ve hizmet siyasetinden tarihi adımlara kadar büyük bir değişim ve dönüşümün adı olduğunu belirtti:
"Bugün AK Partimizin 25. yıl dönümüdür. Bugün Ankara Millet Bahçesi'nde saat 19:00'da Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla muhteşem bir tören düzenlenecek. Sayın Cumhurbaşkanımız ve kurucu genel başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' diyerek başlattığı bu kutlu yürüyüşte çeyrek asrı geride bırakmanın AK Parti gururunu yaşıyor. Geride bıraktığımız 25 yıl, halkımızın güçlü desteğiyle demokrasiden kalkınmaya, eser ve hizmet siyasetinden tarihi adımlara kadar büyük bir değişim ve dönüşümün adı olmuştur.
Şimdi önümüzde 'Türkiye Yüzyılı' ve ikinci 25 yıllık büyük yürüyüşümüz var. Birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi daha da güçlendirerek 'Temiz Türkiye' hedefimiz doğrultusunda daha güçlü, müreffeh ve bağımsız bir Türkiye için Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde parti temsilcileri aynı azim ve kararlılıkla çalışıyor. Bu kutlu yola gönül veren tüm kardeşlerimi bir kez daha huzurunuzda tebrik ediyorum.
Partimizin 25 yılda neler yaptığına kısaca değinmek isterim. Bu 25 yılda Türkiye, bölünmüş yollarla, köprülerle, tünellerle, hızlı trenlerle, şehir hastaneleriyle, üniversitelerle, sosyal konutlarla, savunma sanayinde milli hamlelerle, İHA, SİHA'larla, TCG Anadolu, Kaanlar, TOGG otomobilimizle, Karadeniz doğal gazıyla, Gabar'da petrol çıkarılmasıyla, uzay seyahatleriyle büyük bir değişim ve dönüşüm yaşadı.
Örneğin, sağlıkta 25 yılda Türkiye'nin yaptıklarına da bakalım. Şehir hastaneleri, modern sağlık altyapısı ve sağlık hizmetlerine erişimin genişletilmesi sağlandı. İktidara geldiğimizde üniversite sayısı 76 idi. Bugün Türkiye'de 207 üniversitemiz var.
Bu üniversitelerde yurt dışından gelen öğrenciler, Azerbaycan'dan gelen öğrenciler de eğitim alıyorlar. Türkiye'de bölünmüş yol 6.000 kilometre iken 30.000 kilometreye çıkarıldı. Biz iktidara gelene kadar milli gelir 3.500 iken, biz geldikten sonra bu gösterge 18.000 dolara çıkarıldı. Yine bir rekora imza attık. Biliyorsunuz, Türkiye'de 11 ilde büyük bir deprem meydana geldi. Bu deprem sonucunda bölge, 11 ilimiz viran oldu, yerle bir oldu. Ve parti olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde 455.000 konut teslim ettik. Bu, çok önemli bir başarıdır. Ülkemize yüksek hızlı treni de AK Parti iktidarı getirmiştir. Ankara merkezli olmak üzere bugün Ankara'dan İstanbul'a, Konya'ya, Eskişehir'e ve Sivas'a hızlı trenle gidebilirsiniz. İstanbul'da Avrupa ile Asya'yı yerin altından birleştiren Marmaray tüneli inşa edildi. Asya ve Avrupa arasında denizin altından karayolu bağlantısı kuruldu. Bunlar çok önemli meselelerdir. İstanbul'un trafik yoğunluğunu azaltmak için Yavuz Sultan Selim köprüsünü inşa ettik. 1915 Çanakkale köprüsü Çanakkale boğazının iki yakasını birleştiriyor. Dünyanın sayılı havaalanlarından biri olan İstanbul Havalimanı'nı hizmete açtık".

Ş. Ayrım dış politikayla ilgili partinin yaptığı işlerden de bahsetti:
"Dış politikada başta Karabağ savaşı olmak üzere can Azerbaycan'ın yanında sağlam durarak Azerbaycan'a büyük manevi destek verdik. Her zaman olduğu gibi, bugün de, yarın da Azerbaycan'ın yanındayız. Dün de Azerbaycan'ın yanındaydık, yarın da olacağız. Ebediyen can Azerbaycan'ın kardeşi, dostu, müttefiki Türkiye Cumhuriyeti bütün organlarıyla Azerbaycan'ın yanında olacak.
Türk dünyası ile ilişkilerimizi çok geliştiriyoruz. Bildiğiniz gibi, Türk Devletleri Teşkilatı'na çok büyük önem veriyoruz. Sayın Aliyev'in de ifade ettiği gibi, 'Ailemiz Türk dünyasıdır' sözünden hareketle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da bu konuda gerekli hassasiyeti gösterdi. Dış politikada gerçekten çok aktif bir politika yürütüyoruz. Bakın, Türkiye partimizin iktidarları döneminde Birleşmiş Milletler'de 'Dünya beşten büyüktür, daha adil bir düzen mümkündür' çağrısıyla bütün mazlum coğrafyalardaki insanların umudu olmuştur.
Gazze'de İsrail'in işlediği katliama karşı, katliamın başladığı günden bugüne kadar Türkiye bütün imkanlarıyla Gazze'deki kardeşlerinin yanında olmaya devam ediyor. Bu savaşın bir an önce durdurulması için büyük çaba sarf etti. Bütün bunlar partimiz tarafından görülen etkili işlerdir. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'la Mekke İttifakı kurdu. Buna da önem veriyoruz. Bu, herhangi bir devlete karşı atılmış bir adım değildir. Ancak böyle bir şey görüldü ki, Amerika Birleşik Devletleri bu savaş sürecinde İslam coğrafyasında yeterince etkili olamadı ve bu savunma paktı kuruldu. İnşallah, önümüzdeki süreçlerde Azerbaycan'ın da katılımıyla daha güçlü bir yapıya dönüşecek. Bunu tamamen savunma anlaşması olarak görebiliriz. Hiç kimseye karşı gerçekleştirilmiş, herhangi bir devleti hedef alan bir anlaşma değildir.
Tabii ki, son olarak 'Türkiye Yüzyılı' ve 'Terörsüz Türkiye' için atılan adımlardan bahsetmek isterim. Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti 40 yıldır terör belasından yakasını kurtaramamıştı. Binlerce evladımızı şehit verdik. Annelerin göz yaşları dinmedi. Terörle mücadeleye 2 trilyon 300 milyar dolarlık bir meblağ harcanıyor. Ama 10 Ağustos'ta yüce parlamentomuzda 467 milletvekilinin 'evet' oylarıyla muhteşem bir kanun tasarısını onayladık.
Bu, ülkemiz için gerçekten önemli bir hamleydi. İnşallah, önümüzdeki süreçte bunun meyvelerini göreceğiz. Terörün hiç kimseye faydası yoktur. Terörün dini, mezhebi, siyaseti yoktur. Terör göz yaşı demektir. Terör ülkenin kaynaklarının heba olması demektir. İnşallah, Türkiye bunu başarıyor. Bunun için sağduyu var. Tabii ki, bizim için burada can Azerbaycan'la ilişkilerimiz son derece önemlidir. Biz can Azerbaycanımızın ayağına taş değmesini istemiyoruz.
O yüzden ben Azerbaycan Dostluk Grubu'nun başkanı olarak parlamentodaki bütün meslektaşlarımızla birlikte gerçekten Azerbaycan'a karşı çok büyük sevgi olduğunu söyleyebilirim. Azerbaycan'ın en küçük şekilde bile incinmesini istemiyoruz. Kafkasların parlayan yıldızı Azerbaycan'da da AK Parti'nin bu başarılı sürecini Aliyev döneminde görüyoruz. Karabağ Fatihi Sayın İlham Aliyev göreve geldiği günden Azerbaycan'da büyük hamlelere, tarihi Karabağ zaferine imza attı. Bu, çok önemli bir olaydır ve Azerbaycan'daki gelişmeyi de günbegün izliyoruz. Allah Türkiyemize, Azerbaycan'a bize uzun ve sağlıklı hizmetler göstermeyi nasip etsin. Cumhurbaşkanlarımıza, Cumhurbaşkanı Aliyev'e ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a can sağlığı diliyoruz. Azerbaycan halkına, Türkiye halkına can sağlığı diliyorum. Size de faaliyetlerinizde başarılar diliyorum."

Şamil Ayrım Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarı dönemi Türkiye-Azerbaycan ilişkileri ile şimdiki ilişkilerin seviyesini karşılaştırdı:
"AK Parti dönemini önceki yıllarla karşılaştırırken o dönemin şartlarını göz önünde bulundurmak gerekir. Bizden önce Anavatan Partisi ve daha sonra Süleyman Demirel iktidarı oldu. Özellikle Süleyman Demirel'in merhum Haydar Aliyev'le çok yakın ilişkileri vardı. Karabağ'ın işgalinden ve Birinci Karabağ savaşından sonra Türkiye'de Azerbaycan'a karşı büyük bir sempati oluşmuştu. Azerbaycan'ı ilk tanıyan ülke ve ilk tanıyan hükümet 1991 yılında Anavatan Partisi'nin liderliğindeki Mesut Yılmaz hükümeti olmuştur. O hükümette bakan olarak görev yapan eşimin kardeşi İlhan Akgül'ün de Azerbaycan'ın tanınmasında imzası vardır. Bu, ailemiz için ayrıca bir gururdur. Genellikle, Türkiye'de her iktidar Azerbaycan'a her zaman olumlu yaklaşmıştır. Haydar Aliyev'e karşı darbe girişimi sırasında ilk bilgiyi de merhum Süleyman Demirel vermişti.
Haydar Aliyev'den sonra Sayın İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında da çok güzel dostluk ve kardeşlik ilişkileri oluşmuştur. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri her geçen gün gelişmektedir. Önceki dönemlerde siyasi süreçler bu kadar istikrarlı değildi, AK Parti döneminde ise daha istikrarlı siyasi bir ortam oluşmuş ve başkanlık sistemine geçişle kararların uygulanması kolaylaşmıştır.
Türkiye vatandaşları geçmişte de, bugün de Azerbaycan'ın yanında olmuşlardır. Fark şudur ki, Azerbaycan'ın bağımsızlığının ilk yıllarında ülke Sovyetler Birliği'nin içindeydi ve Türkiye belirli konularda daha temkinli davranmak zorunda kalıyordu. Bugün ise Karabağ'ın özgürlüğünden sonra bölgenin yeniden yapılanması sürecinde Türkiye'yi de görüyoruz.
Biz geleceğe bakıyoruz. Benim için temel mesele Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine zarar verebilecek bütün faktörlerin önüne geçmektir. Siyasetçiler, üniversiteler, öğrenciler ve iş adamları bu konuda dikkatli olmalıdırlar.
Bir Azerbaycan var, bir Türkiye var. Yaşasın Azerbaycan, yaşasın Türkiye, yaşasın Azerbaycan-Türkiye kardeşliği!"