"Telegraph" gazetesi, Türkiye'nin İstanbul şehrinin büyük bir deprem riskiyle karşı karşıya olduğunu yazarak, şehrin yoğun nüfusu, eski binaları ve Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde yer almasının tehlikeyi artırdığını belirtti.
Modern.az haber verir ki, gazete İstanbul'un yaklaşık 15 milyonluk nüfusuyla dünyada deprem sonucu geniş çaplı bir felaket riskinin en yüksek olduğu şehirlerden biri olduğunu kaydetti.
Makalede İstanbul'un coğrafi yapısının da tehlikeyi artırdığı vurgulanıyor. Şehrin dik yamaçlarında yoğun bir şekilde inşa edilmiş binalar, dar sokaklar ve 19. yüzyılın sonlarında aceleyle inşa edilmiş çok katlı konut binaları, deprem sırasında risk oluşturan başlıca faktörler arasında gösteriliyor.
Şehir, Avrupa ve Asya yakalarını ayıran Boğaz çevresinde yer alıyor. Kuzey Anadolu fay hattı ise Türkiye'nin kuzeyinden geçerek Marmara Denizi'nin altından uzanıyor.
"Telegraph", güçlü depremlerin İstanbul'da yaklaşık her 250 yılda bir meydana geldiğini yazıyor. Şehirdeki son büyük depremin 1766'da meydana geldiği belirtiliyor.
1999'da İzmit yakınlarında meydana gelen deprem 17 binden fazla insanın ölümüne neden olmuştu. 2025 yılının Nisan ayında ise Marmara Denizi'nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem İstanbul'da 230'dan fazla kişinin yaralanmasına neden oldu.
Gazetenin yazdığına göre, sismologlar o zaman Marmara fay hattının aktifleştiğini ve enerjinin aşamalı olarak serbest bırakıldığını belirtmişlerdi.
Makalede, Tokyo gibi deprem riski yüksek olan şehirlerde ciddi inşaat standartları uygulandığı kaydediliyor. Türkiye de 1999 depreminden sonra inşaat kurallarını sıkılaştırdı.
Ancak 2023 yılının Şubat ayında Kahramanmaraş depremi, inşaat normlarına uyulmamasının ciddi sonuçlarını ortaya çıkardı. Felaket sonucunda 62 binden fazla insan öldü, 100 binden fazla insan yaralandı, yaklaşık 280 bin bina tamamen yıkıldı, diğer 700 bin bina ise hasar gördü.
"Telegraph", İstanbul'un eski konut stokunun da ciddi bir sorun olduğunu belirtiyor. Özellikle şehrin merkezindeki eski ve birbirine sıkı bir şekilde bitişik binaların güçlü bir deprem sırasında büyük tehlike oluşturduğu vurgulanıyor.
Makalede, Kuzey Anadolu fay hattının özelliklerinin de riski artırdığı kaydediliyor. Bu fay hattında depremler bazen sadece bir güçlü sarsıntı şeklinde değil, art arda daha küçük depremler serisiyle meydana geliyor.
2025'te Marmara Denizi'nde meydana gelen depremden sonra 24 saat içinde en güçlüsü 5,9 büyüklüğüne ulaşan en az 272 artçı şok kaydedildi. Bu tür sarsıntılar, enkaz altında kurtarma çalışmalarını da zorlaştırıyor ve hasar görmüş binaların yeniden çökme riskini artırıyor.
Uzmanlar ve sigorta şirketleri, İstanbul'da olası bir depremi dünyanın en ağır senaryolarından biri olarak değerlendiriyorlar. Tahran ve Manila da yüksek riskli şehirler arasında gösteriliyor.
2025'te GFZ Helmholtz Jeoloji Bilimleri Araştırma Merkezi'nin yaptığı araştırmaya göre, İstanbul'da önümüzdeki 30 yıl içinde güçlü bir depremin meydana gelme olasılığı yüzde 35-47 arasında tahmin ediliyor.
12 önde gelen sismoloğun yaptığı son hesaplamalara göre, 1766'dan bu yana Marmara Denizi'nin altındaki fay hattı boyunca "yer değiştirme açığı" yaklaşık 6 metreye ulaştı. Bu gösterge, iki yüzyıldan fazla süredir bölgede büyük tektonik gerilimin biriktiğini gösteriyor.