UNESCO – Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün eğitim, bilim ve kültür konularında uzmanlaşmış bir kurumudur. Örgüt, eğitim, doğa bilimleri, sosyal ve beşeri bilimler, kültür, iletişim ve bilgi alanlarında çeşitli projeler yürütmektedir.
UNESCO'nun faaliyetlerinin önemli yönlerinden biri de Dünya Mirası'nın korunmasıdır. Örgütün himayesinde olan bu miras, hem insan tarafından yaratılmış kültürel objeleri hem de doğal alanları içermektedir.
Dünya Mirası nedir?
Dünya mirası denildiğinde, tüm insanlık için istisnai değer taşıyan kültürel ve doğal objeler kastedilmektedir. Bu tür objelerin önemi sadece bulundukları ülke ile sınırlı değildir. Onlar evrensel öneme sahip kabul edilir ve bu nedenle korunmaları uluslararası bir sorumluluk meselesi haline gelir.
UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi'ne dahil olmak için bir objenin “istisnai evrensel değere” sahip olması gerekir. Bu, onun kültürel veya doğal açıdan o kadar önemli olması demektir ki, değeri ulusal sınırları aşar ve tüm insanlık için önem taşır.
Konvansiyona göre, dünya mirası üç ana kategoriye ayrılır: kültürel, doğal ve karma miras.
Kültürel miras; mimari örnekler, anıtsal heykeltıraşlık ve resim eserleri, arkeolojik objeler, mağaralar, tarihi yapılar ve mimari kompleksleri içerir. Doğal miras ise nadir ve eşsiz doğa alanları, jeolojik ve fiziki-coğrafi oluşumlar, bilimsel öneme sahip ve korunmaya ihtiyaç duyan nadir flora ve fauna alanları ile özel doğal güzelliğe sahip alanları kapsar.
Karma miras ise hem doğanın hem de insan faaliyetlerinin birlikte oluşturduğu alanları kapsar.
UNESCO'nun koruma fonksiyonu nasıl oluştu?
Dünya Mirası'nın korunması fikrinin oluşmasında 1959 yılında Mısır'da Asuan Barajı'nın inşası önemli rol oynamıştır.
Barajın inşası sonucunda oluşacak su deposunun eski Nubiya bölgesindeki tarihi anıtları su altında bırakma tehlikesi ortaya çıkmıştı. Mısır ve Sudan hükümetleri bu anıtların kurtarılması için UNESCO'ya başvurdular.
Örgüt ise uluslararası topluma yardım çağrısı yaptı. Sonuç olarak tarihteki en büyük arkeolojik kurtarma operasyonlarından biri gerçekleştirildi. Antik şehirler, tapınaklar ve diğer önemli tarihi eserler araştırıldı, bir dizi anıt ise tehlikeli bölgelerden taşınarak korundu.
Bu olay önemli bir gerçeği ortaya koydu: dünya mirasının korunması sadece ayrı ayrı devletlerin değil, uluslararası toplumun da sorumluluğudur.
İşte bundan sonra kültürel ve doğal mirasın korunması için tek bir uluslararası mekanizma oluşturulması fikri daha da güçlendi.
1966 yılında Venedik'te meydana gelen yıkıcı sel de dünya mirasının doğal afetler karşısında ne kadar hassas olduğunu gösterdi. UNESCO ve İtalya hükümeti, şehrin kültürel anıtlarının korunması ve restorasyonu için uzun vadeli bir plan hazırlamaya başladı.
Böylece, uluslararası düzeyde dünya mirasının korunması için tek bir programın oluşturulması yönündeki girişimler genişledi.

UNESCO'nun temel koruma mekanizması
Bu sürecin sonucu olarak 16 Kasım 1972'de Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Hakkında Sözleşme kabul edildi. Sözleşme 1975'te yürürlüğe girdi, 1978'de ise ilk Dünya Mirası Listesi oluşturuldu.
Bu listenin oluşturulması, UNESCO'nun koruma fonksiyonlarının temelini oluşturan mekanizmalardan birine dönüştü.
Ancak objenin listeye alınması sadece adının uluslararası düzeyde tanınması anlamına gelmez. Asıl amaç, o objenin gelecek nesiller için korunmasını sağlamaktır.
UNESCO, dünya mirası statüsü taşıyan objelerin korunmasına uluslararası ilgiyi artırır, durumlarının izlenmesini ve korunması için uygun tedbirlerin alınmasını teşvik eder. Devletler ise kendi topraklarında yer alan dünya mirası objelerinin belirlenmiş değerinin korunması için temel sorumluluğu taşırlar.
Bu açıdan UNESCO, hem uluslararası standartların oluşturulmasında, hem devletler arasında işbirliğinin güçlendirilmesinde, hem de tehlike altındaki miras örneklerinin korunmasına dikkat çekilmesinde önemli rol oynamaktadır.
UNESCO korumasının öneminin sebebi nedir?
Tarihi anıtlar savaşlar, doğal afetler, kontrolsüz şehirleşme, ekolojik değişiklikler, bakımsızlık ve vandalizm sonucunda ciddi tehlikeyle karşı karşıya kalabilir.
Bu gibi durumlarda, uluslararası düzeyde tanınmış statü, bu objelerin korunmasına ek dikkat ve sorumluluk yaratır. UNESCO'nun faaliyetleri, farklı ülkelerden uzmanları ve kurumları bir araya getirmeye, koruma ve restorasyon projelerinin uygulanmasına, ayrıca dünya kamuoyunun dikkatini soruna yönlendirmeye olanak tanır.
Örgütün yaklaşımının temel mahiyeti, kültürel ve doğal mirasın sadece bir ülkenin değil, tüm insanlığın ortak serveti olmasıdır.

Bu nedenle, Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilen her bir anıt veya doğal alan, sadece milli tarih ve kültür açısından değil, küresel ölçekte korunması gereken bir değer olarak kabul edilir.
Bugün UNESCO'nun dünya mirasının korunması alanındaki faaliyetleri, tarihi anıtların, eşsiz doğa alanlarının ve insanlık için önemli kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılması açısından önemli uluslararası mekanizmalardan biri olarak kabul edilmektedir.
Ülviyye FERHAD