Modern.az

Bakü, Moskova ile Kiev arasında diplomatik manevra imkanlarını koruyor - ANALİZ

Bakü, Moskova ile Kiev arasında diplomatik manevra imkanlarını koruyor - ANALİZ

Ölkə

Bugün, 14:04

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov'un Ukrayna'ya resmi ziyareti ilk bakışta iki ülke arasında sıradan bir diplomatik temas gibi görünebilir. Ancak ziyaretin gerçekleştiği jeopolitik koşullar, yapılan görüşmelerin düzeyi ve verilen mesajlar, onu sıradan bir protokol ziyaretinin ötesine taşıyor. Rusya-Ukrayna savaşının dördüncü yılında, Avrasya coğrafyasında yeni bir siyasi ve güvenlik mimarisinin oluştuğu, büyük güçler arasındaki rekabetin daha da keskinleştiği bir dönemde Azerbaycan'ın dış politikada attığı her adım daha dikkatle izleniyor.

Bu açıdan Bayramov'un Kiev ziyareti, Azerbaycan'ın uluslararası sistemdeki yerini nasıl belirlediğini gösteren önemli bir siyasi olay olarak da değerlendirilebilir. Ziyaret bir kez daha gösterdi ki Bakü, dış politikasını herhangi bir jeopolitik bloğun çıkarlarına göre değil, ulusal çıkarları ve uzun vadeli stratejik hedefleri temelinde şekillendirmeye çalışıyor.

C. Bayramov'un Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski tarafından kabul edilmesi, Ukrayna yönetiminin Azerbaycan'ın insani desteğini özellikle vurgulaması, enerji güvenliği, ekonomik işbirliği ve savaş sonrası yeniden yapılanma sürecine olası katılımın tartışılması, ziyaretin siyasi ağırlığını artıran temel noktalardır.

Kiev ziyareti tesadüfi bir zaman seçimi değil

Ceyhun Bayramov'un Ukrayna'ya ziyareti, Rusya-Ukrayna savaşının hala devam ettiği, Avrupa güvenlik sisteminin ciddi bir dönüşüm yaşadığı ve post-Sovyet coğrafyasında yeni bir jeopolitik düzenin oluştuğu bir döneme denk geliyor. Savaşın uzaması sadece savaş alanındaki durumu değil, devletlerin dış politika önceliklerini, bölgesel ittifakları ve ekonomik ilişkileri de yeniden belirliyor. Böylesine karmaşık uluslararası koşullarda yüksek düzeyli diplomatik ziyaretler, ikili ilişkilerin yanı sıra, o ülkenin stratejik tercihlerinin de bir göstergesi olarak kabul edilir.

Azerbaycan için bu dönem özellikle hassastır. Bir yandan ülke Rusya ile komşuluk ilişkilerini, ekonomik ve ulaşım bağlantılarını korurken, diğer yandan Avrupa Birliği, Türkiye, Orta Asya devletleri ve Ukrayna ile işbirliğini genişletiyor. Bu açıdan Kiev ziyareti, Bakü'nün karmaşık jeopolitik koşullarda diplomatik etkinliğini sürdürdüğünü ve farklı güç merkezleriyle siyasi diyaloğu aynı anda sürdürme niyetinde olduğunu gösteriyor.

Tam da böyle bir zamanda Azerbaycan dışişleri bakanının Kiev'e gitmesi, Bakü'nün bölgede yaşanan süreçleri sadece gözlemleyen bir taraf olmadığını gösteriyor. Azerbaycan son yıllarda enerji güvenliği, ulaşım koridorları, insani girişimler ve bölgesel istikrar konularında rolünü artırarak daha geniş bir jeopolitik gündemin katılımcısı haline geldi. Kiev'de yapılan görüşmeler de bu etkinliğin bir sonraki aşaması olarak değerlendirilebilir.

Ziyaretin zamanlaması da diplomatik ağırlığını artırıyor. Rusya ile Batı arasındaki çatışmanın devam ettiği, tarafların karşılıklı güven krizinin derinleştiği bir aşamada Kiev'e yapılan yüksek düzeyli bir ziyaret, Azerbaycan'ın dış politika kararlarını bağımsız bir şekilde verdiğini gösteren bir adım olarak görülüyor. Bu, herhangi bir jeopolitik merkezin diktesiyle değil, Bakü'nün ulusal çıkarları ve uzun vadeli stratejik hesaplamaları temelinde alınmış bir karar izlenimi veriyor.

Azerbaycan denge politikasından vazgeçmiyor

Azerbaycan bağımsızlığını yeniden kazandıktan sonra dış politikasının temel sütunlarından biri dengeli diplomasi olmuştur. Farklı jeopolitik merkezlerle aynı anda işbirliği yapmak, hiçbir bloğun tam etkisi altına girmemek ve kararları ulusal çıkarlar prizmasından vermek Bakü'nün uzun yıllardır sürdürdüğü stratejik çizgidir. Özellikle son yıllarda uluslararası ilişkiler sisteminde kutuplaşmanın artması bu politikanın önemini daha da artırmıştır.

Rusya-Ukrayna savaşı ise bu dengenin en ciddi sınavlarından birine dönüştü. Birçok ülke kısa sürede somut bir jeopolitik pozisyon seçmek zorunda kalırken, Azerbaycan uluslararası hukuku esas alan, ancak aynı zamanda bölgesel gerçekleri de göz önünde bulunduran bir politika izlemeye çalıştı. Bakü, Ukrayna'nın uluslararası düzeyde tanınmış sınırları içinde toprak bütünlüğünü desteklediğini defalarca beyan etmiştir. Bu pozisyon, Azerbaycan'ın Karabağ meselesinde uzun yıllardır savunduğu uluslararası hukuk ilkeleriyle de tam olarak örtüşmektedir.

Moskova'dan sonra Kiev: Bakü her iki başkentle de konuşabiliyor

Ceyhun Bayramov'un Kiev ziyareti, son aylarda Azerbaycan'ın hem Rusya hem de Ukrayna ile yoğun diplomatik temaslarının devamı niteliğindedir. Bu, Bakü'nün kendini jeopolitik bir seçimle karşı karşıya bırakmama politikasının bir başka örneğidir.

Mevcut uluslararası koşullarda böyle bir diplomatik manevra imkanına sahip ülke sayısı çok azdır. Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa ve post-Sovyet coğrafyasında siyasi çizgileri keskin bir şekilde ayırmıştır. Birçok devlet ya Batı koalisyonunun ya da Moskova'nın pozisyonuna yaklaşmayı tercih etmiştir. Azerbaycan ise bu bölünmenin dışında kalmaya ve her iki tarafla siyasi diyaloğu sürdürmeye çalışıyor.

Bu yaklaşım Bakü'ye sadece diplomatik esneklik kazandırmıyor. Aynı zamanda ülkenin bölgesel önemini artırıyor. Çünkü farklı siyasi merkezlerle aynı anda çalışabilen devletler, uluslararası ilişkilerde daha geniş manevra imkanlarına sahip olurlar.

Azerbaycan'ın amacı arabulucu rolünü üstlenmek olmasa da, her iki başkentin Bakü ile diyaloğa açık olması ülkenin güvenilir ortak imajını güçlendiriyor. Bu ise enerji projelerinden ulaşım koridorlarına, bölgesel güvenlikten ekonomik işbirliğine kadar çeşitli yönlerde Azerbaycan'ın imkanlarını genişletiyor.

Aslında, Moskova'dan sonra Kiev'e yapılan ziyaret, Azerbaycan'ın herhangi bir tarafa yaklaşmasının değil, tam da hiçbir tarafla ilişkileri koparmama stratejisinin bir başka göstergesidir.

Zelenski'nin teşekkürü diplomatik bir mesajdı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin Azerbaycan'ın insani desteğine açıkça teşekkür etmesi, resmi diplomatik etiketten daha büyük bir anlam taşıyor. Devlet başkanlarının ve yüksek düzeyli yetkililerin kamuoyu açıklamalarında her ifadenin siyasi bir yükü vardır ve bu tür teşekkürler genellikle somut bir mesaj niteliği taşır.

Kiev bununla Azerbaycan'ın savaş döneminde takındığı tutumu ve gösterdiği insani desteği yüksek takdir ettiğini göstermiş oldu. Azerbaycan, işgalden zarar gören yerleşim yerlerinin restorasyonuna fon ayırmış, enerji altyapısının onarımına yardım etmiş, insani projeler yürütmüştür. Bu adımlar Ukrayna'da sadece teknik yardım olarak değil, aynı zamanda siyasi destek unsuru olarak da kabul edilmektedir.

Bu, Azerbaycan'ın "yumuşak güç" politikasının da önemli bir parçasıdır. Son yıllarda Bakü, sadece enerji ihraç eden veya bölgesel projeler yürüten bir ülke olarak değil, insani girişimlere yatırım yapan bir devlet olarak da hareket etmeye başlamıştır. İnsani diplomasi ise uluslararası ilişkilerde klasik siyasi beyanatlardan daha uzun vadeli bir etki yaratabilmektedir.

Zelenski'nin teşekkürü aynı zamanda Azerbaycan'ın Ukrayna ile ilişkilerinin sadece savaş bağlamında değil, gelecekteki işbirliği perspektifleri açısından da önem taşıdığını göstermektedir.

Enerji diplomasisi yeniden ön plana çıkıyor

Ziyaret sırasında Ukrayna'ya doğal gaz tedariki imkanlarının tartışılması tesadüfi bir mesele değildir. Son yıllarda enerji meselesi artık ekonomik alandan çıkarak jeopolitiğin temel araçlarından birine dönüşmüştür. Özellikle Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını azaltma politikası, Azerbaycan gibi alternatif tedarikçilerin stratejik önemini artırmıştır.

Azerbaycan bugün Avrupa'ya gaz ihraç eden başlıca ülkelerden biridir ve Güney Gaz Koridoru aracılığıyla enerji güvenliğinde önemli bir rol oynamaktadır. Ukrayna ile olası işbirliği de bu politikanın devamı olarak değerlendirilebilir.

Elbette bu yönde teknik, lojistik ve ekonomik meseleler mevcuttur. Ancak konunun yüksek düzeyli görüşmelerde tartışmaya açılması, tarafların gelecekteki işbirliği imkanlarını şimdiden gözden geçirdiklerini göstermektedir.

Enerji artık Azerbaycan'ın dış politikasında sadece ekonomik gelir kaynağı değildir. O, diplomatik etki imkanlarını artıran, yeni ortaklıklar yaratan ve ülkenin uluslararası konumunu güçlendiren temel araçlardan birine dönüşmüştür. Kiev'de bu konunun gündeme gelmesi de Azerbaycan'ın enerji diplomasisinin coğrafyasının genişlediğini göstermektedir.

Azerbaycan bölgesel güç statüsünü sağlamlaştırıyor

Son yıllarda Azerbaycan'ın dış politika gündeminde ciddi değişiklikler yaşanmıştır. Eğer daha önce ana odak Karabağ ihtilafının çözümüne yönelikse, şu anda Bakü daha geniş bölgesel ve uluslararası meselelerde aktif rol almaktadır.

Azerbaycan hem Türkiye, hem Orta Asya devletleri, hem Avrupa Birliği, hem Çin, hem de Orta Doğu ülkeleri ile paralel olarak işbirliği formatlarını geliştirmektedir. Orta Koridor projesi, enerji rotaları, ulaşım altyapısı ve bölgesel ekonomik entegrasyon Bakü'nün jeopolitik önemini daha da artırmaktadır.

İşte bu yüzden Azerbaycan artık sadece Güney Kafkasya ülkesi olarak değil, Avrupa ile Asya'yı birleştiren önemli siyasi, enerji ve lojistik merkezlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu statü ülkeye hem ekonomik avantajlar hem de diplomatik etki imkanları kazandırmaktadır.

Kiev'e yapılan yüksek düzeyli ziyaret de bu sürecin bir parçası olarak görülüyor. Azerbaycan, bölgede yaşanan temel siyasi süreçlerin dışında kalan değil, onların oluşumunda söz sahibi olan aktörlerden biri olduğunu göstermeye çalışıyor. Bu ise ülkenin sadece askeri ve ekonomik değil, diplomatik gücünün de arttığını gösteren önemli göstergelerden biri olarak kabul edilebilir.

 

Sizə yeni x var
Keçid et
TƏCİLİ! İranda əməliyyatlar başladı - Dəhşətli partlayış səsləri