Erivan değil, İREVANI!
Bugün Azerbaycan'da Egemenlik Günü kutlanıyor. Egemenlik, herhangi bir askeri operasyonun sona ermesi, bayrağın göndere çekilmesi, sınırların kontrol altına alınmasıyla sınırlı değildir. Egemenlik, devletin kendi topraklarında kendi yasasını uygulaması, kendi şehrinin adını kendisinin belirlemesi, kendi tarihini başkasının diktesi olmadan yaşatmasıdır.
Üç yıl önce, 19-20 Eylül 2023'te Azerbaycan, bir günlük antiterör tedbirleri uygulayarak kendi topraklarındaki egemenlik hakkını tamamen restore etti. Uluslararası hukukta egemenlik kavramı basit bir formüle sahiptir: bir devletin kendi topraklarının tamamında, dış müdahale veya paralel iktidar yapısı olmadan, tam ve bölünmez kontrole sahip olması. Yaklaşık otuz yıl boyunca Azerbaycan, bu tanımın temel unsuru olan toprak bütünlüğünden mahrumdu.
Karabağ ve Doğu Zengezur otuz yıldan fazla bir süre Ermeni işgali altında kaldı. İşgalin tesadüfi bir jeopolitik olay olduğu düşünülemez. Ermenistan bu işgali, tarihsel olarak "kardeş" saydığı Fransa ve diaspora-lobi desteği, "baba" saydığı Rusya'nın askeri-siyasi şemsiyesi altında gerçekleştirdi. Sonuç olarak, Ermenistan'ın askeri saldırganlığı, Azerbaycan'ın 17 bin kilometrekarelik topraklarında 900'den fazla yerleşim yerinin işgaliyle sonuçlandı, bir milyondan fazla insan zorunlu göçmen statüsüne düştü.

İşgalin doruk noktası 25-26 Şubat 1992 gecesi Hocalı şehrinde yaşandı. Azerbaycan Başsavcılığı'nın kanıtlanmış soruşturma materyallerine göre, Hocalı'da yaşananlar planlı bir soykırım eylemiydi. Halkın bölgeden çıkış yollarında önceden hazırlanmış pusuya düşürülerek kurşunlanması bunu kanıtlamaktadır. Azerbaycan parlamentosunun resmi açıklamasına göre, kurbanlar arasında derisi yüzülmüş, uzuvları kesilmiş, çocukları ve hamile kadınları kapsayan insanlık dışı yöntemlerle cinayetler kaydedilmiştir. Kayıp olanlar da dahil olmak üzere Hocalı kurbanlarının sayısı 1050'den fazla olmuştur.
Ağdaban, Başlıbel ve yüzlerce diğer Azerbaycan yerleşim yerinde benzer katliamlar tekrarlandı. Bunların hepsini birleştiren ortak faktör, kurbanların etnik kökenlerine göre hedef seçilmesiydi. Hocalı soykırımı bugüne kadar Meksika, Pakistan, Çek Cumhuriyeti, Bosna, Sırbistan, Ürdün, Slovenya parlamentoları ve ABD'nin 20'den fazla eyaleti tarafından resmi belgelerle tanınmıştır.
Tarihi gerçekler, Karabağ'ın işgalinden önce, daha 1987-1989 yıllarında aynı senaryonun Ermenistan SSC topraklarında Batı Azerbaycan'da denendiğini kanıtlamaktadır. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin resmi rakamlarına göre, Aralık 1988'e kadar Ermenistan topraklarında yaşayan 182 bin Azerbaycanlı (ek kaynaklara göre toplamda 400 bine kadar) zorla tarihi topraklarından kovuldu. Rus tarihçi Yuri Pompeyev'in tasvirine göre, silahsız, savunmasız insanlar çıplak ve elleri boş evlerinden kovularak "Defolun Ermenistan'dan!" sözleriyle uğurlandı. Kışın ayazında dağlara yönelen insanların bir kısmı donarak, bir kısmı kalp krizinden hayatını kaybetti. Canlı canlı yakılan, itiraz edenlerin yerinde kurşunlanması vakaları da yeterince mevcuttur.
Batı Azerbaycan'daki trajedi insan sürgünüyle bitmedi. Batı Azerbaycan Topluluğu'nun verilerine göre, Ermeniler Azerbaycanlıların izini tarihten silmek amacıyla sadece 1988'den sonra 2000'den fazla mezarlığı yıktı, 34 ilçenin adını değiştirdi (Gamerli Artaşat, Basarkeçer Vardenis, Karakilise Sisian vb.). Bu, işgal döneminde Karabağ'da tekrarlanan toponim politikasının aslında ilk deneme aşamasıydı.

Evet, Ermenistan'ın işgal ettiği topraklarda uyguladığı ikinci, paralel işgal biçimini toponimlerin, yani yer adlarının yok edilmesi oluşturmaktadır. AMEA Coğrafya Enstitüsü'nün araştırmasına göre, işgal döneminde Azerbaycan topraklarındaki 277 coğrafi ad Ermenileştirilmiştir. Somut örnekler bunu açıkça göstermektedir. Hankendi Stepanakert, Şuşa Şuşi, Kelbecer Karvaçar, Ağdere Mardakert, Ağdam Akn, Füzuli Varanda, Zengilan Kovsakan, Gubadlı Sanasar, Cebrayıl Crakan, hatta soykırımın yaşandığı Hocalı İvanyan (işgal planının yazarı sayılan Rus generalinin şerefine) olarak sunulmuştur.
7 Kasım 1995'te Ermenistan'ın kabul ettiği "İdari-Bölgesel Bölünme Hakkında" kanun, bu değişikliğe resmi olarak hukuki bir kılıf giydirdi. Oysa uluslararası hukuk, 1949 Cenevre Sözleşmeleri de dahil olmak üzere, işgalci devlete işgal ettiği bölgenin adını değiştirme yetkisi vermemektedir. Görüldüğü gibi, Ermenistan parlamentosu hem uluslararası yasaları hem de sıradan insani yaklaşımları bu kanunla hiçe saymıştır.
Sürecin en rahatsız edici yönlerinden biri Ermeni Apostolik Kilisesi'nin rolüdür. Tarihi belgeler, kilise liderliğinin şiddeti önlemek yerine, "Büyük Ermenistan" ideolojisinin oluşumunda ve yayılmasında aktif rol aldığını göstermektedir. Dini kurum, aslında etnik temizlik sürecinin ideolojik gerekçelendirilmesine hizmet etmiştir. Bu, dini liderliğin insani misyonundan saparak, siyasi-bölgesel iddiaların bir aracı haline gelmesinin tarihi bir örneğidir.

Tüm bu zorlu dönemde Azerbaycan'ın gelecek stratejisinin temelini Ulu Önder Haydar Aliyev attı. Onun ileri görüşlü, amaç odaklı devletçilik kursu, ordu inşası, ekonomik bağımsızlık, uluslararası diplomatik konumların güçlendirilmesi, sonraki on yıllarda toprak bütünlüğünün restorasyonu için gerekli zemini oluşturdu.
Bu stratejik kursu sürdüren Cumhurbaşkanı, Başkomutan İlham Aliyev liderliğinde Azerbaycan, 2020 Vatan Savaşı'nda ve ardından 19-20 Eylül 2023'te düzenlenen antiterör tedbirleri sonucunda ülkenin toprak bütünlüğünü tamamen restore etti. Bayrak bugün Azerbaycan'ın uluslararası alanda tanınan tüm topraklarında dalgalanmaktadır. "Büyük Ermenistan", "Artsakh" gibi irredentist, insanlığa ve Türk halklarına karşı yöneltilmiş ideolojik yapılar tarihin arşivine gönderildi.
Azerbaycan defalarca resmi düzeyde, işgalden kurtarılan bölgelerde yaşamak isteyen herkesin, etnik Ermeniler de dahil olmak üzere, bunu Azerbaycan'ın egemen yasaları çerçevesinde, doğru toponimleri kullanarak yapabileceğini beyan etmiştir. Hankendi'yi Hankendi olarak adlandırmak, Ağdere'yi Ağdere olarak adlandırmak uluslararası hukukun ve egemenliğin temel gereğidir. Hiç kimse Hankendi'den zorla kovulmamıştır. Bu, gönüllü bir seçim meselesi olmuştur, oysa aynı dönemde Batı Azerbaycan'da Azerbaycanlılara karşı tam tersi yaşanıyordu.

Gerçeklerin sıralaması açık bir kronoloji oluşturmaktadır. 1988'de Batı Azerbaycan'dan tam etnik temizlik, 1992'de Hocalı soykırımı, otuz yıllık işgal ve sistematik toponim politikasıyla devam eden kültürel-tarihi yok etme girişimi, nihayet 2020 ve 2023'te bunların hukuki-askeri restorasyonu. Egemenlik Günü, işte bu uzun, zorlu yolun resmi, hukuki sonucunun adıdır.
Bugün Azerbaycan egemenliğini kutlarken, Ermeniler feryat ederek Hankendi'yi arzuluyorlar. Ama yine de Hankendi'ye Stepanakert diyorlar.
Ey Ermeniler, neden anlamıyorsunuz, Hankendi'ye Stepanakert demekle Hankendi başka bir devletin şehri olmuyor. Şuşa'yı Şuşi olarak adlandırmakla onun Azerbaycan tarihindeki yeri silinmiyor. Kelbecer'i Karvaçar olarak adlandırmakla Azerbaycan'ın egemenliği sorgulanmıyor.
Stepanakert, Şuşi, Karvaçar, Erivan demekle barışa karşı çıkıyorsunuz. Azerbaycan yeni bir savaş istemiyor. Ancak siz yeni bir savaş isterseniz, sözde Ermenistan adını tarihten kendiniz silmiş olacaksınız.
Azerbaycan'ın egemenliği tartışma konusu değildir. Onun korunması, güçlendirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması ise her birimizin sorumluluğudur.
Devlet Egemenliği Günümüz kutlu olsun!