"İsmail bizden gitmedi. O her zaman bizimle. Biz İsmail'le bayram kutluyoruz, sinemaya gidiyoruz, evimizdeki tüm sevinçleri onunla paylaşıyoruz. Ben önce İsmail'le yaşıyordum, şimdi ise şehit İsmail'le yaşıyorum."
Bu sözleri Vatan Savaşı şehidi İsmail Kerimli'nin babası Ceyhun Kerimov Modern.az'a verdiği röportajda söyledi.
Oğlu'nun şehitliğinin hayatını kökten değiştirdiğini belirtti. Savaştan önce sıradan bir vatandaş hayatı yaşadığını söyleyen Ceyhun Kerimov, şimdi üzerinde büyük bir manevi sorumluluk hissettiğini vurguladı.
"Eskiden sabah uyanıp işimize gider, günlük kaygılarımızla meşgul olurduk. Savaştan sonra ise hayatımız tamamen değişti. İsmail'in kahramanlığı, Vatan için yaptıkları bana büyük sorumluluk getirdi. Şimdi ben her adımımda şehit babası olduğumu düşünüyorum. Dışarıdan bana bakan insan bunu davranışlarımdan, insanlara karşı tutumumdan hissetmeli."
"Şimdi beni oğlumun adıyla tanıyorlar"
Şehit babası, İsmail'in çocukluğundan beri karakter olarak ona çok benzediğini belirtti. Yaramaz ve şımarık bir çocuk olsa da, dürüstlüğü, prensipli oluşu ve sabırlı olmasıyla öne çıkıyordu.
Ceyhun Kerimov'un sözlerine göre, İsmail her zaman gerçeği söylemeyi tercih etti, düşüncelerini gizlemedi:
"Ona baktığımda kendi çocukluğumu görüyordum. Bu yüzden onu çok az azarlardım. En çok değer verdiğim özelliği dürüstlüğüydü. Sözünün kime nasıl etki edeceğinden bağımsız olarak, gerçeği söylerdi. Çok mert bir oğlandı."
Babası, İsmail'in kendisinden daha sabırlı olduğunu da kaydetti. Ona göre, bu özelliği daha sonra istihbaratçı olarak yetişmesinde önemli rol oynadı.
"O çok temkinliydi. Herhangi bir olay olduğunda önce düşünür, tartıp biçer, sonra tepki verirdi. Ben bazen sabırsız davranırdım. Herhalde bana eleştiri yapsaydı, 'Baba, biraz sabırlı ol' derdi."
Ceyhun Kerimov, oğlunun adıyla tanınmanın kendisi için büyük bir gurur olduğunu söyledi.
"Genellikle çocuğu babasına göre tanırlar. Ama şimdi bana 'İsmail'in babasıdır' diyorlar. Düşünüyorum ki, evladım nasıl büyük bir mertebeye yükselmiş ki, artık beni onun adıyla tanıyorlar."
"Aldığım bisikleti kiraya verip para kazanıyordu"
Şehit babası röportajında İsmail'in çocukluk yıllarından ilginç bir anısını da paylaştı.
İsmail'in uzun süre kendisinden bisiklet istediğini belirtti. Nihayet, bisiklet alındıktan bir süre sonra babasının karşılaştığı manzara onu şaşırttı.
"Bir gün işten geldim, baktım ki İsmail bankta sessizce oturuyor. Bisikleti de yanında yok. Sordum ki, hep bisiklet isterdin, şimdi neden sürmüyorsun? Bir süre sonra başka bir çocuk onun bisikletiyle geldi, durdu ve İsmail'e para verdi. Meğer bisikletini kiraya verip para kazanıyormuş. Çok güldüm. Kendi kendime dedim ki, bu çocuk artık iş adamlığı yapıyor."
"Savaş başlayınca belgelerini alıp askeri komiserliğe koştu"
Ceyhun Kerimov'un sözlerine göre, İsmail Vatan Savaşı başladığında askerlik hizmetinden sadece iki ay önce dönmüştü.
27 Eylül 2020'de savaşın başladığını öğrenen İsmail, ertesi gün belgelerini alarak askeri komiserliğe gitti.
"Babası olarak ona dedim ki, neden acele ediyorsun, bekle, gelelim, konuşalım. Ama o beklemek istemiyordu. Defalarca askeri komiserliğe gidiyordu. Hatta bir kez orada şikayet etmişti, beni de çağırmışlardı. Annesine diyordu ki, sen bana yürekten hayır dua vermiyorsun, o yüzden gidemiyorum."
Şehit babası, oğlunun savaşa gitme kararını değiştirmenin mümkün olmadığını belirtti.
"Bir gün annesi ondan kız kardeşini öğretmenin yanına bırakmasını rica etti. İsmail çok duygusal tepki verdi. Dedi ki, ben sokağa çıkamıyorum, utanıyorum. Herkes Vatanı korumaya gidiyor, ben ise burada kalmışım. Annesine dedi ki, savaş biterse ve ben orada yer almazsam, bunu kendime affedemeyeceğim."
"Otobüsü durdurup beni son kez kucakladı"
Ceyhun Kerimov, oğlunu cepheye uğurladığı günü de hatırladı.
Onun sözlerine göre, askeri komiserliğin önünde vedalaştıktan sonra İsmail otobüse bindi. Ancak otobüs hareket etmeye başladığında beklenmedik bir olay yaşandı.
"Birden otobüsten sesi geldi ki, durdur, durdur! Hepimiz şaşırdık. Bana 'Ay pa, bin otobüse' dedi. İsmail bana hep böyle hitap ederdi. Otobüse bindim. Sağ koluyla boynumu kucakladı, yanağını yanağıma koydu, beni sıkıca sıktı. Sonra yüzüme bakıp 'İn' dedi."
Baba, İsmail'in duygularını açıkça gösteren biri olmadığından bu davranışının onda garip bir his yarattığını belirtti.
"Otobüsten indiğimde içimden bir düşünce geçti. Büyük oğlum Ravan'a demek istedim ki, herhalde İsmail'i bir daha görmeyeceğiz. Ama dilime getiremedim. Çünkü bu, İsmail'e özgü bir hareket değildi."
"Zor bir operasyona gidiyorum, aramazsam..."
Ceyhun Kerimov, oğlunun son telefon görüşmelerinden birinde ağır bir askeri operasyona hazırlandığını belirttiğini söyledi.
"Bir hafta ondan haber yoktu. Son konuşmamızda bana demişti ki, çok ağır bir operasyona gidiyorum. Olabilir, sana telefon edemeyebilirim. Ben anlıyordum ki, Şuşa operasyonuna gidiyorlar."
Babanın sözlerine göre, oğlunun şehit olduğu haberini ailesinden gelen telefon görüşmesinden anladı.
"Eşim telefon edip sadece 'Ceyhun, eve gel' dedi. Ben artık ne olduğunu anlamıştım. Eve giderken arabayı durdurup bir süre düşündüm. İsmail'le ilgili anılarım gözümün önünden geçti. O an en çok ailemin yanında olmak istiyordum. Çünkü bu haberi birlikte karşılamalıydık."
"Ben oğlumla değil, şehidimle görüşmeye gidiyordum"
Ceyhun Kerimov, İsmail'in şehit olduğu haberini aldıktan sonra onun silah arkadaşlarıyla iletişime geçtiğini belirtti.
Oğlunun son anları hakkında bilgi almak isteyen babaya askerlerden biri başını her zaman dik tutmasını söyledi.
"Bana dedi ki, ömrünün sonuna kadar başını dik tut. Sen öyle bir oğul büyütmüşsün ki, her zaman onunla gurur duyabilirsin. Bu sözler benim için çok büyük anlam taşıyordu."
Şehit babası, oğlunu karşılamak için Füzuli'ye gittiği günü de hatırladı.
"Ben oraya sadece oğlumla görüşmeye gitmemiştim. Ben şehitle görüşmeye gidiyordum. İsmail artık sadece benim evladım değildi. O, Vatanın şehidiydi. Ben onu layıkıyla karşılamak ve uğurlamak istiyordum."
"İsmail asker olmak istiyordu"
Ceyhun Kerimov, oğlunun en büyük arzularından birinin asker olmak olduğunu belirtti.
İsmail ailesinin isteğiyle inşaat mühendisliği üzerine üniversite eğitimi alsa da, geleceğini askeri alanda görüyordu.
"Üniversiteyi bitirdiğinde diplomasını ona verdim. Almadı. Dedi ki, ay pa, ben bunu sizin için okudum. Siz istediniz, ben de okudum. Ama benim başka arzularım var. Ben asker olacağım. Askerlikten döndükten sonra da yeniden askerlik hizmetine gitmek istiyordu."
Şehit babası, oğlunun silah arkadaşları arasında da saygı kazandığını belirtti. Onun sözlerine göre, İsmail silah arkadaşlarıyla birlikte olmaya, en küçük imkanları bile onlarla paylaşmaya çalıştı.
"İsmail hala ailemizin bir üyesi olarak bizimle"
Ceyhun Kerimov röportajında oğlunun yokluğunu aile hayatında nasıl yaşadıklarından da bahsetti.
Onun sözlerine göre, İsmail sinema tutkunuydu, izlediği filmler ve aktörler hakkında geniş bilgisiyle öne çıkıyordu. Kardeşi Ravan'la filmlerden konuşur, kız kardeşi Nuriye'ye ise şakayla çeşitli lakaplar takarmış.
"İsmail çok sinema severdi. İzlemediği film yoktu. Şimdi biz ailece film izlerken herhangi bir sahnede diyoruz ki, İsmail bak bu yerde çok gülerdi. Biz evde onun hakkında geçmişte kalmış biri gibi konuşmuyoruz. Sanki yanımızda oturuyor gibi."
Baba, ailede yaşanan yenilikleri de İsmail'le paylaştıklarını belirtti.
"Kız kardeşinin başarılarından, kardeşinin yaptığı işlerden, ailemizde yaşanan olaylardan bahsediyoruz. İsmail'in anma günü ile ilgili planlarımız olduğunda da onunla konuşuyormuş gibi oluyoruz. Biz onu ailemizden ayırmadık."
"Oğlumun adı benim için en yüksek zirvedir"
Ceyhun Kerimov, şehit babası olmanın sadece gurur değil, aynı zamanda ömür boyu bir sorumluluk olduğunu kaydetti.
"Oğlumun adı benim için en yüksek zirvedir. İsmail'in adı bana emanettir. Ben öyle yaşamalıyım ki, hiç kimse onun adına göre bana eleştiri yapamasın. Eskiden de istemezdim ki, evlatlarım benim hakkımda kötü sözler duysunlar. Şimdi ise bu sorumluluk daha da arttı."
O, şehit ailelerine karşı hassas ve dikkatli davranmak gerektiğini belirtti. Özellikle şehit annelerine büyük saygı duyduğunu vurguladı.
"Ben şehit annesinin elinden öpüyorum. Bana diyorlar ki, sen de şehit babasısın. Diyorum ki, ama o, annedir. Ben şehit annelerine çok yüksek bir mertebe veriyorum."
"Arzum budur ki, evlatlarımız daha savaş görmesinler"
Şehit babası röportajının sonunda Azerbaycan gençlerine de seslendi.
O, Vatana hizmetin sadece savaş meydanında değil, bilim, eğitim ve diğer alanlarda kazanılan başarılarla da mümkün olduğunu belirtti.
"Ben istiyorum ki, bu, son savaşımız olsun. Gelecek nesiller savaş görmesin. Kahraman olmak için mutlaka savaşa gitmek gerekmez. Bugün herhangi bir gencimiz uluslararası olimpiyatta galip geliyorsa, Azerbaycan bayrağını yükseltiyorsa, biz onunla gurur duymalıyız. Ben gençlerimize diyorum ki, okuyun, bilim öğrenin, devletinize, halkınıza faydalı olun."
Ceyhun Kerimov'un sözlerine göre, şehitlerin hatırasını yaşatmanın en önemli yollarından biri onların uğruna mücadele ettikleri Vatanın gelişimine katkıda bulunmaktır.
"İsmail benim başımın tacıdır. Ama o, sadece benim değil, Azerbaycan'ın şehididir. Ben İsmail dediğimde tüm şehitlerimizi düşünüyorum. Onların bize emanet bıraktığı Vatanı korumalı, güzelleştirmeli ve geliştirmeliyiz. Şehitlerimizin ruhunu şad etmenin yolu Azerbaycan'ın adını daha da yükseklere kaldırmaktır."