17 Mayıs 2026, saat 11:58…
Bakü sabahı yağmurlu bir günle açsa da, buna rağmen şehirde büyük bir hareketlilik, aktivite hissediliyordu. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen katılımcılar, gazeteciler, uzmanlar ve gönüllüler, Dünya Şehircilik Forumu'nun 13. oturumunun - WUF13'ün düzenleneceği mekan olan Bakü Olimpiyat Stadı'na doğru yöneliyorlardı.
Katılımcıların rahat ulaşımı için ayrılan otobüslerle Bakü Olimpiyat Stadı'na vardığımda ilk dikkatimi çeken noktalardan biri gönüllüler oldu. Sabahın erken saatlerinden itibaren girişte durup güler yüzle insanları karşılıyor, yön gösteriyor, samimi iletişim kurmaya çalışıyorlardı. Forumun ilk gününden son gününe kadar onların tavırlarında aynı samimiyet, yüzlerinde aynı tebessüm hissediliyordu.

Her sabah “hoş geldiniz”, gün sonunda ise "şimdilik", “yarın görüşmek üzere” sözlerini aynı hevesle söylemeleri ise bambaşka bir alemdi. Henüz onların yabancı konuklarla iletişim kurmak, onlara yardım etmek için gösterdikleri çabaları, hevesi söylemiyorum... Bilirsiniz, her biri gençti. Ama genç olmalarına rağmen, yabancı konuklarla o kadar profesyonel seviyede iletişim kuruyorlardı ki, sanki yılların deneyimli kadroları, uzmanlarıydılar. Azerbaycan gençlerini böyle yetenekli, iletişimci, misafirperver görmek ise insanda gurur ve övünç hissi yaratıyordu.
İçeri girdikten sonra artık forumun ana iş süreci başlıyordu. Ellerinde mikrofon canlı yayına hazırlanan gazeteciler, konu hazırlayan medya temsilcileri, çeşitli ülkelerden gelen televizyon ekipleri adeta aktif hareket halindeydi. MediaHub ise gazetecilerin ana toplandığı mekanlardan birine dönüşmüştü. İçlerinde benim de uzun süredir görmediğim meslektaşlarım vardı. Forum aynı zamanda medya temsilcileri için daha sıkı bir iletişim platformuna dönüştü. Eminim ki herkes bu forum, yüzlerce panel oturumu ve yuvarlak masalar sayesinde yeni yeni tanışlıklar, dostluklar kazandı.
Medya temsilcileri için ayrılan bu odada hem yerel hem de yabancı medya temsilcileri arasında ilginç, interaktif tartışmalar yapılıyordu. Hangi panelin daha önemli olduğu, hangi konuşmaların gündem yaratacağı, gün içinde düzenlenecek etkinlikler tartışılıyordu. Ben derdim ki, burada genel atmosfer bilgi rekabetinden çok dayanışma üzerine kurulmuştu.
İlk günün programı çok geniş olmasa da, öğle saatlerinde Azerbaycan ve BM bayraklarının resmi kaldırma töreni düzenlendi. Yağmurlu hava forumun, işin gidişatına engel olmuyor, aksine, yerel ve yabancı konukların ilgisi ve katılımcı sayısı etkinliğin önemini bir kez daha açıkça gösteriyordu.
Sonraki günlerde forum daha yoğun bir şekilde devam etti. WUF13'ün ikinci gününde Liderler Zirvesi, bakanlar toplantıları, sivil toplum ve kadınlar meclisleri de düzenlendi. Forum artık sadece panel tartışmalarından ibaret bir etkinlik değil, büyük bir uluslararası platforma dönüşmüştü.
Çeşitli oturumlarda küresel konut krizi, güvenli ve kapsayıcı şehirlerin inşası, iklim değişiklikleri, sürdürülebilir kentleşme, şehir yönetiminde yeni teknolojilerin uygulanması gibi konular tartışıldı. Paralel olarak yüzlerce panel, yuvarlak masa ve üst düzey görüşmeler yapıldı. Ana tartışmalar küresel konut krizi, güvenli şehirlerin inşası, iklim değişikliklerine dayanıklı kentleşme ve sosyal eşitlik konuları etrafında yürütülüyordu.
Çeşitli ülkelerden gelen temsilciler kendi şehirlerinde karşılaştıkları sorunlardan bahsediyor, çözüm yollarını paylaşıyorlardı. Özellikle “herkes için konut” meselesi forumun en çok değinilen konularından biriydi.
Forumun üçüncü günü dikkat çeken olaylardan biri Şuşa ve Trabzon şehirleri arasında kardeşlik hakkında memorandumun imzalanması oldu. Bu olay forum çerçevesinde en çok tartışılan konulardan biriydi. Çünkü Şuşa'nın forum çerçevesindeki etkinliklerde, tartışmalarda sık sık gündeme getirilmesi katılımcılar tarafından daima ilgiyle karşılanıyordu.
Forum çerçevesinde düzenlenen sergi alanı ise en çok ilgi gösterilen mekanlardan biriydi. Özellikle Azerbaycan pavyonu dikkat çekiyordu. Burada Karabağ, Doğu Zengezur, Laçın ve Kelbecer'de yürütülen restorasyon-inşaat çalışmaları sunuluyor, çeşitli önemli etkinlikler yer alıyordu. Gelecek projeler, şehir planları ve yapılan işler özel tablolar ve sunumlar aracılığıyla sergileniyordu.
Forumun dördüncü günü kentleşme, iklim değişiklikleri ve sürdürülebilir şehir gelişimi ile ilgili oturumlarla akılda kaldı. Gün boyunca akıllı şehirler, yeşil kentleşme, şehirlerin ekolojik sürdürülebilirliği ve gelecek yönetim modelleri tartışılıyordu. Panel tartışmalarında sık sık dile getirilen fikirlerden biri de şehirlerin geleceğinin sadece altyapı ile değil, insan odaklı yaklaşımla kurulmasının önemiydi. Elbette yabancı temsilciler tarafından bu yönde Azerbaycan tarafından Karabağ ve Doğu Zengezur'da uygulanan yenilikçi şehircilik yaklaşımı, yapılan geniş çaplı çalışmalar özel takdir ve ilgi uyandırıyordu.
“Urban Expo” sergisinde yer alan pavyonlarda dikkat çeken bir diğer nokta ise Azerbaycan kültürünün çeşitli unsurlarının etkinlik mekanında özel bir şekilde sunulmasıydı. Pavyonlarda milli giyim örnekleri, halıcılık sanatı ve tarihi dekoratif unsurlar sergileniyor, bu köşeler yabancı konukların özel ilgisine neden oluyordu.
Özellikle 19. yüzyıla ait Lahıc, Nahçıvan ve Azerbaycan'ın çeşitli bölgelerini yansıtan erkek ve kadın giysileri forum katılımcıları tarafından büyük ilgiyle karşılanıyordu. Milli motiflerle süslenmiş giysiler, eski mücevherat unsurları ve halı örnekleri Azerbaycan'ın zengin kültürel mirasını sergiliyordu. Gün boyunca bu pavyonların önünde durup fotoğraf çektiren, sunulan bilgilerle tanışan yabancı konuklara sık sık rastlamak mümkündü.
Forum mekanında milli giyimde katılan gençler de özel dikkat çekiyordu. Onlar hem etkinliğin genel atmosferine renk katıyor, hem de yabancı katılımcılar için Azerbaycan'ın kültürünü canlı bir şekilde sunuyorlardı. Birçok yabancı konuk milli giyimde olan gençlerle fotoğraf çektiriyor, giysilerin tarihi ve anlamı ile ilgileniyorlardı.
Pavyonların tasarımında da şehircilik ve milli mimari unsurlarının sentezi hissediliyordu. Duvarlarda kullanılan nakışlar, dekoratif geçişler ve sergi köşelerinin yapısı forumun genel konseptine uygun olarak hazırlanmıştı.
Forumun son günü artık farklı bir atmosfer hissediliyordu. Altı gün boyunca kesintisiz, yorulmadan çalışan gazeteciler son röportajlarını hazırlıyor, gönüllüler ise katılımcıları son kez karşılıyorlardı.
...nihayet altı günlük forumun resmi kapanış töreni geldi. Kapanış töreninde de Azerbaycan'ın zengin kültürüne özgü milli müzikler seslendiriliyor, dans gösterileri sunuluyordu. Yabancı konuklar Azerbaycan kültürünü yansıtan gösterileri ilgiyle izliyordu. Şuşa'da, Cıdır Ovası'nda seslenen “Bayatı-Şiraz” bu kez uluslararası öneme sahip bir etkinlikte geniş bir izleyici kitlesi önünde canlı dinlendi.
WUF13 altı gün boyunca Bakü'yü dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen binlerce insanın buluşma noktasına çevirdi. Forum boyunca şehirlerin geleceği, konut sorunları, kentleşme ve sürdürülebilir kalkınma ile ilgili önemli tartışmalar yapıldı. Bununla birlikte, etkinlik Azerbaycan'ın küresel foruma ev sahipliği yapma yeteneklerini, eşsiz şehircilik deneyimini ve zengin kültürünü uluslararası alana sergiledi.





