2008 yılının güzel bir Temmuz akşamıydı.
Beni İstanbul'un meşhur “Sunset” restoranına davet etmişti.
Dediği saatte geldim.
Girişte:
– Yakışıklı bir Rus misafirimiz geldi mi? – diye sordum.
– İki saat önceden gelip, Boğaz'ı seyrediyor – dediler.
Onu uzaktan dalgalı “salt and pepper” saçlarından tanıdım. İstanbul'un en lüks restoranlarından birinin en güzel iki kişilik masasında oturup, Boğaz'ın eşsiz manzarasına dalmıştı. Zaten o güzelliği görmek için de davet saatinden önce gelmişti.
Akşam yavaş yavaş şehrin üzerine iniyordu. Sık sık saatine bakıyor, elindeki küçük fotoğraf makinesiyle Güneş'in batış anını bekliyordu. Açık havada oturmuştuk. Karşımızda Boğaz'ın karaya çalan mavisi uzanıyordu. Gece üzerimize indikçe birinci köprü havada asılı ışıklı bir hatta dönüştü. Kırmızı ve beyaz ışıklar suyun üzerinde titriyor, akıntı onları dağıtıp yeniden kuruyordu…

Vladimir Molçanov Sovyet Merkezi Televizyonu'nun canlı efsanelerinden biri, meşhur radyo ve televizyon sunucusu idi. Tipik bir Rus entelektüeli izlenimi veriyordu. Vicdanlı bir televizyon gazetecisi olarak tanınıyordu. Hem “Vremya” haber programının sunucu yüzlerinden biri olmuş, hem de son derece popüler “Gece Yarısından Önce ve Sonra” (“До и после полуночи”) programını sunmuştu. Uzun boylu, atletik görünümlü bir adamdı; uzun yıllar profesyonel tenis oynamıştı. Ama yüzü çok solgundu, hasta bir insan izlenimi veriyordu.
Masanın üstündeki ışık zayıftı. Rüzgar mumun alevini sağa sola eğdikçe yüzündeki keder daha net görünüyordu. İçki sipariş vermedik. Sade bir yemek istedi. Gece yarısına kadar uzun ve ilginç bir sohbet ettik.
Azerbaycan'dan bahsetti. Karabağ olayları sırasında halkımızın direnişinin ve özgürlük hareketinin Sovyet imparatorluğunun çöküşünü hızlandıran temel faktörlerden biri olduğunu söyledi. O akşam öğrendim ki, Molçanov 1991 yılında Vilnius'taki Ocak olayları sırasında Sovyet ordusunun yaptıklarına itiraz olarak “Vremya” programından ayrılmış, parti biletini gösterişli bir şekilde atmıştı.
Bir anlık sustu.
Sessizliği ben bozdum:
– Peki neden 20 Ocak 1990'da Bakü'de işlenen katliama itiraz etmedin?
Kıpkırmızı oldu. Ne diyeceğini bilemedi. Bir süre sustuktan sonra kısık sesle:
– Evet… O zaman da sesimi yükseltmeliydim, – dedi.
Bu itiraf gecenin en unutulmaz anı oldu...
İyi bir ailede büyümüştü. Babası besteci olmuş, bir zamanlar “Bolşoy Tiyatrosu”na liderlik etmişti. Annesi tanınmış bir aktrisaydı. Kız kardeşi ise Wimbledon finalinde oynamış, sonraları televizyonda spor programlarının meşhur sunucusuna dönüşmüş Anna Dmitriyeva idi...
Bu sabah duydum ki, Vladimir Molçanov 12 Mayıs'ta, 75 yaşında, yıllardır mücadele ettiği hastalıklara yenilerek vefat etmiş.
Onu saygıyla anacağım.