Dünyanın hangi saatindeyiz?
Akrep nerede?
Dünyada neler oluyor?
Bu soruların cevabını biraz biliyoruz, biraz da bilmiyoruz...
Daha çok belirsizlikler var.
Görünenlerden kesin sonuç şudur ki, bir şeyler doğru değil. Ama o bir şeyler ne...
Saatin akrebi zamanı gösterir, akrep ise sokar...
Bugün o akreplerin ikisi etrafımızda dolaşıyor.
Son bir haftaya bakalım. 15 Ekim'de Paşinyan, Azerbaycan ile barış anlaşmasının 2031 yılına kadar imzalanıp onaylanmasını kendi "kişisel gündemi" olarak adlandırdı. Biz ise bu yılın sonunu, gelecek yılın başını bekliyorduk. Azerbaycan beklemeyi bilir, ama beklemeyi bilmek her şeyi beklemek olmadığını Paşinyan Ermenistan'ı daha iyi bilir.

Aynı gün Bakü'deki AQEM zirvesinde Lavrov, Rusya'nın TRIPP'e katılmaya hazır olduğunu, ancak henüz bir başvuru almadığını söyledi. Aralık 2024'te Rusya'nın hava savunma sistemi Azerbaycan'ın yolcu uçağını vurmuştu. Putin bunu Ekim 2025'te Duşanbe'de itiraf etti, bu yılın Nisan ayında ise iki Dışişleri Bakanlığı "istem dışı vurulma" faktını ortak bir bildiriyle kabul etti. Temmuz'da Lavrov Moskova'da bu trajediyle ilgili tüm sorunların çözüldüğünü ve müttefiklik anlaşmasının potansiyelini gerçekleştirmeye doğru ilerlediklerini bildirdi. Acı hafıza ile pragmatik diplomasi yan yana yaşıyor.
Fransa yıllarca Azerbaycan'a karşı en sert dilli Avrupa başkentlerinden biriydi. 20 Ekim'de ise Azerbaycan'ın Fransa Büyükelçisi Leyla Abdullayeva, Fransa'nın birinci hanımı Brigitte Macron'un kadın büyükelçiler için düzenlediği öğle yemeğine katıldı. Sohbet kadınlar, çocuklar, eğitim ve sağlık üzerineydi. Fransa'nın kendi sokakları ise isyan ve siyasi krizle karışık.

İran yıllardır dini kanallarla Azerbaycan'a müdahale girişimleriyle gündeme geliyordu. 20 Ekim'de İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bağayi, okul üniforması tartışmasına ilişkin açıklama yaptı: "Azerbaycan halkı olgun ve basiretli bir halktır". O ekledi ki, bu halk kendi sesini hükümete nasıl ulaştıracağını kendisi belirleyecek. Meselenin karşılıklı anlayış temelinde çözülmesini umduğunu da söyledi. İran'da ise hicaba karşı yeni protesto gösterileri başladı. Bu mesele yüzünden binlerce kızı idam etti.
Şimdi en garip yere geliyoruz. Bir haftanın en temkinli cümlesini Tahran'dan, en sert cümlesini ise kardeş başkentinden duyduk. Cumhurbaşkanı baş danışmanı Oktay Saral, Azerbaycan'ın adımından geri dönmesini beklediğini yazdı, Yeni Azerbaycan Partisi ise bunu iç işlerine müdahale olarak adlandırdı. Aynı günlerde Bahçeli, Çelik ve Zorlu kardeşliğin sesi oldular. Demek ki, Türkiye'nin kendisinde iki ses var, biri akıl, biri alev diliyle konuşuyor..
Peki neden şimdi?
Dünya yanıyor, Fransa sokaklarında isyanlar, İran etrafında yeni darbe ihtimali, petrolün pahalılaşması var. Böyle bir zamanda herkes Güney Kafkasya'da yerini yeniden hesaplıyor. TRIPP, Orta Koridor, Türk Devletleri Teşkilatı ve benzeri. Bizi ise Ekim ayının son haftasında Ankara'da TDT zirvesi bekliyor. O tarafta Orta Asya, biraz o tarafta Türk dünyasının yarını duruyor. Biz bunun farkında mıyız... Bütün kapılar bize açılırken Türkiye düşmanları Türkiye'de kapısını gıcırdatıyor.

Dini değerleri kalkana çevirip kardeşliğe taş atan çevreler var. Onlar ne İslam'ın, ne Türkiye'nin sesidir. Bunu kimin kurduğunu artık biliyoruz. Kimin rahat nefes aldığını görüyoruz.
Azerbaycan her zaman Türkiye'ye sadık olmuştur. Kardeşlik tartışılmaz, kardeşliğe uyulur. Şimdi o tartışılmayan kardeşlik sınava çekiliyor. Biz bu sınavdan alnımızın akıyla çıkmalıyız. Biz Türkiye'yi Azerbaycan kadar seviyoruz, Türkiye'de de Azerbaycan'ı Türkiye kadar seviyorlar. Bunun aksini isteyenlere aramızda yer olmamalıdır.
Bence, aydınların zirvesi lazım. Bakü'den 50, Ankara'dan 50 aydın bir metne imza atsın. Metin kısa olsun, burada bir milletiz, iki devletiz, tartışmamızı kendimiz çözelim. Milletvekilleri, gazeteciler, bilim adamları, sanatçılar susmasın. İki devletin bir millet olarak ayakta kalması değişmemelidir. Dünyanın saati hangi rakamı gösterirse göstersin, bizim saatimiz bir olmalıdır.
Zaman o zamandır.
Bir de, Türkiye dikkat etmelidir. Neden orada Azerbaycan'a karşı güçlerin faallaşmasından sonra İran, Ermenistan, Fransa, Rusya konumunu değiştiriyor.