Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 22 Eylül'de madencilik ve metalurji sanayinin geliştirilmesine ilişkin Devlet Programı'na adanmış toplantıda dile getirdiği düşünceler, işgalden kurtarılan topraklardaki doğal kaynakların kaderi meselesini yeniden gündeme getirdi.
Modern.az hatırlatıyor ki, Cumhurbaşkanı konuşmasında, işgal döneminde Kelbecer, Laçın ve Zengilan bölgelerinde 60 bin hektar orman fonunun yok edildiğini, yağmalandığını, kesildiğini ve satıldığını belirtti. Devlet başkanının sözlerine göre, bu ormanların bir kısmı ise İkinci Karabağ Savaşı'ndan sonra Ermenistan silahlı kuvvetlerinin kontrolünden çıktığında yakıldı.

“Herkesin iyi hatırladığı gibi, hem ağaçları yok ediyorlardı, hem de sıhhi tesisatı unutmamışlardı”, - Cumhurbaşkanı belirtti.
60 bin hektarlık orman kaybı
Bu rakam ilk kez Azerbaycan yönetimi tarafından dile getirilmiyor. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2022 yılında Kelbecer'de “İstisu” sanatoryumunun temel atma töreninde yaptığı konuşmada da işgal döneminde 60 bin hektar orman fonunun yok edildiğini belirtmişti. O konuşmada devlet başkanı, ağaçların kesilmesinin yanı sıra, nehirlerin kirletildiğini, binaların yıkıldığını ve altın yataklarının yasa dışı olarak işletildiğini kaydetmişti.
2023 yılında Laçın bölgesinde özel temsilci Masim Memmedov'u kabul ederken de Cumhurbaşkanı, orman fonunun yasa dışı istismarı sonucunda 60 bin hektarın yok edildiğini, kesildiğini, yağmalandığını ve satıldığını belirtmişti.

Böylece, mesele sadece tek tek ağaçların kesilmesiyle sınırlı değil. Konu, Azerbaycan'ın uzun yıllar boyunca orman kaynaklarının sistematik olarak istismarı ile ilgili ileri sürdüğü iddialardan ibarettir.
Ormanlarla birlikte yeraltı kaynakları da istismar edildi
İşgal yıllarında doğal kaynaklara verildiği belirtilen zarar ormanlarla sınırlı kalmadı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın 1 Nisan 2026 tarihli kararnamesinde de belirtildiği gibi, işgalden kurtarılan topraklarda potansiyel yatakların işletmeye açılması, ülkenin madencilik ve metalurji sanayinin gelişiminin ana yönlerinden biridir. Belgede, Kelbecer, Ağdere ve Zengilan bölgelerindeki yatakların bu açıdan önemine dikkat çekiliyor.
Cumhurbaşkanının 22 Eylül'deki toplantıda yaptığı konuşmada ise altın, bakır ve molibden yataklarının işgal döneminde yağmalandığı belirtildi. Devlet başkanı, işgalden kurtarılan topraklarda mevcut yatakların modern jeolojik yöntemlerle yeniden değerlendirilmesinin ve üretimin genişletilmesinin önümüzdeki dönem için ana yönlerden biri olduğunu söyledi.

Bu açıdan, işgalden kurtarılan toprakların restorasyonu sadece yerleşim yerlerinin yeniden inşası değil, aynı zamanda doğal kaynakların envanterinin çıkarılması ve ekonomik döngüye geri kazandırılması sürecidir.
Topraklar geri verilirken ormanlar da yakıldı
Kasım 2020'de imzalanan üçlü bildiriye göre, Ermenistan silahlı kuvvetleri Ağdam, Kelbecer ve Laçın bölgelerinden belirlenen süreler içinde çekilmeliydi. AGİT'in o döneme ait belgesinde de Ermenistan'ın Kelbecer ve Laçın'dan çekilmesiyle ilgili belirlenen süre belirtiliyor.
Toprakların teslim edilmesi arifesinde, konutların ve diğer nesnelerin yakıldığına dair çok sayıda bilgi yayılmıştı.
Azerbaycan'ın BM'ye sunduğu belgelerde de o dönemde evlerin, okulların ve diğer sivil nesnelerin yakılması, elektrik altyapısı ve diğer ekonomik unsurların sökülmesi, ağaçların kesilmesi ve ormanların yakılması hakkında bilgiler yer aldı.

BM belgelerinde, Azerbaycan'ın sunduğu bilgilere dayanarak, işgal altındaki topraklarda ormanların yok edilmesi, ağaçların kesilmesi ve doğal kaynakların istismarı ile ilgili iddialar da yer almıştır. 2020 yılında BM'ye sunulan materyallerden birinde, uydu görüntüleri temelinde ormanlardan odun taşınması ve madencilik faaliyetleri sonucunda çevreye verilen etki hakkında bilgilerin sunulduğu belirtilmektedir.
Ekolojik sonuçlar yıllarca devam edebilir
Ormanın yok edilmesi sadece o bölgedeki ağaçların azalması anlamına gelmez. Ormanlar toprağın erozyondan korunmasında, su kaynaklarının düzenlenmesinde, biyoçeşitliliğin korunmasında ve iklim süreçlerinde önemli rol oynar.
Bu nedenle, işgalden kurtarılan topraklarda ekolojik restorasyon uzun vadeli bir süreç olarak kabul edilir. Burada sadece ağaç dikmekten değil, orman ekosistemlerinin restorasyonundan bahsedilmektedir.
Önümüzde büyük bir ekolojik restorasyon süreci var
İşgalden kurtarılan topraklarda şu anda paralel olarak birkaç süreç yürütülmektedir: mayın ve patlamamış askeri mühimmatlardan toprakların temizlenmesi, yerleşim yerlerinin kurulması, yolların ve iletişim hatlarının çekilmesi, su ve enerji altyapısının oluşturulması, doğal kaynakların incelenmesi ve ekolojik restorasyon.

Bu süreçlerin her biri diğerine bağlıdır. Mayınlarla kirlenmiş topraklarda orman restorasyon çalışmalarının yapılabilmesi için öncelikle güvenlik meselesi çözülmelidir. Aynı zamanda, yeni altyapı projeleri sırasında doğal peyzajın korunması da önemli konulardan biridir.
Kelbecer, Laçın ve Zengilan'ın doğal kaynakları Azerbaycan'ın sadece ekonomik potansiyelinin bir parçası değildir. Bu bölgelerin ormanları, nehirleri, dağları ve biyoçeşitliliği aynı zamanda ülkenin ekolojik güvenliği açısından da önem taşımaktadır.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in son konuşmasında dile getirdiği 60 bin hektarlık rakam da tam da bu açıdan dikkat çekicidir. İşgal döneminde doğal kaynaklara verildiği belirtilen zararın boyutu, restorasyon sürecinin neden uzun vadeli ve sistemli bir karaktere sahip olduğunu göstermektedir.
Şimdi asıl mesele sadece kaybedilen orman alanlarının hesaplanması değil. Önümüzdeki yıllarda bu alanların yeniden yeşillendirilmesi, doğal ekosistemlerin korunması ve Azerbaycan'ın zengin doğal kaynaklarının gelecek nesiller için saklanmasıdır.
Çünkü yıkılmış bir yapıyı yeniden inşa etmek mümkün olsa da, on yıllar boyunca oluşan orman ekosisteminin restorasyonu daha uzun zaman ve tutarlı bir ekolojik politika gerektirir.
Gülar Hüseynli