Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Orta Doğu'daki güvenlik dengelerine olası etkileri tartışılıyor. Anlaşmanın İran'ın Körfez ülkelerine, enerji altyapılarına ve ABD üslerine yönelik olası askeri baskılarına etkisi ve bölgesel güç dengesinde yaratabileceği değişiklikler dikkat çekiyor.
Konuyla ilgili Modern.az'a açıklama yapan Türkiye'nin eski askeri ataşesi, general Yücel Karauz, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir denge unsuru olarak öne çıktığını belirtti:
“Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Anlaşmanın İran'ın Körfez ülkelerine, enerji altyapılarına ve ABD üslerine karşı sahadaki askeri baskısı ve saldırıları üzerindeki olası etkilerini birkaç temel yönde değerlendirmek mümkündür.
Öncelikle, bu anlaşmanın doğrudan bir askeri çatışmadan ziyade bir caydırıcılık mekanizması olarak işlev görmesi bekleniyor. Anlaşmanın temelini oluşturan 'üç ülkeden birine yapılan saldırı, hepsine yapılmış sayılır' ilkesi, kolektif bir caydırıcılık şemsiyesi oluşturuyor. Bu da İran'ın veya desteklediği güçlerin Körfez'deki petrol yataklarına ve kritik altyapılara doğrudan veya dolaylı saldırı kararı verirken daha ciddi stratejik ve diplomatik hesaplamalar yapmasına neden olabilir.
Aynı zamanda, İran'ın bu anlaşmaya ilişkin daha ihtiyatlı bir diplomatik dil seçmesi dikkat çekiyor. Tahran, anlaşmanın doğrudan İran'a karşı yönelmediğini vurgulayarak gerilimin daha da artmasını engellemeye çalışıyor. İran, Türkiye ve Pakistan gibi bölgesel aktörlerle doğrudan bir çatışmaya girmekte çıkarı yok. Bu nedenle, bu tür ittifakların oluşumunu hemen bir savaş nedeni olarak değil, dikkatle izlenmesi gereken stratejik bir süreç olarak değerlendiriyor.
Anlaşmanın diğer önemli tarafı güvenlik yükünün paylaşılmasıdır. Körfez ülkelerinin güvenlik meselelerinde sadece ABD'nin sağladığı şemsiyeye bağlı kalması, İran'ın asimetrik tehditleri karşısında her zaman yeterli esnekliği sağlamıyordu. Mekke Anlaşması ise bölgede ABD faktörüne alternatif değil, ek bir bölgesel güvenlik katmanı oluşturuyor. Bu çok katmanlı yapı, İran'ın caydırılmasına yönelik yerel ve bölgesel imkanları güçlendirebilir.”

Yücel Karauz, anlaşmanın uzun vadeli etkisinin kağıt üzerinde kalmasından değil, pratik ve kurumsal mekanizmalara dönüşmesinden bağlı olacağını kaydetti:
“Bu anlaşma, bölge ülkelerinin dışarıdan gelen güvenlik taahhütlerine tam bağımlılığını azaltmak ve daha esnek bir güvenlik ağı oluşturmak açısından önemlidir. Gelecekte Mısır gibi diğer bölgesel aktörlerin de bu yapıya katılması, onun etki alanını ve caydırıcılık kabiliyetini daha da artırabilir.
Bununla birlikte, hava savunma sistemlerinin entegrasyonu, ortak askeri tatbikatlar, füze savunma yeteneklerinin artırılması ve istihbarat bilgilerinin paylaşılması gibi mekanizmaların oluşturulması, anlaşmanın gerçek askeri etkisini belirleyecektir. Türkiye'nin savunma sanayisindeki imkanları ile Pakistan'ın askeri tecrübesinin Körfez ülkelerinin güvenlik sistemi ile entegrasyonu, bölgesel kuvvetler dengesine etki edebilecek potansiyele sahiptir.”
General, anlaşmanın sadece askeri değil, diplomatik açıdan da önemli bir mekanizmaya dönüşebileceğini ekledi:
“Kriz durumunda Türkiye ve Pakistan'ın sürece dahil olması, gerilimin kontrolden çıkmasını engelleyen diplomatik bir tampon rolü oynayabilir. Tahran ile Körfez başkentleri arasında yaşanan gerilimin doğrudan sıcak bir savaşa dönüşmemesi için diplomatik kanalların açık tutulması açısından bu tür çok taraflı platformlar sigorta fonksiyonu taşıyabilir.
Sonuç olarak, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, kısa vadeli perspektifte İran'ın olası adımlarına karşı otomatik bir saldırı mekanizması değildir. Daha çok bölgesel dengeyi koruyan, güvenlik yükünü paylaşan ve Tahran'ın olası yanlış hesaplamalarını engellemeye yönelik kolektif bir caydırıcılık şemsiyesi olarak değerlendirilebilir. Anlaşmanın asıl gücü ise tarafların üstlendikleri taahhütleri ne ölçüde ameli ve kurumsal adımlarla destekleyeceğinden bağlı olacaktır.”