Geçtiğimiz gün Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı (Dışişleri Bakanlığı), 31 Türkiye vatandaşının "istenmeyen kişiler" listesine dahil edildiğini açıkladı. Bakanlığın açıklamasına göre, bu kişilerin beyanları Azerbaycan'ın egemenliğine, milli güvenliğine, anayasal düzenine, halkına ve yönetimine karşı yöneltilmiş, ayrıca şiddet ve dini düşmanlığın teşvikiyle ilişkilendirilmiştir. Listede Türkiye'nin siyasi, medya ve dini çevrelerinde tanınan kişiler de yer almıştır.
Modern.az bu kişilerin hangi hukuki şartlar altında "istenmeyen kişiler" listesinden çıkarılabileceğini araştırmıştır.
Azerbaycan Cumhuriyeti Göç Kanunu'nun 23.2. maddesine göre, yabancının ülkede bulunmasının istenmeyen kabul edilmesi 5 yıl süreyle belirlenir. İlgili esaslar ortadan kalkmadığında bu süre aynı süreyle uzatılabilir. Böylece, mevzuat "istenmeyen kişi" statüsünü otomatik olarak ömür boyu yasak olarak belirlemez. Bununla birlikte, beş yıllık sürenin sona ermesi, o kişinin Azerbaycan'a girişine otomatik izin verilmesi anlamına gelmez. Kısıtlamanın yürürlükte kalması veya değiştirilmesi, uygulanmasına neden olan durumlara ve ilgili karara bağlıdır.
Göç Kanunu'nun 16.3. maddesi de giriş kısıtlamasına neden olan esaslar ortadan kalktığında ilgili bilginin "Giriş-Çıkış ve Kayıt" idarelerarası otomatik bilgi-arama sistemindeki aktif statüsünün değiştirilmesini öngörür. Başka bir deyişle, mevzuat bu tür kısıtlamaların değiştirilmesini prensip olarak dışlamaz. Ancak belirli bir kişinin hangi prosedürle listeden çıkarılabileceği ve bunun için hangi şartların gerektiği, hakkında alınan kararın hukuki esaslarına bağlıdır.
Özür dilemek yeterli mi?
Mevzuatta özür dilemek "istenmeyen kişi" statüsünün kaldırılması için ayrı ve otomatik bir esas olarak gösterilmemiştir. Hukuki açıdan temel mesele, kısıtlamanın uygulanmasına neden olan durumların ortadan kalkıp kalkmadığıdır. Kişinin pozisyonunu değiştirmesi veya önceki beyanlarından pişmanlık duyduğunu bildirmesi, ilgili organ tarafından değerlendirilebilecek faktörlerden biri olabilir. Ancak bunun yasağın kaldırılması için yeterli olup olmadığını genel olarak söylemek mümkün değildir.
Meslek ve sosyal statü bir ayrıcalık yaratır mı?
Listede siyasetçilerin, gazetecilerin, blog yazarlarının, yazarların ve dini çevre temsilcilerinin yer alması, statülerinin yasağın kaldırılmasını etkileyip etkilemediği sorusunu gündeme getiriyor. Ancak Göç Kanunu'nda bu meslek ve kategoriler için ayrıca bir ayrıcalık veya özel "affetme" mekanizması öngörülmemiştir. Kişinin gazeteci, siyasetçi veya din adamı olması, kendi başına listeden çıkarılması için hukuki bir esas oluşturmaz. Her durumda temel mesele, kararın hangi hukuki esaslarla alındığı, bu esasların ortadan kalkması ve kısıtlamanın değiştirilmesi için öngörülen prosedürlerin uygulanmasıdır.
Azerbaycan - Türkiye ilişkileri kararı etkileyebilir mi?
Azerbaycan ile Türkiye arasındaki müttefiklik ilişkileri, meselenin diplomatik düzeyde tartışılmasına zemin hazırlayabilir. Bununla birlikte, iki ülke arasındaki yakın ilişkiler, Türkiye vatandaşlarının Azerbaycan'a girişine konulan kısıtlamanın otomatik olarak kaldırılması için hukuki bir esas sayılmaz. Böylece, 31 Türkiye vatandaşının Azerbaycan'a gelme imkanları ne sadece özür dilemelerine, ne de onların sosyal statülerine bağlıdır. Belirleyici nokta, kısıtlamanın uygulanmasına neden olan esasların ortadan kalkıp kalkmadığı, haklarında alınan kararların hukuki özellikleri ve yetkili organın ilgili kararıdır.