Azerbaycan'ın İstanbul Başkonsolosluğu ve Ankara Büyükelçiliği önünde düzenlenen protesto gösterileri, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri ve diplomatik temsilciliklerin güvenliğiyle ilgili tartışmaları gündeme getirdi. Eylemlerin organizatörleri, olası koordinasyon bağlantıları ve sosyal medyada yayılan bilgilerin etkisi dikkat çeken konular arasında yer alıyor.
Konuyla ilgili Modern.az'a açıklama yapan Türk güvenlik uzmanı İmbat Muğlu, Azerbaycan'ın diplomatik temsilcilikleri önünde düzenlenen eylemlerin iki ülke arasındaki stratejik ilişkiler açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti:
“Mesele sadece diplomatik temsilciliklerin önünde toplanan insanların sayısıyla sınırlı değil. Asıl mesele, bu eylemlerin hangi koşullarda ortaya çıktığı, kimler tarafından organize edildiği, nasıl yönlendirildiği ve iki kardeş ülke arasındaki ilişkileri etkilemek amacıyla kullanılıp kullanılmadığıdır. Diplomatik temsilciliklere karşı ortaya çıkan her ciddi güvenlik tehdidi, devletçilik anlayışıyla araştırılmalıdır. Protestoların görünen nedenleri ile olası stratejik sonuçları birbirinden ayrılmalıdır.”
Uzmana göre, eylemlerin düzenlenmesinde hangi kişi ve kurumların rol oynadığı, etkinlikler arasında koordinasyon olup olmadığı, finansmanda yasa dışı dış kaynakların kullanılıp kullanılmadığı ve sosyal medyada koordineli bir dezenformasyon kampanyasının yürütülüp yürütülmediği araştırılmalıdır.
İ. Muğlu, bu soruların cevaplarının varsayımlara değil, yasal yollarla elde edilen istihbarat bilgilerine, mali kayıtlara, açık kaynakların analizine ve gerektiğinde hukuki araştırmalar çerçevesinde toplanan kanıtlara dayanması gerektiğini kaydetti.
Türk uzman, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin sadece tarihi kardeşlik anlayışına dayanmadığını vurguladı:
“Bu birlik, Güney Kafkasya'nın güvenlik mimarisine, enerji koridorlarına, ulaşım bağlantılarına ve Türk dünyasının jeopolitik geleceğine doğrudan etki etmektedir. Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik seviyesine yükselen ilişkiler, iki ülkenin savunma ve güvenlik alanlarındaki işbirliğine kurumsal bir nitelik kazandırmıştır. Bu nedenle, Türkiye ile Azerbaycan arasında ortaya çıkabilecek kamusal veya diplomatik gerilimler, bölgesel rekabet koşullarında çeşitli aktörler tarafından siyasi amaçlar için kullanılabilir. Diplomatik temsilciliğin önünde düzenlenen protesto eylemi, kendi başına devletlerarası bir kriz anlamına gelmez. Ancak doğru yönetilmeyen bir olay, iki ülkenin kamuoyları arasında asılsız bir güvensizliğe neden olabilir.”
Uzman, Türkiye'nin devletçilik geleneğinin hem diplomatik temsilciliklerin güvenliğini sağlamaya hem de vatandaşların anayasal haklarını korumaya imkan verdiğini ekledi. Ona göre, provokasyon ihtimali göz ardı edilmemeli, ancak kanıt olmadan kimse suçlanmamalıdır.
İ. Muğlu, modern çağda güvenlik tehditlerinin sadece silahlı saldırılarla sınırlı kalmadığını da dikkat çekti. Dezenformasyon, toplumsal kutuplaşma, dijital manipülasyon ve diplomatik gerilimin kasıtlı olarak derinleştirilmesinin de modern güvenlik ortamının önemli unsurlarından olduğunu belirtti.
_nUzmana göre, protesto eylemlerinin arkasında dış müdahale olup olmadığı araştırılırken, barışçıl siyasi veya dini görüşlerini ifade eden vatandaşların otomatik olarak dış güçlerle ilişkilendirilmesinden kaçınılmalıdır:
“Gerçek güvenlik, sadece tehditleri belirlemekten değil, tehdit olmayan faktörleri de doğru ayırt etmekten ibarettir.”
Türk güvenlik uzmanı, Azerbaycan'ın diplomatik temsilciliklerinin güvenliğinin sadece polisin aldığı tedbirlerle yetinmemesi gerektiğini düşünüyor. Bu mesele aynı zamanda karşılıklı güvenin, kurumsal dayanışmanın ve diplomatik sorumluluğun bir göstergesidir.
İ. Muğlu'nun görüşüne göre, Ankara Azerbaycan'ın diplomatik temsilciliklerini korumalı, Bakü ile kesintisiz iletişim halinde olmalı ve dış müdahale girişimleri mevcut olduğu takdirde bunları somut kanıtlar temelinde ortaya çıkarmalıdır.
Son olarak, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini korumanın yolunun gerçek tehditleri doğru belirlemekten, provokasyonları önlemekten ve iki devlet arasındaki stratejik güveni güçlendirmekten geçtiğini vurguladı.
“Güçlü müttefiklikler sadece ortak zaferlerle değil, aynı zamanda hassas dönemlerde sergilenen soğukkanlılık, hukuka saygı ve devletçilik anlayışıyla pekişir. Azerbaycan'ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in dediği gibi, ilişkilerimiz 'Bir millet, iki devlet' prensibine dayanır” diye ekledi uzman.