Fransa'da son yıllarda düzenlenen kitlesel protestolar, emeklilik reformlarına karşı eylemler ve sosyal hoşnutsuzluklar, ülkedeki siyasi ve ekonomik sorunları yeniden gündeme getirdi. Hayat pahalılığı, sosyal güvenlik endişeleri ve iktidarın kararlarına duyulan güvensizlik, toplumdaki gerilimin temel nedenleri arasında gösteriliyor. Uzmanlar, sosyal taleplerin dikkate alınmaması ve siyasi kutuplaşmanın derinleşmesinin Fransa'da istikrar için ek riskler yaratabileceğini düşünüyor.
Modern.az'a yaptığı açıklamada, Milli Meclis İnsan Hakları Komitesi Başkan Yardımcısı Arzuhan Alizade, Fransa'da yaşananları sadece münferit olaylarla veya belirli grupların faaliyetleriyle ilişkilendirmenin doğru olmadığını belirtti.
Onun sözlerine göre, 2018'de "Sarı Yelekliler" hareketiyle başlayan protestolar, 2023'te emeklilik reformlarına karşı düzenlenen eylemler ve şu anda gözlemlenen gösteriler aynı sorunun farklı aşamalarıdır:
"İnsanlar hayat pahalılığından, sosyal güvenlik endişelerinden, eğitim alanındaki sorunlardan ve kararların alınmasında kendi pozisyonlarının dikkate alınmamasından şikayetçidirler. Bu açıdan, Fransa'da yaşananları sadece münferit olaylara veya belirli grupların faaliyetlerine bağlamak doğru olmazdı."
Milletvekili, Emmanuel Macron iktidarına karşı hoşnutsuzlukların temel nedenlerinden birinin, reformlar sırasında yeterli kamuoyu mutabakatının ve sosyal diyaloğun sağlanamaması olduğunu kaydetti. Özellikle emeklilik yaşının 62'den 64'e çıkarılması toplumda ciddi bir direnişle karşılandı.
"'Sarı Yelekliler' hareketi de gösterdi ki, ekonomik kararlar insanların günlük hayatını doğrudan etkilediğinde ve onların endişeleri yeterince dinlenmediğinde, hoşnutsuzluk daha geniş bir siyasi protesto biçimine dönüşebilir," diye vurguladı.
Arzuhan Alizade'ye göre, Fransa'da siyasi kurumlara olan güvenin zayıflaması ve toplumun farklı kesimleri arasındaki çelişkilerin derinleşmesi ülkedeki kutuplaşmayı güçlendiriyor. O, iktidarın protestolara sadece bir güvenlik sorunu olarak yaklaşmasının ve sosyal taleplerin özünü ikinci plana atmasının krizin çözümünü zorlaştırabileceğini düşünüyor.
Milletvekili aynı zamanda gösteriler sırasında şiddet olaylarının, yıkımların ve kamu düzeninin bozulmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Onun sözlerine göre, temel mesele kamu güvenliğinin korunması ile vatandaşların meşru hoşnutsuzluklarının dinlenmesi arasında doğru bir denge kurulmasıdır.
"Fransa'nın önündeki temel zorluk, siyasi iktidar ile toplum arasında güvenin yeniden tesis edilmesidir. Sosyal sorunların çözümü sadece idari tedbirler ve sert güvenlik yaklaşımıyla mümkün değildir. Bunun için hükümet, insanların sosyal refahına, eğitim ve istihdam olanaklarına, satın alma gücüne dair endişelerine gerçekçi yanıt vermeli, siyasi kararların alınmasında kamuoyu tartışmalarını ve diyaloğu güçlendirmelidir.
Aksi takdirde, mevcut hoşnutsuzluk daha da derinleşebilir, siyasi parçalanma yönetimi zorlaştırabilir ve ülkede uzun vadeli istikrarsızlık risklerini artırabilir. Fransa'da yaşananlar bir kez daha gösteriyor ki, demokratik devletlerde siyasi istikrarın temel şartlarından biri toplumun güvenini korumak ve sosyal adalet duygusunu sağlamaktır," diye Arzuhan Alizade sözlerini tamamladı.